Bugün hüküm vermek için erkendir. İzleyeceğiz, bekleyeceğiz ve yapılan işleri somut sonuçlarıyla değerlendireceğiz.

Ağrı’da son dönemde bürokrasinin, güvenliğin, yargının, sağlığın ve eğitimin tepesindeki isimler peş peşe değişti. Şehirde neredeyse bütün önemli kurumlar yeni yöneticilerle yoluna devam ediyor. Bu değişimlerin ardından yapılması gereken, daha koltuğuna yeni oturan yöneticileri peşinen başarılı veya başarısız ilan etmek değil; onlara çalışma fırsatı tanımak ve ortaya koyacakları sonuçlara bakmaktır.


AĞRI’DA YÖNETİM KADEMELERİ YENİLENDİ

Son bir yıl içerisinde Ağrı’nın üst düzey yönetim yapısında önemli değişiklikler yaşandı. İl Emniyet Müdürlüğünde Yılmaz İpar’ın yerine Göksel Önder göreve başladı. Ağrı Valisi Mustafa Koç, Giresun Valiliğine atanırken AFAD Başkan Yardımcısı Önder Bozkurt, 7 Ocak 2026 tarihli kararnameyle Ağrı Valiliğine getirildi.

Yargı teşkilatında da kapsamlı bir değişiklik gerçekleşti. Ağrı Cumhuriyet Başsavcısı Adem Çalış, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığına atanırken Erzurum Cumhuriyet Savcısı İbrahim Yusufoğlu, Ağrı Cumhuriyet Başsavcısı oldu. Ağır ceza mahkemelerinde de görev değişikliklerine gidildi. Ömer Faruk Çetinkaya Afyonkarahisar’a, Hatice Ataş Ordu’ya atanırken Ağrı’ya Fatih Yiğit, Gizem Ersan Sadak ve Meryem Düldül Gerek ağır ceza mahkemesi başkanı olarak getirildi. Fatih Yiğit aynı zamanda Ağrı Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı olarak yetkilendirildi.

Sağlık yönetiminde Doç. Dr. Esra Beşer, 15 Mayıs 2026 tarihinde görevini Dr. Mehmet Acu’ya devretti. Millî Eğitim Bakanlığındaki son görevlendirmeler kapsamında ise Ağrı İl Millî Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, Şanlıurfa’ya atanırken yerine Bingöl İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Abdülhaluk Çakan getirildi.

Güvenlik ve yargının tepesindeki isimler değiştiğinde kamuoyunda çoğu zaman fazla yorum yapılmıyor. Çünkü bu atamalar devletin kendi sistemi ve karar mekanizmaları içerisinde değerlendiriliyor. Ancak söz konusu sağlık veya eğitim gibi vatandaşın günlük hayatına doğrudan temas eden kurumlar olduğunda yorumların tonu bir anda sertleşebiliyor. Yeni gelen bir müdür daha çalışmaya başlamadan hakkında hüküm veriliyor.

Oysa doğru olan, kişileri geldikleri yerle veya daha önce taşıdıkları unvanla yargılamak değil; Ağrı’da yapacakları çalışmalarla değerlendirmektir.

MEHMET ACU’NUN HAMLESİ DOĞRU OKUNMALI

Dr. Mehmet Acu, Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü görevine henüz 15 Mayıs’ta başladı. Daha görevinin ilk aylarında bir sağlık müdürünün iyi veya kötü olduğuna karar vermek mümkün değildir. Öncelikle krizleri nasıl yönettiğine, vatandaşın şikâyetlerine nasıl yaklaştığına, sağlık çalışanlarıyla nasıl bir ilişki kurduğuna, kamuoyunu ne ölçüde aydınlattığına ve yıllardır konuşulan sorunlara hangi çözümleri ürettiğine bakmak gerekir.

Şunu kendimize dürüstçe sormalıyız: Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin durumundan yıllardır hepimiz şikâyetçi değil miydik?

Randevu sorunlarından temizlik ve fiziki koşullara, personel ilişkilerinden yönetim anlayışına kadar pek çok mesele defalarca gündeme gelmedi mi? Vatandaş hastaneye gittiğinde yaşadığı sıkıntıları anlatmadı mı? Basın bu sorunları haber yapmadı mı? Siyasetçiler, sivil toplum kuruluşları ve sağlık çalışanları hastanenin işleyişine ilişkin eleştirilerde bulunmadı mı?

Bütün bunlar yaşanmışken yeni İl Sağlık Müdürünün mevcut düzeni olduğu gibi devam ettirmesini beklemek kendi içinde büyük bir çelişki olurdu.

Mehmet Acu göreve gelir gelmez aceleci bir tasarrufta bulunmadı. Önce sağlık kuruluşlarını gezdi, hastanenin birimlerini inceledi, personelle ve yöneticilerle görüştü, sahadaki sorunları gözlemledi. Yaklaşık iki buçuk aylık inceleme ve istişare sürecinin ardından Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kapsamlı bir yönetim değişikliğine gitti. Önce hastanenin idari kadrosu değiştirildi, ardından başhekimlik yönetimi yenilenme sürecine alındı.

Başhekim Emre Özgen ile Başhekim Yardımcıları İsmail Taştan, Tarık Durna, Selen Güven ve Hüseyin Aktaş görevlerinden ayrıldı. Kamuoyuna “istifa” olarak yansıyan bu ayrılıkların, yeni dönem yönetim planlamasının bir parçası olduğu konuşuluyor. Sonuç olarak hastanenin hem idari hem de hekim yönetimi yeniden oluşturuluyor.

Mehmet Acu bu değişiklikleri yapmasaydı ve hastane aynı kadroyla, aynı anlayışla, aynı sorunlarla devam etseydi bu defa haklı olarak şu soruyu soracaktık:

“İl Sağlık Müdürü değişti ama hastanede ne değişti?”

Aynı tasla, aynı hamamla devam edilecekse yalnızca İl Sağlık Müdürünün isminin değişmesinin Ağrı’ya ne faydası olacaktı? Mehmet Acu, başarılı olabilmek için kendi çalışma prensiplerine uygun bir ekip oluşturmayı tercih etti. Bu, yöneticilik açısından anlaşılabilir ve doğal bir karardır.

Ancak bu karar aynı zamanda ciddi bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Bundan sonra Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaşanacak sorunların birinci derecedeki idari muhatabı Mehmet Acu olacaktır. Çünkü yeni başhekimi, başhekim yardımcılarını ve idari kadroyu belirleyecek olan yönetim anlayışı ona ait olacaktır. Başarı da başarısızlık da bu yeni tercihler üzerinden değerlendirilecektir.

Burada önemli bir ölçü bulunuyor: Eğer Mehmet Acu kendi ekibini liyakat, tecrübe ve çalışma prensiplerine göre oluşturabilirse ortaya çıkacak sonuçtan doğrudan sorumlu tutulabilir. Fakat siyasetçiler “benim adamım, senin adamın” anlayışıyla müdahil olur, isim dayatır ve hastane yönetimini siyasi dengelere göre şekillendirmeye çalışırsa o zaman “Acu neylesin?” demek zorunda kalırız.

Sağlık kurumu siyasi nüfuz paylaşımının değil, liyakatin alanı olmalıdır. Vatandaşın canının emanet edildiği bir yerde makam dağıtımı değil, hizmet üretimi konuşulmalıdır.

Acu’nun kararları bugün bir kesim tarafından eleştiriliyor, bir kesim tarafından ise takdir ediliyor. Kimin haklı olduğunu zaman gösterecek. Ölçümüz atanan kişilerin kimlerle yakın olduğu değil; randevuların kısalıp kısalmadığı, temizlik ve düzenin sağlanıp sağlanmadığı, hekim ve personel eksikliğinin giderilip giderilmediği, vatandaşa daha iyi hizmet sunulup sunulmadığı olmalıdır.

Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin açılması için yürütülen çalışmalar da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Mehmet Acu’nun başarısı yalnızca yaptığı yönetici değişiklikleriyle değil, bu yatırımı hizmete açması ve Ağrı’daki sağlık sorunlarına kalıcı çözümler üretmesiyle değerlendirilecektir.


ÇAKAN’A DA ZAMAN TANIMAK GEREKİYOR

Benzer bir yaklaşımı Ağrı’nın yeni İl Millî Eğitim Müdürü Abdülhaluk Çakan için de göstermeliyiz. Çakan henüz görevinin başında. Bölge insanı olması, bölgenin dilini, kültürünü ve toplumsal yapısını tanıması kendisi açısından önemli bir avantajdır. Ancak bu avantajın eğitime nasıl yansıyacağını görmek için zamana ihtiyaç vardır.

Hasan Kökrek Ağrı’ya atandığında da benzer tartışmalar yapılmıştı. Kökrek, il millî eğitim müdürlüğünden değil; daha önce okul yöneticiliği, şube müdür vekilliği, il millî eğitim müdür yardımcılığı, Keskin ve Yahşihan ilçe millî eğitim müdürlüğü gibi görevlerden gelmişti. O dönemde ilçeden Ağrı’ya il müdürü atanması eleştirilmişti.

Fakat Hasan Kökrek giderken Ağrı’da iyi bir idareci olarak anıldı. Kentte görev yaptığı süre içerisinde kurumlarla, eğitim camiasıyla ve kamuoyuyla kurduğu ilişki; sahadaki çalışmaları ve ulaşılabilir yönetim anlayışı takdir gördü. Biz de kalemimizle bunu açıkça yazdık. İyi çalışana teşekkür etmek, yanlış yapana ise gerekçeleriyle eleştiri yöneltmek gazeteciliğin gereğidir.

Hasan Kökrek örneği bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Bir yöneticinin nereden geldiğine bakarak nereye varacağına karar verilemez.

Abdülhaluk Çakan’a da aynı fırsat verilmelidir. Daha yeni göreve başlayan bir müdürü ilk günlerden eleştirmek ne hakkaniyetli ne de ölçülüdür. Önce okullardaki sorunlara nasıl yaklaştığına, öğretmenlerle ve okul yöneticileriyle nasıl bir iletişim kurduğuna, eğitimdeki başarı seviyesini yükseltmek için hangi adımları attığına ve Ağrı’nın dezavantajlı bölgelerine ne ölçüde ulaştığına bakmalıyız.

Bizim görevimiz yöneticilere koşulsuz destek vermek değildir. Elbette yanlışlarını yazacağız, eksiklerini göstereceğiz ve verdikleri sözleri hatırlatacağız. Fakat daha çalışmaya fırsat bulamadan insanları başarısız ilan etmek de eleştiri değil, önyargıdır.

Dr. Mehmet Acu’ya da Abdülhaluk Çakan’a da şans tanımak gerekir. Her ikisi de artık Ağrı’nın yöneticisidir. Başarılı olmaları yalnızca kendileri için değil, bu şehirde yaşayan herkes için önemlidir.

Ağrı’nın kaybedecek zamanı yoktur. Sağlıkta da eğitimde de sonuç görmek istiyoruz. Bunun için yöneticiler çalışmalı, siyaset kurumlardan elini çekmeli, atamalarda liyakat esas alınmalı ve kamuoyu sabırlı fakat dikkatli bir takip sürdürmelidir.

Bugün hüküm vermek için erkendir. İzleyeceğiz, bekleyeceğiz ve yapılan işleri somut sonuçlarıyla değerlendireceğiz.

Bakalım Mevlam neyler; neylerse güzel eyler.