İş dünyası, sivil toplum temsilcileri ve bürokrasi geniş katılımla Saim Alpaslan’ın daveti üzerine iftar programında bir araya geldi. Programın en dikkat çeken bölümü ise Alpaslan’ın yaptığı konuşma oldu.


Ağrı dün akşam yaklaşık 1500 kişinin katıldığı büyük bir iftar programına sahne oldu. Ağrı Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Saim Alpaslan, iş dünyasını ve Ağrı protokolünü aynı sofrada buluşturan önemli bir organizasyona imza attı. Bu buluşma sadece bir iftar programı değildi; aynı zamanda Ağrı’da birlik ve beraberliğin konuşulduğu, mesajların verildiği bir akşam oldu.

İş dünyası, sivil toplum temsilcileri ve bürokrasi geniş katılımla Saim Alpaslan’ın daveti üzerine iftar programında bir araya geldi. Programın en dikkat çeken bölümü ise Alpaslan’ın yaptığı konuşma oldu. Çünkü Alpaslan, Ağrı Valisi Dr. Önder Bozkurt hakkında sarf ettiği sözlerle adeta salona güçlü bir mesaj verdi.

Alpaslan konuşmasında, “Sayın Valimiz gelmeden önce Ağrı’nın üzeri adeta sisliydi. Sayın Valimiz bu şehre bir güneş gibi doğdu.” ifadelerini kullandı.

Bu sözler aslında sıradan bir övgü cümlesi değildi. Ağrı’da son yıllarda yaşanan yönetim anlayışına yönelik dolaylı ama güçlü bir eleştiri olarak da yorumlandı. Çünkü şehirde uzun süredir konuşulan bir gerçek vardı: Bürokrasi ile halk arasındaki mesafe, sivil toplumun karar süreçlerinden uzaklaştırılması ve şehrin yalnızlaşması.

Peki Saim Alpaslan’ı bu sözleri söylemeye iten neydi?

Tacirle ilgilenmeyen bir bürokrasi mi?

Yoksa siyaset ile şehir arasındaki kopukluk mu?

Belki de her ikisi…

Saim Alpaslan’ın konuşmasının bir diğer önemli bölümü ise istişare vurgusu oldu. Alpaslan, Ağrı’da yapılacak yatırımların yerlerinin ve projelerinin önceden konuşulması gerektiğini ifade ederek, şehrin sivil toplum kuruluşlarının ve kanaat önderlerinin fikirlerinin alınmasının önemine dikkat çekti.

Bu sözler aslında Ağrı’da son yıllarda sıkça eleştirilen bir yönetim anlayışına gönderme gibiydi.

Çünkü yakın geçmişte şehirde birçok yatırım “ben yaptım oldu” mantığıyla hayata geçirildi. Şehirle ilgili kararlar çoğu zaman kimseye sorulmadan alındı. Sivil toplum kuruluşları, iş dünyası ve kanaat önderleri süreçlerin dışında bırakıldı.

Oysa halk için yapılan yatırımların, halkın temsilcilerinin görüşleri alınarak planlanması gerekir.

Alpaslan’ın mesajı tam olarak buydu:

İstişare.

Yani halkın yönetimdeki kararlara katılımı.

Programda konuşan Ağrı Valisi Dr. Önder Bozkurt ise Ağrı’da en çok önem verdiği konunun birlik ve beraberlik olduğunu vurguladı. Aslında bu birlik ve beraberliğin önemli bir örneği de o akşam ATSO’nun düzenlediği iftar programında ortaya çıktı.

Saim Alpaslan ve ekibinin organizasyonu da ayrıca dikkat çekiciydi. Programda misafirlerin kapıda karşılanması ve program sonunda yine kapıda uğurlanması oldukça mütevazı ve samimi bir tablo oluşturdu.

Bir diğer önemli nokta ise organizasyonun düzeniydi. Ağrı’da kalabalık iftar programlarında genellikle aynı anda iftar açmak pek mümkün olmaz. Ancak 1500 kişi aynı anda eş zamanlı olarak iftarını açtı.

Bu noktada organizasyona ev sahipliği yapan Royal Düğün Salonu işletmesini de tebrik etmek gerekiyor. İftara birkaç dakika kala tüm masalarda iftarlıkların hazır olması ve herkesin aynı anda iftar açabilmesi, ciddi bir organizasyon başarısıydı.

Bu durum özellikle geçmişte yapılan bazı siyasi programlarda yaşanan aksaklıkları hatırlayanlar için dikkat çekici bir fark oldu. Hatırlanacağı üzere daha önce düzenlenen bazı iftar programlarında insanların yarım saate yakın beklediği ve hatta bazı katılımcıların iftarını açamadığı yönünde eleştiriler gündeme gelmişti.

Ancak bu programda böyle bir durum yaşanmadı.

İftar programı sadece kalabalığıyla değil, katılımcı profiliyle de dikkat çekti. Ağrı iş dünyasının önemli isimleri programdaydı. Bürokrasi cephesinde ise neredeyse A protokolün tamamı iftar programına katıldı.

Bu tablo, Saim Alpaslan’a duyulan güvenin ve iş dünyasının ATSO etrafında kenetlendiğinin de bir göstergesi olarak yorumlandı.

Programın konuşulan konularından biri de ATSO’nun mahkeme süreci oldu. ATSO’nun mahkemeyi kazanması, iftar programına denk gelen günün önemli başlıklarından biriydi. Eğer karar farklı yönde çıksaydı, o akşam salondaki havanın da farklı olacağı açıktı.

Ancak mahkeme kararının ardından ATSO yönetiminin moralli ve özgüvenli bir şekilde yoluna devam ettiği görülüyor.

Sonuç olarak şunu söylemek mümkün:

Ağrı’nın böyle buluşmalara ihtiyacı var.

İş dünyasının, bürokrasinin ve sivil toplumun aynı sofrada buluştuğu programlar sadece bir yemek organizasyonu değildir. Aynı zamanda şehirdeki güven, iletişim ve birlik duygusunu güçlendiren buluşmalardır.

Ve o akşam verilen en önemli mesaj belki de şuydu:

Ağrı’da sis dağılırsa, şehir güneşi daha net görür.