Açık söylemek gerekirse bizim bir “hastalığımız” var: Bu şehir için çalışan, üreten insanı övmeyi seviyoruz.
Bundan yaklaşık altı yıl öncesine gidelim. Türkiye’de ekonominin daha rahat olduğu, tarımın daha güçlü olduğu bir döneme… Ağrı’da ise sanayi denince akla gelen neredeyse tek yer vardı: Ağrı Şeker Fabrikası.
O dönem fabrikanın yıllık pancar işleme kapasitesi 120 bin ton civarındaydı. Bölge illerine verilen kotalarla üretim yapılır, bazı yıllar pancar miktarı 150–160 bin tona ulaştığında fazlalık pancar Erciş Şeker Fabrikası’na gönderilirdi. Çünkü Ağrı’daki fabrikanın işleyebileceği miktar belli, kampanya süresi de sınırlıydı.
Koca fabrika yılda 60-70 gün çalışır, ardından bakım dönemine girerdi. Yani bir anlamda yılın büyük bölümünü sessiz geçirirdi.
Geçtiğimiz yıl fabrikanın başına yeni bir müdür atandı: Kürşat Erdoğan.
Bu köşelerde kendisini sık sık anlattık, yazdık, hatta övdük. Kimileri “neden bu kadar övüyorsunuz” diye sorabilir. Açık söylemek gerekirse bizim bir “hastalığımız” var: Bu şehir için çalışan, üreten insanı övmeyi seviyoruz.
Çünkü biliyoruz ki çalışkan insan övüldükçe şımarmazsa daha çok çalışır.
Kürşat Erdoğan’ın gelişiyle birlikte fabrikanın çehresi değişmeye başladı. Yıllardır kronik hale gelen bazı sorunlar çözüldü. Örneğin fabrikada küspede oluşan uzun kuyruklar sona erdirildi.
Elbette fabrikanın teknik tarafını en iyi mühendisleri ve çalışanları bilir. Ama sahada görünen önemli bir gerçek vardı: Müdür odasında oturan bir yönetici değil, fabrikanın her yerinde çalışan bir müdür profili ortaya çıktı.
Elektrik arızası mı var? Orada.
Teknik bir sorun mu çıktı? İşçinin yanında.
Gerektiğinde önlüğünü giyip adeta bir teknisyen gibi çalışan bir yönetici.
Belki de en önemli değişim ise pancar üretiminde yaşandı.
Yıllarca 120 bin ton civarında kalan üretim miktarı, geçtiğimiz yıl 300 bin tonluk sözleşmeyle büyük bir sıçrama yaptı. Ağrı Şeker Fabrikası tarihinde belki de ilk kez bu kadar yüksek bir pancar miktarı sorunsuz şekilde işlendi.
Bu yıl ise rakam daha da büyüyor.
Kürşat Erdoğan ile yaptığımız bir sohbet sırasında kendisine “Bu yıl kota ne kadar?” diye sordum.
Verdiği cevap oldukça dikkat çekiciydi.
Bu yıl için 400 bin tonluk pancar sözleşmesi imzalanmış durumda. Bununla da yetinilmeyip 50 bin tonluk ek kota için başvuru yapılmış. Eğer bu başvuru kabul edilirse Ağrı Şeker Fabrikası 450 bin ton pancar işleyen bir noktaya ulaşacak.
Düşünün…
Altı yıl önce 120 bin ton olan bir fabrikanın bugün 450 bin tonluk üretime yaklaşması demek, neredeyse dört katlık bir artış anlamına geliyor.
Bu artış yalnızca rakamlardan ibaret değil.
Kota arttıkça çiftçi kazanıyor.
Kota arttıkça istihdam artıyor.
Kota arttıkça tarımsal üretim güçleniyor.
Bu yüzden bu rakamlar aslında Ağrı ekonomisinin de büyümesi anlamına geliyor.
Dahası var aslında Kürşat Erdoğan Ağrı Ziraat Odası Başkanı Ömer Yıldız ile birlikte çiftçilerle toplantılar yaptı. Üreticilerin sorunları dinlendi, çözülmesi gereken konular yerinde değerlendirildi.
Birçok sorun daha o toplantılarda çözüldü. Çiftçi de toplantılardan memnun ayrıldı.
Ramazan ayında verilen iftar programı da bu birlikteliğin bir başka göstergesiydi. Ağrı’nın yanı sıra Kars’tan, Malazgirt’ten ve çevre illerden pancar üreticileri iftar programına katıldı.
Aslında insanlar yalnızca bir iftar yemeğine gelmedi.
Birlikte üretmenin, birlikte büyümenin mümkün olduğunu görmek için geldiler.
Bugün Ağrı Şeker Fabrikası 90 günleri aşabilecek, belki 100-120 günlere uzanabilecek bir kampanya süresine doğru ilerliyor.
Elbette gönül ister ki bu fabrika dört mevsim çalışan bir tesis olsun. Bacası yıl boyunca tütsün, çevresinde yeni yan sanayiler kurulsun, daha fazla insan ekmek yesin.
Ama kabul etmek gerekir ki 120 bin tondan 450 bin tona uzanan bu yol önemli bir başarıdır.
Bu yüzden çalışanın hakkını teslim etmek gerekir.
Ağrı Şeker Fabrikası Müdürü Kürşat Erdoğan’ı ortaya koyduğu bu çalışma ve planlama için tebrik ediyoruz.
Umarız önümüzdeki yıllarda bu kota 500 bin tona, belki 600 bin tona ulaşır.
Çünkü pancar arttıkça üretim artacak, üretim arttıkça da Ağrı kazanacaktır.