Bugün Ağrı’da farklı bir yönetim aklının, şehrin geleceğine dair daha bütünlüklü bir bakışın izlerini görmeye başladığımızı düşünüyorum.
Ağrı, yıllardır sahip olduğu potansiyeli tam anlamıyla kullanamayan; dağıyla, sınır kapısıyla, tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla büyük imkânlar barındırmasına rağmen çoğu zaman geri kalmışlık algısıyla anılan bir şehir oldu. Ancak bugün Ağrı’da farklı bir yönetim aklının, şehrin geleceğine dair daha bütünlüklü bir bakışın izlerini görmeye başladığımızı düşünüyorum.
Ağrı Valisi Dr. Önder Bozkurt’un göreve geldiği günden bu yana attığı adımlara baktığımızda, şehrin röntgenini iyi çektiğini söylemek mümkün. Çünkü Ağrı’nın hangi alanlarda eksik kaldığını, hangi noktalarda müdahaleye ihtiyaç duyduğunu ve hangi potansiyellerle ayağa kalkabileceğini gören bir yaklaşım var karşımızda.
AFAD tecrübesiyle afet risklerine yönelik önleyici çalışmalar, Gürbulak Sınır Kapısı’nın yeniden gündeme taşınması, Ağrı Müzesi, İl Halk Kütüphanesi, Tıp Fakültesi, Tekstilkent, organize sanayi bölgesi ve OSB’ye doğal gaz götürülmesi gibi başlıklar ayrı ayrı değerlendirildiğinde önemli; fakat birlikte okunduğunda çok daha anlamlıdır. Çünkü bütün bu adımlar Ağrı’nın yalnızca bugünkü sorunlarını çözmeye değil, yarınki konumunu güçlendirmeye dönük hamlelerdir.
AĞRI’YI SADECE YÖNETMEK DEĞİL, AĞRI’YI ANLAMAK
Bir şehri yönetmek ile bir şehri anlamak aynı şey değildir. Ağrı gibi yıllardır birçok alanda geride bırakılmış bir şehirde, yalnızca rutin kamu hizmetlerini yürütmek yeterli olmaz. Bu şehirde meseleye daha geniş bakmak, eksikleri doğru tespit etmek ve bu eksikleri şehrin geleceğini inşa edecek projelerle gidermek gerekir.
Benim gördüğüm kadarıyla Vali Dr. Önder Bozkurt’un Ağrı’daki en önemli farkı da burada ortaya çıkıyor. Ağrı’nın 81’inci sırada yer almasının tesadüf olmadığını bilen, geri kalmışlığın yalnızca ekonomik değil; sosyal, kültürel, sportif ve kurumsal yönleri olduğunu gören bir yönetim anlayışı var.
Bu yüzden Türkiye SKIL Enduro ve ATV Şampiyonası’nın Ağrı’da yapılacak olmasını sıradan bir spor etkinliği olarak görmüyorum. Bu organizasyon, Ağrı’nın kendisini Türkiye’ye ve belki de ilerleyen yıllarda dünyaya farklı bir yüzüyle anlatma fırsatıdır.
Yaptığım araştırmalarda gördüm ki Enduro ve ATV şampiyonaları daha önce Bilecik, Kayseri ve Rize gibi farklı illerde düzenlenmiş; bu organizasyonlar yapıldıkları şehirlerde yalnızca sporcuları değil, binlerce izleyiciyi, basını, turizm hareketliliğini ve ciddi bir tanıtım gücünü beraberinde getirmiştir. Özellikle Bilecik’te yapılan organizasyonlarda on binlerce kişinin yarışları takip ettiği, şehirde ciddi bir hareketlilik oluştuğu görülüyor. Bu da bize şunu gösteriyor: Doğru planlanırsa bu organizasyon Ağrı için büyük bir tanıtım kapısına dönüşebilir.
SPOR TURİZMİ AĞRI İÇİN YENİ BİR BAŞLANGIÇ OLABİLİR
Spor turizmi artık dünyada şehirlerin kaderini değiştiren önemli alanlardan biri haline geldi. Bir şehrin doğal güzellikleri, coğrafi zorlukları, kültürel mirası ve ulaşım imkânları doğru bir organizasyonla birleştiğinde, ortaya yalnızca bir yarış değil, güçlü bir marka değeri çıkıyor.
Kayseri’de Soğanlı Vadisi’nde yapılan organizasyonlara baktığımızda, yarışın bölgenin turizm kimliğiyle birlikte ele alındığını görüyoruz. Rize’de Senoz Vadisi için yapılan hazırlıklara baktığımızda yine aynı şeyi görüyoruz. Orada da amaç yalnızca motor sporları yapmak değil; vadileri, yaylaları, doğal güzellikleri ve bölgenin turizm potansiyelini görünür kılmak.
Ağrı’nın ise bu noktada çok daha güçlü bir hikâyesi var. Çünkü Ağrı Dağı var. Diyadin Kanyonu var. Tendürek var. Doğubayazıt var. İshak Paşa Sarayı var. Meteor Çukuru var. Nuh’un Gemisi iziyle anılan coğrafya var. Gürbulak Sınır Kapısı var. Yani Ağrı, doğru anlatıldığında sıradan bir yarış parkuruna değil, dünya ölçeğinde ilgi çekebilecek bir spor ve turizm rotasına sahiptir.
3-4-5 Temmuz tarihlerinde yapılacak Türkiye SKIL Enduro ve ATV Şampiyonası’nın etaplarının Ağrı Merkez, Diyadin Kanyonu, Tendürek ve Ağrı Dağı güzergâhında planlanması bu açıdan çok kıymetlidir. Bu rota sadece sporcuların mücadele edeceği bir alan değil; Ağrı’nın doğal ve kültürel kimliğinin sahaya yansıyacağı güçlü bir vitrindir.
Bu organizasyonla birlikte Ağrı’ya gelecek sporcular, teknik ekipler, federasyon temsilcileri, basın mensupları ve izleyiciler yalnızca bir yarış izlemeyecek. Aynı zamanda Ağrı’yı görecek, Ağrı’nın doğasını tanıyacak, esnafıyla temas edecek, otelinde konaklayacak, lokantasında yemek yiyecek, şehirle bağ kuracak. İşte spor turizminin gerçek gücü de burada başlıyor.
VALİ BOZKURT’UN HAMLESİ AĞRI İÇİN BİR VİZYON MESELESİDİR
Bu organizasyonun en önemli taraflarından biri de edindiğimiz bilgilere göre bizzat Vali Dr. Önder Bozkurt’un girişimleriyle Ağrı’ya kazandırılmış olmasıdır. Yani bu sadece Ankara’dan gelen rutin bir program değil; Ağrı’nın potansiyelini gören, bu potansiyeli harekete geçirmek isteyen bir yerel iradenin sonucudur.
Bu yüzden Sayın Valimizi özellikle ön plana çıkarmak gerekir. Çünkü Ağrı’nın ihtiyacı olan şey tam da budur: Şehri yalnızca sorunlarıyla değil, imkânlarıyla da gündeme taşıyacak cesur adımlar.
Ağrı’da bugüne kadar çoğu zaman eksikleri konuştuk. Yolları, işsizliği, göçü, altyapıyı, yatırımları, geç kalmış projeleri konuştuk. Elbette bunlar konuşulmaya devam edecek. Ancak bir şehrin kaderi yalnızca sorunları konuşarak değişmez. Bazen o şehrin güçlü taraflarını öne çıkarmak, moralini yükseltmek ve yeni bir hikâye yazmak gerekir.
Türkiye SKIL Enduro ve ATV Şampiyonası da Ağrı için böyle bir hikâyenin başlangıcı olabilir. Hele ki bu organizasyonun “Terörsüz Türkiye” hedefiyle birlikte anılması ayrıca anlamlıdır. Yıllarca güvenlik başlıklarıyla gündeme gelen coğrafyaların artık sporla, turizmle, gençlikle ve organizasyon kabiliyetiyle anılması çok değerlidir. Ağrı Dağı eteklerinde motor seslerinin korkuyla değil, heyecanla, sporla ve tanıtımla duyulacak olması başlı başına önemli bir değişimdir.
Bu organizasyon başarıyla yapılırsa Ağrı yalnızca üç günlük bir yarışa ev sahipliği yapmış olmayacak. Aynı zamanda “Ben de varım” diyecek. Spor turizminde, doğa turizminde, kültür turizminde, sınır ticaretinde ve şehir markalaşmasında yeni bir sayfa açabileceğini gösterecek.
Ben inanıyorum ki Ağrı Dağı’nın eteklerinde yapılacak bu şampiyona, doğru tanıtılır ve sürdürülebilir hale getirilirse gelecek yıllarda uluslararası bir organizasyona dönüşebilir. Türkiye Motosiklet Federasyonu temsilcilerinin de bu organizasyonu uzun vadede uluslararası bir formata taşıma hedefinden söz etmeleri, Ağrı açısından büyük bir fırsattır.
Bugün atılan bu adım, yarının kamp-karavan alanlarını, uluslararası motor sporları merkezini, doğa sporları rotalarını, turizm yatırımlarını ve şehir ekonomisine katkı sağlayacak yeni alanları doğurabilir. Önemli olan bu organizasyonu yalnızca bir defalık etkinlik olarak değil, Ağrı’nın yeni turizm vizyonunun başlangıcı olarak görebilmektir.
Vali Dr. Önder Bozkurt’un Ağrı’da yaptığı en önemli işlerden biri belki de budur: Ağrı’ya yeniden “olabilir” duygusunu hatırlatmak.
Çünkü şehirler önce buna inanarak ayağa kalkar.
Ağrı, yıllardır bekleyen, ertelenen, potansiyeli konuşulan ama yeterince harekete geçemeyen bir şehir görüntüsünden çıkmak zorundadır. Bugün Gürbulak’tan müzeye, halk kütüphanesinden tıp fakültesine, Tekstilkent’ten organize sanayiye, afet çalışmalarından spor turizmine kadar uzanan geniş bir alanda atılan adımlar, bu değişimin işaretleridir.
3-4-5 Temmuz’da yapılacak Türkiye SKIL Enduro ve ATV Şampiyonası ise bu işaretlerin en görünür olanlarından biri olacaktır.
O gün yarış pistinde yalnızca sporcular mücadele etmeyecek. Ağrı da kendi makûs talihini yenmek için yeni bir başlangıç yapacak.
Ve eğer bu organizasyon başarıyla tamamlanırsa kazanan yalnızca yarışçılar olmayacak.
Kazanan Ağrı olacak.