Rektör Prof. Dr. İlhami Gülçin’in göreve başlamasıyla birlikte üniversitede kurumsal yapı hızla yeniden şekillendirildi.

Prof. Dr. İlhami Gülçin, 10 Nisan 2025 tarihli ve 32866 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı atama kararıyla, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörlüğü görevine atanmıştır. Bu atamanın ardından 11 Nisan 2025’ten 17 Mart 2026’ya uzanan süreç, üniversitede yükseköğretimin kararlı bir irade ve güçlü bir vizyonla nasıl dönüştürülebileceğini ortaya koyan dikkat çekici bir döneme işaret etmektedir.

Kısa sürede sahaya yansıyan somut gelişmeler, bu sürecin bir görev değişiminin ötesinde planlı, dinamik ve sonuç odaklı bir yönetim anlayışının kurumsallaştığını açıkça göstermektedir. Bizler de Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti ailesi olarak bu süreci yakından takip ettik, sahaya yansıyan gelişmeleri ve ortaya çıkan tabloyu bütün yönleriyle ele almayı bir sorumluluk olarak gördük. Yazımız da tam bu noktada şekillendi. Şimdi gelin, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde bu süreçte ortaya konulan gelişmeleri adım adım değerlendirelim.

Rektör Prof. Dr. İlhami Gülçin’in göreve başlamasıyla birlikte üniversitede kurumsal yapı hızla yeniden şekillendirildi. Yönetim kadrosunun oluşturulması, rektör yardımcılarının belirlenmesi, akademik ve idari birimlerde yapılan yeni görevlendirmeler ve personel rotasyonları, üniversitenin karar alma mekanizmasını hızlandıran bir zemin oluşturdu. Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü’nün kurulması ise bu dönüşümün yalnızca içeride değil, dış dünyayla kurulan bağ üzerinden de güçlendirilmesini sağladı.

Bu yönetim refleksi kısa sürede eğitim alanına doğrudan yansıdı. Üniversite, akademik faaliyetleri sınıf ortamının dışına taşıyan, bilimi toplumla buluşturan bir anlayışla hareket etmeye başladı. Akademik yıl açılışından uluslararası kongrelere, çalıştaylardan bilim kafe buluşmalarına kadar geniş bir faaliyet ağı kuruldu. YÖK Başkanı’nın üniversiteyi ziyareti, ulusal düzeyde dikkatlerin Ağrı’ya çevrildiğinin açık bir göstergesi oldu.

Teknoloji ve uygulamalı eğitim alanında atılan adımlar, bu süreci daha da derinleştirdi. Patnos Meslek Yüksekokulu’nda açılan biyomedikal laboratuvar, teknik eğitimin niteliğini artırırken, TEKNOFEST gibi organizasyonlara katılım üniversitenin gençlerini Türkiye’nin teknoloji vizyonuna doğrudan buluşturdu. Ağrı’da ilk kez düzenlenen girişimcilik etkinliklerinde öğrencilerin birincilik elde etmesi, bu dönüşümün sahadaki somut karşılığı olarak öne çıktı.

Üniversitenin şehirle kurduğu bağ, bu dönemin en güçlü başlıklarından biri haline geldi. Ağrı Turizm Master Planı çalıştayından, tarımsal üretim projelerine, kültürel etkinliklerden sosyal sorumluluk faaliyetlerine kadar geniş bir alanda yürütülen çalışmalar, üniversiteyi bulunduğu coğrafyanın merkezine yerleştirdi. Ağaçlandırma faaliyetleri, yerel üretimi destekleyen girişimler ve toplumla kurulan doğrudan temas, üniversitenin sahadaki etkisini görünür hale getirdi.

Sağlık alanında atılan adımlar ise bu dönüşümün stratejik boyutunu oluşturuyor. Üniversite eğitim ve araştırma hastanesine yönelik çalışmaların sürdürülmesi, bu alanda uzmanlaşma süreci için gerekli izinlerin alınması ve yeni bir üniversite hastanesinin yapılmasına yönelik sürecin başlatılması, Ağrı için tarihi bir gelişme niteliği taşıyor. Bu süreçte üniversite hastanesine bütçe tahsis edilmesi, sağlık altyapısının güçlendirilmesi açısından önemli bir eşik oluştururken, tıp fakültesinde özellikle Göz Hastalıkları Anabilim Dalı bünyesinde 4 asistan kadrosunun verilmesi, uzmanlık eğitim sürecinin fiilen başladığını ortaya koyuyor. Böylece üniversite, sağlık alanında hizmet sunan bir yapı olmanın ötesine geçerek, nitelikli hekimler yetiştiren ve bölgenin sağlık kapasitesini doğrudan artıran güçlü bir merkez haline geliyor.

Öğrenciler açısından ortaya çıkan tablo ise dikkat çekici bir sosyal politika örneği sunuyor. Yüzlerce öğrenciye sağlanan istihdam imkânı, binlerce öğrenciye ulaştırılan burs destekleri, ücretsiz yemek uygulamaları ve 24 saat hizmet veren kütüphane, üniversite yaşamını doğrudan kolaylaştıran uygulamalar olarak öne çıkıyor. Çölyak hastası öğrenciler için özel menü hazırlanması gibi detaylar, yönetimin insan odaklı yaklaşımını güçlü biçimde ortaya koyuyor.

Bu dönemde kampüs yaşamı, sosyal ve kültürel etkinliklerle hareket kazandı. Bahar şenlikleri, konserler, sergiler ve spor organizasyonları, üniversiteyi canlı bir yaşam alanına dönüştürdü. Spor alanında elde edilen Türkiye şampiyonlukları ve uluslararası dereceler, gençliğin enerjisinin doğru yönlendirildiğini gösterdi. “Spor dostu kampüs” unvanı, bu yaklaşımın kurumsal bir karşılık bulduğunu ortaya koydu.

Bilimsel alanda kaydedilen yükseliş, bu sürecin en güçlü göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Yayın sayısının bir yıl içinde 247’den 450’ye yaklaşması, üniversitenin akademik üretim kapasitesinde önemli bir sıçrama yaşandığını açıkça ortaya koyuyor. Tıp Fakültesinin bilimsel üretkenlikte üst sıralara yükselmesi, araştırma kültürünün kurumsal düzeyde güçlendiğini gösteriyor. Uluslararası sıralamalarda elde edilen başarılar da bu tabloyu tamamlıyor. GreenMetric sıralamasında dünya genelinde üst sıralara yükselen üniversite, sürdürülebilirlik ve çevre politikalarında güçlü bir performans ortaya koyuyor. Program akreditasyonları ve kurumsal akreditasyon başarısı, kalite güvencesi sisteminin etkin bir şekilde işlediğini kanıtlıyor.

Rektör Prof. Dr. İlhami Gülçin’in uluslararası bilimsel sıralamalarda elde ettiği dereceler, bu sürecin liderlik boyutunu daha da anlamlı hale getiriyor. Tıp ve biyomoleküler kimya alanında dünya çapında üst sıralarda yer alan bir akademisyenin üniversiteyi yönetmesi, bilimsel üretim ile idari vizyonun aynı noktada buluşmasını sağlıyor. Uluslararası iş birlikleri ve imzalanan protokoller, üniversitenin etki alanını genişleten önemli adımlar arasında yer alıyor. Avrupa ve farklı coğrafyalardaki üniversitelerle kurulan ilişkiler, Ağrı’yı küresel akademik ağın bir parçası haline getiriyor. Kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörle yapılan iş birlikleri ise üniversitenin sahadaki gücünü pekiştiriyor.

Ortaya çıkan tablo açık ve net: Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, kısa süre içinde güçlü bir ivme yakalayarak bulunduğu bölgenin kaderini değiştirecek bir merkez haline geliyor. Eğitimden sağlığa, bilimden toplumsal katkıya kadar geniş bir alanda ortaya konan bu performans, kararlı bir yönetimin ve sahaya yansıyan icraatın en somut göstergesi olarak öne çıkıyor.Bugün Ağrı’da yükselen bu tablo, yalnızca bir üniversitenin başarısı olarak okunamaz. Bu, aynı zamanda Türkiye’de yükseköğretimin doğru liderlik ve güçlü vizyonla nasıl yeniden şekillenebileceğinin canlı bir örneğidir.

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde, yeni Rektör Prof. Dr. İlhami Gülçin ile başlayan süreçte bir yıla önemli gelişmeler sığdırılmış, güçlü bir kurumsal yapı inşa edilmiş; eğitimden sanata, bilimden felsefeye, sağlıkta kurumsallaşmaya kadar her alanda dikkat çeken değişimler ve başarılar ortaya konmuştur. Bu kadar yoğun ve çok boyutlu bir değişimi tek bir yazıya sığdırmak mümkün olmadı. Bu nedenle, dört Çarşamba sürecek bir yazı dizisi kaleme aldık. Yazı dizimizin ilkinde genel bir değerlendirme ortaya koyduk. Önümüzdeki hafta sağlık alanındaki gelişmeleri daha ayrıntılı şekilde ele almak üzere yeniden buluşmak dileğiyle.