Ağrı İl Kültür, Tanıtım ve Turizm Faaliyet Planı kamuoyuyla paylaşıldı. Başlığı gerçekten güçlü: “İnancın ve Tarihin Zirvesi.” İlk bakışta vizyoner, iddialı ve hedef odaklı bir çerçeve sunuyor.
Ağrı İl Kültür, Tanıtım ve Turizm Faaliyet Planı kamuoyuyla paylaşıldı. Başlığı gerçekten güçlü: “İnancın ve Tarihin Zirvesi.” İlk bakışta vizyoner, iddialı ve hedef odaklı bir çerçeve sunuyor. “Zirve” ifadesi elbette Ağrı Dağı’na gönderme yapıyor. “İnanç” kavramı ise Nuh’un Gemisi, Ağrı Dağı ve Ahmed-i Hani üzerinden şekillenen kadim bir turizm kimliğine dayanıyor. Bu açıdan bakıldığında başlık hem şık hem de iddialı.
Ancak mesele başlık değil; içeriğin bu başlığı taşıyıp taşıyamadığıdır.
Planın ilgili bölümlerine yakından bakıldığında ciddi eksiklikler, tutarsızlıklar ve özellikle rakamsal problemler hemen göze çarpıyor. Esas soru şu: Bu gerçekten stratejik bir yol haritası mı, yoksa rakam merkezli bir temenni metni mi? Çünkü bir planda rakamlar, gerçeği yansıtan en temel unsurlardır. Eğer rakamın dayanağı yoksa, planın zemini de sağlam değildir.
Özellikle ziyaretçi hedefleri tablosu, doğa turizmi projeksiyonları, inanç turizmi artış hedefleri ve müzecilik başlıkları incelendiğinde dikkat çeken ortak unsur şudur: Hedef var ama bu hedefe nasıl ulaşılacağı somut değil.
“Destinasyon odaklı projeler” ifadesi sıkça geçiyor. Peki bu projeler nedir? Ahmed-i Hani Türbesi için nasıl bir ziyaretçi deneyimi tasarlanıyor? Nuh’un Gemisi İzi için bir çevre düzenlemesi, yönlendirme sistemi ya da ziyaretçi merkezi planı var mı? Toprakkale Camii’ne turist nasıl çekilecek? Bir köy yerleşimindeki bu yapıya düzenli tur akışı nasıl sağlanacak? Tur operatörleriyle yapılmış somut bir protokol var mı? Planlanan bir anlaşma var mı? Ortada bu soruların cevabı yok.
Oysa destinasyon projesi yalnızca “tanıtımı artıracağız” demek değildir. Fiziki düzenleme gerekir. Otopark gerekir. Yönlendirme tabelaları gerekir. Ziyaretçi merkezi gerekir. Rehberlik altyapısı gerekir. Tur operatör bağlantıları gerekir. Konaklama entegrasyonu gerekir. Bilet sistemi entegrasyonu gerekir. Kısacası mekanizma gerekir. Bu mekanizmalar planda yer almıyor.
Ziyaretçi sayıları ise başlı başına bir handikap. 2025 yılı için 450 bin ziyaretçi olduğu söyleniyor. Oysa İshak Paşa Sarayı’nın resmi ve ölçülebilir ziyaretçi sayısı 210 bin civarında. Peki geri kalan alanlarda ölçüm nasıl yapıldı? 450 bin rakamı nereden geliyor?
Ahmed-i Hani Türbesi bağımsız bir destinasyon alanı değil. İshak Paşa Sarayı’na gelen 210 bin kişinin neredeyse tamamı zaten Ahmed-i Hani Türbesi’ni de ziyaret ediyor. Buna rağmen Türbe için ayrıca 190 bin ziyaretçi yazılmış. Bu durumda çifte sayım ihtimali ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Kaldı ki Türbe’ye gelenlerin önemli bir kısmı yerel ziyaretçi. Cuma namazı sonrası gelenler, piknik için çıkanlar… Bunları turizm istatistiği olarak yazmak metodolojik bir hatadır.
İshak Paşa Sarayı’nı bir kenara bırakalım. Ağrı Dağı için verilen 5 bin ziyaretçi verisi hangi ölçüme dayanıyor? Türkiye Dağcılık Federasyonu verilerinde geçmişte 20-25 bin tırmanış sayıları konuşulurken bugün 5 bin nasıl hesaplandı? Meya Mağaraları için 15 bin rakamı nasıl elde edildi? Yılda 2 bin kişinin zor gittiği bir alan için bu sayı gerçekçi mi? Diyadin Kaplıcaları için 30 bin ziyaretçi verisi hangi sayaçtan çıktı? Sağlık turizmi kapsamında kaç yabancı turist geldiği net mi?
Sahada dijital sayaç yok. Merkezi veri entegrasyonu yok. Aylık performans raporu yok. Bu durumda 450 bin ziyaretçi var diyerek 667 bine çıkacağız demek, planın en baştan zayıf bir zemine oturmasına neden oluyor.
2027 için konulan 667 bin hedefi sadece bir rakam. Bu artış hangi ekonomik ve lojistik altyapıyla sağlanacak? Yeni bir havalimanı mı açılacak? Kaç yeni konaklama tesisi devreye girecek? İki yıl içinde 200-250 bin ilave turist nasıl gelecek? Kaç tur operatörüyle anlaşma yapıldı? Hangi uluslararası organizasyon takvime bağlandı?
İshak Paşa Sarayı’nın ziyaretçi sayısını 210 binden 300 bine çıkarmak kolay bir cümle. Ama bunun kapasite, personel, pazarlama ve altyapı karşılığı nedir? Geçmiş veriler ortada. Bu rakam yıllardır 150-230 bin bandında gidip geliyor. Böyle bir artışın zemini yoksa hedefin anlamı da yoktur.
Müzecilik başlığı da benzer bir durum sergiliyor. Ağrı Müzesi konusu 15 yıldır gündemde. Ancak klasik arkeolojik müzelere merkezi düzeyde sıcak bakılmadığı biliniyor. Yeni bir arkeolojik müze için ciddi bütçe ayrılması pek mümkün görünmüyor. Dijital müze çalışması zaten özel idare ve SERKA tarafından planlanıyor. Zaten yapılacak bir projeyi stratejik hedef gibi yazmak planın derinliğini artırmıyor.
“Kültür rotası oluşturulacak” deniyor. Oysa Doğubayazıt merkezli İshak Paşa – Ahmed-i Hani – Nuh’un Gemisi – Ağrı Dağı hattı yıllardır fiilen var. Geçmişte “24 saatte Ağrı”, “48 saatte Ağrı” rotaları çıkarılmış. Turizmciler bu rotaların zaten uygulandığını söylüyor. Yeni olan nedir? Yeni aks nerede? Yeni destinasyon bağlantısı nerede?
Planın farklı bölümlerinde rakamların birden fazla yerde tekrarlandığı, çifte sayım ihtimalinin bulunduğu ve mevsimsel analiz yapılmadığı da dikkat çekiyor. Oysa asıl mesele basit: Ölçüm yoksa strateji sağlıklı kurulamaz.
Öncelik dijital ölçüm altyapısı olmalı. Merkezi turizm veri sistemi kurulmalı. Aylık performans raporları yayımlanmalı. Ardından gerçekçi bir artış senaryosu hazırlanmalı. Vizyoner projelerle çerçeve plan güçlendirilmeli.
667 bin hedefi Ağrı’nın mevcut gerçekliği dikkate alındığında oldukça iddialı, hatta ulaşılması zor görünüyor. Geçmiş verilere bakıldığında bu artışın altyapısız gerçekleşmesi mümkün değil.
Diğer kurumların planları geldiğinde onları da değerlendireceğiz. Tarımda hedeflerin önemli bir kısmına ulaşılabilir. Gençlik ve sporda belli oranlarda başarı sağlanabilir. Doğruya doğru, yanlışa yanlış demek gerekir.
Ama bu turizm planı, şu haliyle, uygulanabilirliği zayıf; rakamsal olarak sorunlu; daha çok “plan hazırladık” görüntüsü veren bir belge izlenimi bırakıyor.
Başlık çok güzel. Ancak zirveye çıkmak için önce sağlam bir yol haritası gerekir.