Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde Rektör Prof. Dr. İlhami Gülçin’in bir yıl önce göreve atanmasının ardından geçen süreci, geçtiğimiz hafta genel hatlarıyla değerlendirdik. Bu arada aldığımız güzel bir haberi sizinle paylaşalım: Üniversite, YÖKAK değerlendirmesini başarıyla tamamlayarak 2 yıl kurumsal akreditasyon almaya hak kazanmıştır. Bu kez odağı daha da daraltıyor, en kritik başlıklardan biri olan sağlığa yöneliyoruz.

Bazı dönemler, kurumsal gelişimin yönünü tayin eden kritik eşikler olarak öne çıkar. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde son bir yıl, bu çerçevede değerlendirildiğinde, yapısal dönüşümün hız kazandığı ve kurumsal kapasitenin somut biçimde genişlediği bir evreye işaret etmektedir. Rektör Prof. Dr. Gülçin’in liderliğinde yürütülen çalışmalar, sağlık alanında altyapının güçlendirilmesi, akademik üretkenliğin sistematik biçimde artırılması ve hizmet kapasitesinin genişletilmesi yönünde ölçülebilir bir ivme ortaya koymuştur. Göreve başlanmasını takiben kısa sürede geliştirilen yaklaşım, salt idari dinamizmle sınırlı kalmamıştır. Bilimsel rasyonalite, stratejik planlama ve uzun vadeli vizyon temelinde şekillenen bütüncül bir dönüşüm sürecini beraberinde getirmiştir. Bu süreçte üniversite, durağan bir yapıdan uzaklaşarak üretim odaklı, kurumsallaşma düzeyi yüksek ve sürdürülebilir gelişim perspektifi taşıyan bir yapıya dönüşmüştür.

Tıp Fakültesi Dekanlık ve Morfoloji Binası’nda gelinen aşama, fiziksel altyapı yatırımlarının somut çıktılarından biri olarak öne çıkmaktadır. Tamamlanma sürecine giren ve Haziran ayında teslim alınması planlanan bu yapı, yalnızca mekânsal bir genişleme değil, çağdaş tıp eğitiminin gerektirdiği laboratuvar altyapısı, uygulama alanları ve teknik donanımıyla eğitim-araştırma entegrasyonunu güçlendiren bir merkez niteliği taşımaktadır. Bu yönüyle, teorik bilgi ile klinik pratiğin daha etkin biçimde buluşacağı bir akademik zeminin oluşmasına katkı sunacaktır. Bu altyapı hamlesi, Üniversite Araştırma Hastanesi kurulmasına yönelik stratejik hedefle daha geniş bir çerçeveye oturmaktadır. Fizibilite çalışmaları için bütçe tahsis edilmesi, planlamanın somut aşamaya geçtiğini göstermektedir. Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi için 3,5 Milyar TL (yaklaşık 80 milyon dolar) finansmanı Dünya Bankası aracılığı ile sağlanmış olup, hastanenin kısa süre içerisinde tamamlanması sağlanacaktır. Bu yatırımın hayata geçirilmesiyle birlikte, üniversitenin eğitim, araştırma, ileri düzey sağlık hizmeti sunan bölgesel bir merkez haline gelmesi öngörülmektedir. Kurumsal genişleme perspektifi, Diş Hekimliği Fakültesi’nin açılmasına yönelik YÖK’e sunulan dosya ile daha da belirginleşmektedir. Yeni fakülte girişimi sağlık bilimleri alanında disiplinlerarası yapının güçlendirilmesi ve hizmet çeşitliliğinin artırılması açısından önemli bir eşik olarak değerlendirilebilir. Eğitim kapasitesinin genişlemesiyle birlikte, uygulama alanlarının çeşitlenmesi ve topluma sunulan sağlık hizmetlerinin kapsamının derinleşmesi beklenmektedir. Öte yandan, Tıp Fakültesi bünyesinde Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda TUS ile alımın sağlandığı uzmanlık eğitiminin başlatılması, insan kaynağı planlaması açısından stratejik bir adım niteliğindedir. Uzmanlık eğitiminin devreye alınması, hem akademik derinliği artırmakta hem de bölgenin nitelikli sağlık personeli ihtiyacına doğrudan katkı sunmaktadır. Bu gelişme, üniversitenin yalnızca bilgi üreten bir yapı olmanın ötesine geçerek, sağlık sistemine doğrudan entegre olan ve sahada karşılık bulan bir kurumsal kimlik kazandığını göstermektedir.

Bilimsel üretkenlikte ulaşılan seviye, bu dönüşümün en somut ve ölçülebilir göstergeleri arasında yer almaktadır. AİÇÜ Tıp Fakültesi’nin Türkiye’de ilk 5 içerisinde konumlanması tesadüfi bir sonuç olarak değil, planlı akademik yönetim, sürdürülebilir araştırma politikaları ve yüksek motivasyonlu insan kaynağının doğal bir çıktısı olarak değerlendirilmelidir. Ortaya çıkan tablo, üniversitenin edilgen bir konumdan çıkarak bilgi üretiminde yön belirleyen aktörler arasına dâhil olduğunu göstermektedir. Araştırma altyapısında gerçekleştirilen yatırımlar, bu akademik performansı destekleyen temel unsurlar arasında öne çıkmaktadır. Merkezi Araştırma ve Uygulama Laboratuvarı (MERLAB) bünyesinde faaliyete geçirilen Sucul Organizma Laboratuvarı, disiplinlerarası araştırma kapasitesini genişleten ve özellikle biyomedikal ile çevresel sağlık alanlarında yeni çalışma imkânları sunan bir platform niteliği taşımaktadır. Kurumsal yapılanma açısından değerlendirildiğinde, Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin merkez kampüse taşınmasına yönelik planlama, akademik bütünleşmeyi güçlendirecek önemli bir adım olarak öne çıkmaktadır. Bu yerleşim düzeniyle birlikte disiplinlerarası etkileşimin artması, ortak araştırma kültürünün gelişmesi ve kaynak kullanımında verimliliğin sağlanması beklenmektedir. Böylelikle üniversite içi sinerji daha görünür ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacaktır. Bir yıllık zaman dilimi, yüzeysel bir değerlendirmeyle kısa kabul edilebilir; ancak etkin liderlik ve doğru strateji ile bu sürenin yüksek etkili sonuçlar üretebildiği açık biçimde görülmektedir. Prof. Dr. Gülçin’in ortaya koyduğu yönetim yaklaşımı; planlama disiplini, uygulama hızı ve sonuç odaklılık ekseninde şekillenerek kurumsal gelişimi hızlandıran temel dinamikleri oluşturmuştur.

AİÇÜ’de yaşanan süreç, niceliksel artışın ötesinde niteliksel bir dönüşüme işaret etmektedir. Atılan adımlar, geçici kazanımlar üretmekten ziyade kalıcı bir kurumsal hafıza ve sürdürülebilir bir gelişim çizgisi inşa etmektedir. ANLAŞILAN AMAÇ GÜNÜ KURTARMAK DEĞİL GELECEĞİ KURTARMAKTIR. Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti olarak bu yazı dizisini sürdürmeye devam edeceğiz.