Bu hafta sizlerle Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi ve Rektör Prof. Dr. İlhami Gülçin’in ortaya koyduğu toplumsal katkıyı, şehre yansıyan dönüşümü ve gençliğe açılan yeni ufukları ele alıyoruz.


Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti olarak AİÇÜ ile ilgili olarak kaleme aldığımız dört yazılık serinin sonuna geldik. Bu hafta sizlerle Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi ve Rektör Prof. Dr. İlhami Gülçin’in ortaya koyduğu toplumsal katkıyı, şehre yansıyan dönüşümü ve gençliğe açılan yeni ufukları ele alıyoruz.

10 Nisan 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı atama kararıyla Prof. Dr. İlhami Gülçin’in Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörlüğü görevine getirilmesi, Ağrı’da yükseköğretim açısından yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Bu atamanın ardından 11 Nisan 2025’ten 8 Nisan 2026’ya uzanan süreç, üniversitede güçlü bir vizyon ve kararlı bir yönetim anlayışıyla şekillenen dikkat çekici bir dönüşüm sürecine karşılık gelmektedir. Ortaya çıkan tablo, akademik gelişimle sınırlı kalmayan; şehre, gençliğe ve topluma doğrudan dokunan bütüncül bir ilerleme sürecini gözler önüne sermektedir.

Bu süreçte üniversitenin en dikkat çekici yönlerinden biri, şehirle kurduğu ilişkinin niteliğinin değişmesidir. Kendi sınırları içinde kalan bir yapıdan, sahaya inen, halkla doğrudan temas kuran ve yerel ihtiyaçlara çözüm üreten bir anlayışa geçilmiştir. Ağrı’nın tarım ve hayvancılık alanında önemli merkezlerden biri olması, üniversitenin bu alana yönelik çalışmalarını daha da anlamlı hale getirmiştir. Bu kapsamda gerçekleştirilen çörek otu ekimi, yerel üretimi destekleyen ve bölgesel kalkınmaya katkı sunan önemli bir adım olmuştur. Ağaçlandırma faaliyetleriyle binlerce fidanın toprakla buluşturulması ise çevresel duyarlılığın kurumsal bir bilinç haline geldiğini göstermektedir.

Öte yandan, Ağrı’nın turizm potansiyelinin görünür hale getirilmesi amacıyla düzenlenen Turizm Master Planı Çalıştayı, şehrin sahip olduğu değerleri bilimsel bir perspektifle ele alarak geleceğe yönelik somut bir vizyon ortaya koymuştur. Bu çalışmalar, üniversitenin bulunduğu şehre yön veren, üretime katkı sağlayan ve yerel kalkınmayı destekleyen bir aktör haline geldiğini açıkça göstermektedir.

Ağrı şehri ile üniversite arasında zamanla zayıflayan bağların yeniden güçlendirilmesi noktasında, şehir merkezinde kurulması planlanan Üniversite İletişim Ofisi önemli bir rol üstlenmektedir. Bu yapı üniversite ile halk arasındaki mesafeyi azaltmayı hedefleyen stratejik bir adım olmanın ötesinde, doğrudan vatandaşa temas eden bir rehberlik ve yönlendirme merkezi olarak kurgulanmaktadır. Bu ofis sayesinde şehirde yaşayan vatandaşlar, üniversitenin sunduğu eğitim, sağlık, bilimsel danışmanlık ve sosyal projeler hakkında hızlı ve doğrudan bilgiye ulaşabilecektir.

Üniversiteye erişimde güçlük yaşayan bireyler için etkili bir başvuru ve danışma noktası olacak bu merkez; öğrenciler, veliler, girişimciler ve yerel üreticiler için yol gösterici bir işlev üstlenecektir. Bu vizyoner adım, Rektör Prof. Dr. İlhami Gülçin’in üniversiteyi şehirle bütünleştirme iradesinin güçlü bir yansımasıdır. Sahaya inen, toplumu merkeze alan ve üniversiteyi erişilebilir kılmayı hedefleyen bu yönetim anlayışı, kurumsal dönüşümü hızlandıran temel unsurlardan biri olmuştur.

Bu anlayışla şekillenen İletişim Ofisi, üniversiteyi kapalı bir yapı olmaktan çıkararak toplumla sürekli iletişim kuran, çözüm üreten ve yol gösteren bir kuruma dönüştürme hedefinin somut bir göstergesidir. Bilginin sahaya inmesini sağlayan bu hamle, şehir ile üniversite arasında kalıcı ve güçlü bir bağ kurulmasına önemli katkı sunacaktır.

Bu kapsamda kurulması planlanan Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü ve Engelsiz Üniversite Koordinatörlüğü öncülüğünde bağımlılıkla mücadeleye yönelik seminerler, çeşitli ve engeli bireyler için farkındalık etkinlikleri düzenlenmesi planlanmıştır. Yeşilay ve Emniyet birimleri ile kurulan iş birlikleri sayesinde bu alanda etkin ve sürdürülebilir bir mücadele yürütülmüştür. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin mevzuat sürecinin tamamlanarak açılış aşamasına getirilmesi, üniversitenin bireysel ve toplumsal ruh sağlığına verdiği önemin önemli bir göstergesi olmuştur.

Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi bünyesinde dış paydaşlarla kurulan ilişkiler güçlendirilmiş, merkeze bir ev hanımının üye olarak dahil edilmesiyle toplumsal kapsayıcılık somut bir boyut kazanmıştır. Bunun yanında Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde erken yaş eğitimine yönelik bilimsel ve uygulamalı çalışmaların altyapısı oluşturulmuştur.

Toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik otizm etkinlikleri düzenlenmiş, engelli bireylere yönelik yarışmalarda halktan katılımcılara yer verilerek sosyal bütünleşme desteklenmiştir. Ramazan ayında huzurevi sakinlerinin kampüste ağırlanması, ihtiyaç sahibi ailelerle iftar programları düzenlenmesi ve bayramda gerçekleştirilen huzurevi ziyaretleri, üniversitenin sosyal sorumluluk anlayışının sahaya yansıyan güçlü örnekleri arasında yer almıştır.

Öte yandan yaklaşık 3000 kitaptan oluşan bağış kampanyasıyla köy okullarına destek sağlanması, eğitimin yaygınlaştırılması ve fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi adına atılan anlamlı birkaç adımdan bazıları olmuştur. Tüm bu çalışmalar, üniversitenin yalnızca akademik üretimle sınırlı kalmadığını; topluma doğrudan dokunan, sosyal sorumluluk bilinciyle hareket eden ve bulunduğu şehrin her kesimiyle güçlü bağlar kuran bir kurum haline geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Gençliğe yönelik atılan adımlar, bu dönüşümün en güçlü ayaklarından birini oluşturmaktadır. Eğitim sürecinin sadece akademik boyutla sınırlı tutulmadığı, öğrencinin sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının da dikkate alındığı bir yaklaşım dikkat çekmektedir. Ücretsiz yemek bursları, geniş burs imkânları, kısmi zamanlı istihdamları ve vakıf destekleriyle binlerce öğrencinin eğitim hayatına katkı sağlanmıştır. Yirmi dört saat açık kütüphane uygulaması, öğrencilerin akademik gelişimini destekleyen önemli bir imkân sunmuştur.

Ayrıca her sabah kütüphane önünde kurulu modern ve şık tasarımı ile dikkat çeken Çorba Çeşmesi’nde her sabah ve sınav haftaları gün boyunca sürekli ücretsiz çorba imkanları ile de herkese ücretsiz çorba ikramı kayda değer ve mükemmel bir uygulama olmuştur. İŞKUR destekli projelerle yüzlerce öğrenciye istihdam sağlanması, gençlerin mezuniyet öncesinde çalışma hayatıyla tanışmasına imkân tanımıştır. Bu tablo, üniversitenin gençleri sadece yetiştiren değil, hayata hazırlayan bir merkez haline geldiğini göstermektedir.

Spor dostu etiketine sahip 47 üniversiteden birsi olan üniversitemizde üniversite yaşamını zenginleştiren kültürel ve sosyal faaliyetler, bu dönemin belirleyici unsurları arasında yer almaktadır. Konserler, tiyatro gösterileri, konferanslar ve seminerler, kampüs atmosferine canlılık kazandırmış; öğrencilerin çok yönlü gelişimine önemli katkılar sunmuştur.

Düzenlenen etkinlikler, üniversitenin kültürel üretim kapasitesini artırırken şehrin sosyal hayatına doğrudan hareket sağlamış geniş bir ölçekte Gazze’deki dram ve benzeri toplumsal bazı hassasiyetlere de dikkat çekmeyi öğrencilere kazandırmaya çalışmıştır. Ayrıca bu süreçte halkın etkinliklere aktif katılımı sağlanmış, üniversite kapıları şehre tamamen açılmış ve bu konularda güvenli geçiş ve gerekli bütün tedbirler alınmıştır. Üniversite, bu yönüyle bir eğitim kurumu olmanın ötesine geçerek, şehrin kültürel merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Ağrı’da sağlık alanında yaşanan sorunların giderilmesi amacıyla Rektör Prof. Dr. İlhami Gülçin tarafından çözüm odaklı bir yaklaşım ortaya konmuştur. Bu doğrultuda gerçekleştirilen sağlık yatırımları, üniversitenin topluma dokunan yönünü daha da güçlendirmiştir. 2026 yılı içerisinde temelleri atılacak 250 yataklı Üniversite Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi’ne yönelik yürütülen çalışmaların tamamlanması, bu amaçla dünya bankasından 3,5 milyar ödeneğin, sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik önemli adımlar arasında yer almaktadır.

Yatırımlar noktasında üniversite mensuplarının yanı sıra Ağrı halkına da doğrudan hizmet sunacak güçlü bir sağlık altyapısının inşa edildiğini açıkça göstermektedir. Toplumla kurulan doğrudan temas, bu sürecin en dikkat çekici ve en anlamlı yönlerinden biri olmuştur. Şehir merkezinde ve ilçelerde gerçekleştirilen ziyaretler, üniversite ile halk arasında güçlü bir bağ kurulmasını sağlamıştır. Taziye ziyaretleri, düğünlere katılım, hasta ziyaretleri, esnaf ziyaretleri ve öğrenci buluşmaları, yönetim anlayışının sahaya yansıyan yüzünü ortaya koymuştur. Bu yaklaşım üniversitenin sadece kurumsal bir yapı değil, aynı zamanda toplumun bir parçası olduğunu göstermektedir.

Toplumsal katkı alanında gerçekleştirilen çalışmalar, üniversitenin etki alanını genişletmiştir. Bilim kafe buluşmalarıyla akademik bilginin toplumla paylaşılması, sosyal sorumluluk projeleri ve çeşitli etkinlikler, üniversitenin toplumla kurduğu bağı güçlendirmiştir. Bu faaliyetler, bilginin kampüs sınırları içinde kalmadığını, doğrudan topluma ulaştığını açıkça göstermektedir.

Şehrin tanınırlığının artması açısından elde edilen akademik başarılar büyük önem taşımaktadır. Akademik alanda kaydedilen gelişmeler, bu dönüşümün bilimsel temellerini güçlendirmiştir. Bilimsel yayın sayısındaki %85’e yakın ciddi artış, uluslararası sıralamalarda elde edilen başarılar, yükseliş ve akreditasyon süreçlerinde sağlanan ilerleme, üniversitenin kurumsal kapasitesinin belirgin şekilde arttığını göstermektedir.

2026 yılı içerisinde akredite olmuş bölüm sayısı üniversitemizin kurulduğu günden bugüne kadar akredite olan bölüm sayısından daha fazla olmuştur. Rektör İlhami Gülçin’in uluslararası bilimsel alandaki başarıları, üniversitenin akademik görünürlüğünü güçlendirmiş ve AİÇÜ’yü küresel ölçekte daha güçlü bir konuma taşımıştır. Ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekleştirilen iş birlikleri ile katılım sağlanan organizasyonlar, üniversitenin etki alanını genişletmiştir. TEKNOFEST katılımları, uluslararası kongreler ve akademik iş birlikleri, AİÇÜ’nün vizyonunu daha ileriye taşıyan önemli adımlar arasında yer almaktadır. Tüm bu gelişmeler, üniversitenin bulunduğu şehrin tanınırlığını artırmış ve Ağrı’ya doğrudan prestij kazandırmıştır.

Bugün gelinen noktada Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, bir yükseköğretim kurumu olmanın ötesine geçmiş; şehrin gelişimine yön veren, gençliğe umut olan ve topluma değer katan bir merkez haline gelmiştir. Bu dönüşüm güçlü bir liderlik, net bir vizyon ve kararlı bir uygulama sürecinin ürünüdür. Prof. Dr. İlhami Gülçin’in ortaya koyduğu yönetim anlayışı, üniversitenin etki alanını genişletmiş ve onu bulunduğu coğrafyada belirleyici bir güç ve lokomotif haline getirmiştir.

Bu süreç, yükseköğretimin doğru bir vizyonla ele alındığında nasıl bir dönüşüm gücüne sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Üniversite, bulunduğu toplumun geleceğini şekillendiren temel kurumlardan biri haline gelmiştir. Orta Doğu Gazeteciler Cemiyeti olarak dört yazılık bu serinin sonuna geldik. Rektör Prof. Dr. İlhami Gülçin’e ortaya koyduğu vizyon, şehre, gençliğe ve topluma sağladığı katkılar dolayısıyla teşekkür ederiz.