Köylere kadar sıcak yemek götürme gayreti. İftara bir saat kala kapı kapı dolaşıp pide dağıtan gönüllüler. Üzerinde Kızılay yeleği olan küçücük çocuklar.
Ramazan ayı bazı insanları daha görünür kılar. Çünkü iyilik en çok bu ayda büyür, emek en çok bu ayda fark edilir. Ağrı’da son yıllarda adını sıkça duyduğumuz bir isim var: Orhan Tatlı.
1985 doğumlu. Gümüşyazı köyünde dünyaya gelmiş, eğitimini Ağrı’da tamamlamış, 14 yıldır bir kamu kurumunda görev yapıyor. Yedi yıldır da Türk Kızılay Ağrı Şube Başkanlığı görevini yürütüyor. 10 Mart 2025’te yapılan genel kurulda yeniden seçildi. Altı yıllık yeni bir güven tazeledi.
Ama mesele sadece bir seçimi kazanmak değil. Mesele, bir kurumu ayağa kaldırmak.
Orhan Tatlı görevi devraldığında Kızılay’ın şehirdeki görünürlüğü bugünkü kadar değildi. Bugün ise tablo bambaşka. Afet yardımları, kan bağışı kampanyaları, öğrencilere yönelik destek projeleri, sosyal yardımlar… Yedi yıllık süreçte yapılan çalışmaların karşılığı sadece teşekkür değil; somut başarılarla da tescillendi.
2024 yılında Ağrı İl Merkezi, Türkiye genelindeki 81 il arasında ikinci sıraya yükseldi. Bu bir istatistik değil, bir emek hikâyesidir. 2025’te ise toplam 13 ödül alındı. Doğubayazıt Şubesi, Türkiye genelindeki tüm ilçeler arasında birinci oldu. Bu rakamlar tesadüf değil; sistemli, disiplinli ve sahaya dayalı bir çalışmanın sonucudur.
Ancak beni asıl etkileyen kısım başka.
Kışın yollar kapanırken, kar metreleri bulurken, “ulaşılamaz” denilen köylere sıcak yemek ulaştırma çabası… Bizzat sahada olan bir başkan profili… Sadece imza atan değil, çamura basan bir yönetim anlayışı.
Ve bu Ramazan…
Köylere kadar sıcak yemek götürme gayreti. İftara bir saat kala kapı kapı dolaşıp pide dağıtan gönüllüler. Üzerinde Kızılay yeleği olan küçücük çocuklar. Ramazan’ın en sade ama en kıymetli nimeti olan pidelerin, “belki alamaz” denilen evlere ulaştırılması…
Bu bir yardım değil; bir onur koruma hareketidir.
İyilik bazen bir tas çorbadır. Bazen bir torba erzak. Bazen de iftara yetişen bir pidedir. Ama en önemlisi, kapıyı çalan o samimiyettir.
Ağrı’da son yıllarda Kızılay sadece bir kurum değil; bir gönüllülük hareketine dönüştü. Bu dönüşümün mimarlarından biri de Orhan Tatlı’dır.
Eleştirmek kolaydır. Görmezden gelmek daha da kolaydır. Ama hakkı teslim etmek gerekir.
Bu şehirde karın altında aş taşıyanları, iftara bir saat kala kapı çalanları, çocuklara gönüllülüğü öğretenleri yazmamak olmazdı.
Orhan Tatlı’yı ve ekibini kutluyorum.
İyilik bulaşıcıdır. Ağrı’da bulaşmaya devam ediyor.