— Neyse… diyerek geçiyoruz; çünkü hakikati söylemek bedel istiyor, susmak ise alışkanlık yapıyor.

— Neyse… dostluk diyoruz ama menfaatin gölgesinde büyüyen ilişkiler, ilk güneşle soluyor.

— Neyse… aile diyoruz; aynı sofrada oturup farklı niyetlerle kalkmayı normalleştirdik.

— Neyse… arkadaşlık diyoruz; omuz veren değil, fırsat kollayan ciddiyetsiz kalabalıklar biriktiriyoruz.

— Neyse… iş hayatı diyoruz; liyakatin değil, “kim kimi tanıyor”un hüküm sürdüğü bir düzeni kabullendik.

— Neyse… dava diyoruz; inancın yerini sloganlar, samimiyetin yerini sahne ve WhatsApp mesajları aldı.

— Neyse… akademi diyoruz; bilginin izzetini, unvanların gölgesinde ve koridordan koridora necis lafları taşımada kaybettik.

— Neyse… siyaset diyoruz; hizmetin dili unutuldu, hesapların dili ezberlendi, halkın umudu kurudu.

— Neyse… cemaat diyoruz; ihlasın yerine hizip, kardeşliğin yerine klikler konuştu. Ama herkes bir o biçim sofi...

— Neyse… iş ve aş diyoruz; üretmeden görünür olmanın incelikleri öğretiliyor artık.

— Neyse… fırıldaklık diyoruz; rüzgâra göre yön değiştirenler, “esneklik” diye alkışlanıyor.

— Neyse… masumiyet diyoruz; en çok da kirlenmiş olanlar, en temiz cümleleri kuruyor.

— Neyse… fesat olunmaz diyoruz; kalpler değil, kulisler çalışıyor.

— Neyse… laf taşıma hiç olur mu diyoruz; hakikat yavaş yürürken, dedikodu koşarak yayılıyor.

— Neyse… sadakat diyoruz; zor zamanın değil, rahat günlerin dostluğu makbul sayılıyor.

— Neyse… güzel ahlak diyoruz; herkes başkasına vaaz veriyor, kendine muafiyet tanıyor.

— Neyse… samimiyet diyoruz; yüzler gülüyor ama niyetler diş biliyor.

— Neyse… güven diyoruz; artık kimse kimseye değil, ihtimallere inanıyor.

— Neyse… sabır diyoruz; sabreden değil, kestirmeden giden kazanıyor sanılıyor.

— Neyse… hakikat diyoruz; en çok da eğilip bükülen, en az da dile getirilen o oluyor.

— Neyse… deyip geçtikçe, içimizde birikenler büyüyor; sustukça değil, susturuldukça eksiliyoruz.

Ve belki de en acısı şu: “Neyse” dediğimiz her yerde biraz daha ilahi düzenden vazgeçiyoruz; önce sözden, sonra özden, en sonunda da kendimizden…