Geçtiğimiz günlerde, Ağrı’nın yetiştirdiği en kıymetli değerlerden biri olan, bilim dünyasında saygın bir yere sahip Prof. Dr. Murat Gökalp ile bir araya gelme ve kendisiyle Ağrı üzerine derinlikli bir sohbet gerçekleştirme imkânı bulduk. Bu sohbet, klasik bir nezaket ziyareti olmanın çok ötesinde; Ağrı’nın bugünü ve yarını adına üzerinde düşünülmesi gereken önemli başlıkları yeniden gündemimize taşıdı.

Prof. Dr. Murat Gökalp’in, Prof. Dr. İlhami Gülçin için kullandığı şu ifade, doğrusu bizleri Ağrı adına fazlasıyla onurlandırdı:
“İlhami Gülçin, bilim dünyasında gerçek anlamda sayılı insanlar arasında yer alıyor ve Ağrı için önemli bir şans.”

Bu söz, sıradan bir iltifat değildir. Bilim dünyasına yakın, akademik üretimin merkezinde yer alan insanların birbirleri hakkında kullandıkları ifadeler, çoğu zaman çok daha kıymetlidir. Çünkü bu cümleler, bir nezaket gereği değil; bilgiye, emeğe ve bilimsel birikime duyulan saygının ürünüdür.


Ağrı Üniversitesinin Neye İhtiyacı Var?

Sohbet ilerledikçe mesele doğal olarak Ağrı’ya, Ağrı Üniversitesi’ne ve şehrin geleceğine geldi. Murat Gökalp, Ağrı’da üniversitenin hangi alanlarda gelişmesi gerektiği konusunda son derece net bir çerçeve çizdi. Yaklaşık bir yıl önce, Ali İhsan Yavuz’un katıldığı bir toplantıyı hatırlattı. O toplantıya dosyalarla, istatistiklerle hazırlandığını ve Ağrı için ziraat ve veterinerlik fakültelerinin neden elzem olduğunu rakamlarla ortaya koyduğunu ifade etti.

Ağrı, tartışmasız biçimde bir tarım ve hayvancılık şehri. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık, yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; bu coğrafyanın yaşam biçimi, kültürü ve temel geçim kaynağıdır. Türkiye İstatistik Kurumu verileri incelendiğinde de görüleceği üzere, Ağrı ve çevresi; hayvan varlığı, mera alanları ve hayvancılıkla geçinen nüfus oranı bakımından Türkiye ortalamasının üzerinde bir potansiyele sahiptir.


Meslek Yüksekokulu Yetmez

Ancak burada çok kritik bir ayrımın altını çizmek gerekiyor. Bu potansiyeli yalnızca meslek yüksekokulları üzerinden okumak, Ağrı’ya haksızlık etmek olur. Meslek yüksekokulları elbette önemlidir; fakat Ağrı gibi hayvancılığın bu denli güçlü olduğu bir şehirde veterinerlik ve ziraat fakülteleri, bilimsel üretim, araştırma ve bölgesel kalkınma açısından vazgeçilmezdir.

Murat Gökalp’in altını çizdiği nokta tam da burasıydı:
Ağrı’nın ihtiyacı “ezberci bölümler” değil, şehrin potansiyeline doğrudan katkı sunacak nitelikli fakültelerdir.

Ziraat fakültesi; mera yönetiminden yem bitkilerine, iklim koşullarına uygun tarım modellerinden verimlilik çalışmalarına kadar geniş bir alanda bilim üretir. Veterinerlik fakültesi ise yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı kalmaz; hayvansal üretimin kalitesini artırır, salgın hastalıklarla mücadelede bölgeyi güvence altına alır ve kırsal ekonomiyi doğrudan güçlendirir.

Yer de Belli, İhtiyaç da

“Peki nerede yapılmalıydı?” sorusuna Prof. Dr. Gökalp’in yanıtı da son derece nettir:
TRT Park alanı bu iş için en uygun yerdi. Bu öneriyi sunduk, ancak henüz bir gelişme sağlanamadı.

Ancak umut hâlâ vardır. Murat Gökalp, bu konuyu uygun bir zamanda Rektör İlhami Gülçin ile yeniden paylaşacağını ifade etti. Biz de buradan bu düşünceyi kamuoyuna açık biçimde dile getirmeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Sayın Rektörümüz Prof. Dr. İlhami Gülçin, bu coğrafyanın insanı. Ağrı’yı bilen, bu şehrin sorunlarını ve potansiyelini yakından tanıyan bir isim. İşte tam da bu nedenle, bu rektörlük döneminde ziraat ve veterinerlik fakültelerinin hayata geçirilmesi, Ağrı adına tarihî bir kazanım olacaktır.

Biz buradan açık bir çağrıda bulunuyoruz:
Kıymetli hocam, bu adımı atabilirsek; Ağrı kazanır, üniversite kazanır, bölge kazanır.

Ve en önemlisi, Ağrı’nın gerçek potansiyeli bilimle, planlamayla ve doğru tercihlerle geleceğe taşınmış olur.