bugün gelinen noktada şu gerçeği görmek gerekiyor: Ağrı’da aşiretler hâlâ önemlidir ama artık tek başına sandığın kaderini belirleyen mutlak güç değildir.
Ağrı’da siyaset konuşulurken en çok başvurulan kavramlardan biri hâlâ aşiret dengeleridir. Hangi aşiret kime yakın duruyor, hangi kanaat önderi hangi adayı destekliyor, hangi köyde hangi aile etkili, hangi ilçede hangi toplumsal yapı belirleyici olacak? Bu sorular, seçim dönemlerinde neredeyse bütün siyasi kulislerin merkezinde yer alır. Ancak bugün gelinen noktada şu gerçeği görmek gerekiyor: Ağrı’da aşiretler hâlâ önemlidir ama artık tek başına sandığın kaderini belirleyen mutlak güç değildir.
Çünkü Ağrı’nın seçmeni değişiyor. Köyden kente göç, genç nüfusun artışı, eğitim düzeyindeki yükselme, sosyal medyanın etkisi, ekonomik beklentiler ve parti kimliklerinin güçlenmesi, geleneksel seçmen davranışını ciddi biçimde dönüştürüyor. Eskiden bir kanaat önderinin işaretiyle toplu hareket eden geniş seçmen blokları bugün daha parçalı, daha sorgulayan ve daha esnek bir yapıya sahip. Bu nedenle “yarın seçim olsa Ağrı’da aşiretler sonucu belirler mi?” sorusunun cevabı artık tek kelimeyle verilemez. Aşiretler etkiler ama sonucu tek başına tayin edemez.
AŞİRET ETKİSİ VAR AMA ESKİSİ GİBİ MUTLAK DEĞİL
Ağrı’nın toplumsal yapısında aşiretlerin yeri inkâr edilemez. Özellikle kırsal bölgelerde aile bağları, akrabalık ilişkileri, güven zemini ve sosyal dayanışma hâlâ güçlüdür. Seçim dönemlerinde adayların kimlerle görüştüğü, hangi ailelerden destek aldığı, hangi köylerde nasıl karşılandığı elbette önemlidir. Aşiret yapıları, özellikle yerel seçimlerde aday belirleme süreçlerinde ve saha çalışmalarında hâlâ dikkate alınan sosyolojik gerçekliklerden biridir.
Ancak bu gerçeklik, seçmenin iradesini tamamen ortadan kaldıran bir yapı olarak okunmamalıdır. Ağrı’da artık seçmen yalnızca “aşiretim kimi destekliyor?” sorusuyla hareket etmiyor. “Aday kim?”, “parti ne vaat ediyor?”, “belediye hizmeti nasıl olacak?”, “ekonomi ne durumda?”, “gençlere ne sunuluyor?”, “şehirde kim karşılık buluyor?” gibi sorular da seçmen tercihinde belirleyici hale geliyor.
2024 yerel seçimlerinde Ağrı merkezde DEM Parti adayı Hazal Aras’ın yüzde 51’in üzerinde oy alarak belediye başkanı seçilmesi, AK Parti adayının ise yaklaşık yüzde 33 seviyesinde kalması, kent merkezinde parti kimliği, aday profili ve toplumsal dalganın birlikte etkili olduğunu gösterdi. Bu sonuç, Ağrı’da sandığın yalnızca aşiret dengeleriyle açıklanamayacağını ortaya koyan önemli örneklerden biri oldu.
GENÇ SEÇMEN AŞİRET DİLİNİ DEĞİL, GELECEK DİLİNİ DİNLİYOR
Ağrı’da siyasetin yeni belirleyicilerinden biri genç seçmen kitlesidir. Gençler, aile ve aşiret bağlarını tamamen reddetmiyor; ancak oy tercihi yaparken yalnızca bu bağlarla hareket etmiyor. İşsizlik, göç, eğitim, barınma, sosyal yaşam alanları, belediye hizmetleri, liyakat ve gelecek umudu genç seçmenin kararında daha güçlü başlıklar haline geliyor.
Bu nedenle yarın bir seçim olsa, Ağrı’da genç seçmenin tavrı aşiret dengelerinden daha fazla konuşulabilir. Çünkü genç seçmen artık kanaat önderinin söylediğini doğrudan kabul eden değil, kendi telefonundan, kendi çevresinden, kendi deneyiminden ve kendi beklentisinden siyaset okuyan bir seçmen profiline dönüşüyor. Sosyal medya bu değişimin en görünür alanı. Eskiden köy odasında, taziyede ya da aile toplantısında şekillenen siyasal kanaat, bugün WhatsApp gruplarında, sosyal medya paylaşımlarında, haber sitelerinde ve gençlerin kendi aralarındaki tartışmalarda yeniden üretiliyor.
Ağrı’da 2023 milletvekili seçimlerinde Yeşil Sol Parti’nin yüzde 54’ün üzerinde oy alması, AK Parti’nin ise yüzde 25 bandında kalması da seçmen davranışında parti kimliği ve siyasal atmosferin güçlü etkisini gösterdi. Bu tablo, aşiret desteğinin hâlâ önemli olsa da tek başına büyük oy dalgalarını açıklamakta yetersiz kaldığını ortaya koyuyor.
YEREL SEÇİMDE AŞİRET, GENEL SEÇİMDE SİYASAL KİMLİK DAHA GÜÇLÜ
Ağrı’da seçim türüne göre dengeler de değişiyor. Yerel seçimlerde adayın ailesi, aşireti, kişisel ilişkileri, hizmet geçmişi ve sahadaki karşılığı daha fazla önem kazanıyor. Belediye başkanlığı seçimlerinde seçmen, partinin yanında adayın kimliğine de bakıyor. Bu yüzden aşiret ilişkileri yerel seçimlerde daha görünür hale geliyor.
Ancak milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tablo biraz farklılaşıyor. Genel seçimlerde parti aidiyeti, ideolojik konumlanma, ülke gündemi, ekonomik koşullar ve merkezi siyaset daha belirleyici oluyor. Bu seçimlerde aşiret desteği adaylara katkı sağlayabilir ama seçmenin ana yönelimini tek başına değiştirmeye yetmeyebilir. Ağrı’da geçmiş seçim sonuçlarına bakıldığında, ilçe ilçe farklılaşmalar olsa da genel siyasi dalganın birçok aşiret hesabının önüne geçebildiği görülüyor.
Bu nedenle “Ağrı’da aşiretler bitti” demek ne kadar yanlışsa, “Ağrı’da seçimi sadece aşiretler belirler” demek de o kadar eksik olur. Doğru okuma şudur: Aşiretler artık seçim sonucunu belirleyen tek merkez değil, çok parçalı siyasal denklemin unsurlarından biridir.
YARIN SEÇİM OLSA NE OLUR?
Yarın Ağrı’da bir seçim olsa, sonucu belirleyecek tek başlık aşiretler olmaz. Aşiret dengeleri aday belirleme sürecinde, kırsal temaslarda, bazı köy ve mahallelerde elbette etkili olur. Ancak sandığın asıl yönünü; parti kimliği, adayın toplumsal karşılığı, ekonomik şartlar, genç seçmenin beklentisi, kadın seçmenin tavrı, kent merkezindeki hizmet algısı ve seçmenin değişim isteği belirler.
Ağrı’da artık seçmen daha çok karşılaştırıyor. “Kim bizimle daha çok temas kurdu?”, “Kim seçimden seçime değil, sürekli sahada kaldı?”, “Kim gençlere dokundu?”, “Kim köyü, mahalleyi, esnafı ve öğrenciyi dinledi?” soruları öne çıkıyor. Bu da aşiret merkezli geleneksel siyaset dilini daraltıyor.
Aşiretler hâlâ kapı açar, saha kolaylaştırır, adayın toplumsal meşruiyetine katkı sağlar. Fakat artık kapıdan içeri giren siyasetçinin ne söylediği, ne vaat ettiği ve ne kadar inandırıcı olduğu daha önemlidir. Yani aşiret desteği seçimi kazandırmaya yetmeyebilir; ama yanlış aday, zayıf saha çalışması ve kopuk siyasi dil seçimi kaybettirebilir.
AĞRI SİYASETİ İÇİN YENİ DÖNEMİN ŞİFRESİ
Ağrı’da yeni dönemin siyasi şifresi, aşiretleri yok saymak değil; aşiretleri tek belirleyici sanma hatasına düşmemektir. Çünkü bu şehirde geleneksel bağlar hâlâ canlıdır, ancak seçmenin zihni eskisi kadar kapalı değildir. Gençler daha bağımsız, kadınlar daha görünür, kent merkezi daha sorgulayıcı, kırsal seçmen ise artık yalnızca akrabalık ilişkileriyle değil, hizmet beklentisiyle de hareket ediyor.
Bu yüzden Ağrı’da siyaset yapmak isteyenlerin eski ezberleri güncellemesi gerekiyor. Sadece aşiret büyükleriyle fotoğraf vermek, sadece kalabalık taziye ziyaretleriyle görünmek, sadece birkaç kanaat önderiyle temas kurmak artık yeterli değildir. Seçmen, kendisine dokunan, sorununu bilen, çözüm üreten ve güven veren bir siyaset dili arıyor.
Yarın seçim olsa Ağrı’da aşiret dengeleri yine konuşulur. Ancak sandığın sonucunu belirleyecek olan yalnızca aşiretlerin kime yöneldiği değil, toplumun değişen beklentilerine hangi adayın ve hangi partinin daha güçlü cevap verdiği olacaktır.
Ağrı’da aşiretler hâlâ masadadır. Ama artık sandığın tek sahibi değildir. Şehrin yeni seçmeni, gelenek ile modernleşme arasında kendi kararını daha özgür, daha sorgulayıcı ve daha gerçekçi biçimde vermektedir. Bu da Ağrı siyasetinde yeni bir dönemin başladığını açıkça göstermektedir.