AK Parti Ağrı Milletvekili Ruken Kilerci’nin bir teşkilat toplantısında kullandığı ileri sürülen “çer çöp” ifadesi üzerinden başlayan tartışma, kısa sürede sosyal medyaya ve yerel kamuoyuna taşındı.

Geçtiğimiz günlerde AK Parti Ağrı Milletvekili Ruken Kilerci’nin bir teşkilat toplantısında kullandığı ileri sürülen “çer çöp” ifadesi üzerinden başlayan tartışma, kısa sürede sosyal medyaya ve yerel kamuoyuna taşındı. Açık söylemek gerekirse, mesele yalnızca bir kelimeden ibaret değil. Asıl mesele, parti içindeki bir tartışmanın nasıl olup da teşkilat sınırlarını aşarak kamuoyunun önüne serildiğidir.

Ruken Kilerci, Ağrı’nın milletvekili. Patnos’ta belediye başkanlığı ve Ağrı milletvekilliği yapmış köklü bir ailenin ferdidir. Üslubuyla, tarzıyla, nerede ne söylemesi gerektiğini bilen bir siyasetçi profili çiziyor. İstanbul’da yaşamış olması zaman zaman Ağrı’nın yerel diliyle, kültürüyle ve ifade biçimleriyle arasında mesafe oluşturabilir. Ama buradan hemen kötü niyet çıkarmak da doğru değil. Siyasette bazen bir kelime fazla söylenir. Hele de partinin büyüğü konumundaysanız, bazen bir değil birkaç lafınız fazla olabilir.

EVİN BÜYÜĞÜNÜN BİR LAFI FAZLA OLABİLİR

Bizim kültürümüzde aile içinde söylenen her söz dışarı taşınmaz. Baba evlada kızar, evlat babaya sitem eder, karı koca tartışır. Ama aile mahremiyeti vardır. Siyasi partiler de belli ölçüde böyledir.

Bugün AK Parti Ağrı teşkilatında milletvekili Ruken Kilerci, il başkanı İlhami Yıldız, ilçe başkanları, kadın ve gençlik kolları aynı siyasi yapının parçalarıdır. Elbette tartışacaklar, fikir ayrılığı yaşayacaklar, birbirlerine sert cümleler de kuracaklar. Siyaset steril bir alan değil.

Ama soru şu:

Bu tartışmaların tamamı sosyal medyaya taşınmalı mı?

Bir milletvekili toplantıda bir kelime kullandı diye o kelime üzerinden günlerce parti içi hesaplaşma mı yapılmalı?

Yoksa mesele teşkilat içinde konuşulup çözülmeli miydi?

Bence cevap çok açık.

BİZ DE ÇOK ŞEY DUYUYORUZ, AMA HER ŞEY HABER OLMAZ

Bizim de AK Parti içerisinde görüştüğümüz, dostluk kurduğumuz, konuştuğumuz birçok arkadaşımız, birçok teşkilat mensubu var. Dolayısıyla parti içinde yaşanan pek çok tartışmayı, kırgınlığı, serzenişi, hatta zaman zaman sertleşen iç konuşmaları biz de duyuyoruz.

Ama bugüne kadar bunların büyük bölümünü haberleştirmedik.

Neden?

Çünkü aile içinde olanın aile içinde kalması gerektiğine inanıyoruz.

Gazetecilik, duyduğunuz her şeyi yazmak değildir. Bazen yazmamak da bir mesleki tercihtir. Özellikle siyasi bir yapının iç meseleleri, kişisel kırgınlıkları, anlık öfkeleri ve teşkilat içi tartışmaları kamu yararı üretmiyorsa, bunları alıp sosyal medyada büyütmek sadece kaos üretir.

AK Parti Ağrı teşkilatında bugün konuşulan birçok şeyi biliyoruz. Dün de biliyorduk. Ama hiçbirini “işte kavga”, “işte kriz” diye servis etmedik. Çünkü o yapının kendi iç mekanizmasının işlemesine saygı göstermek gerektiğini düşündük.

Bugün de aynı yerdeyiz.

AK PARTİ BU AİLE KÜLTÜRÜNÜ KOLAY OLUŞTURMADI

AK Parti 2001’den bu yana uzun bir siyasi hafıza oluşturdu. Ağrı’da da bu süreç içerisinde il başkanları değişti, milletvekilleri geldi geçti, belediye başkanları değişti, teşkilatlar yenilendi.

Savcı Sayan, Ekrem Çelebi ve Halil Özyolcu dönemlerini hatırlayın. Çok sert siyasi tartışmalar yaşandığı konuşulurdu. Fakat bunların tamamı sosyal medyaya dökülmedi.

Kemal Atmaca döneminde de parti içinde farklı görüşler, itirazlar ve tartışmalar vardı. Yönetim içinde yaşanan her mesele dışarı taşınmadı.

Hasan Arslan ile Abbas Aydın arasında siyasi rekabetin olduğu dönemler de oldu. Parti içinde sert tartışmalar yaşandığı biliniyordu. Ama kamuoyunun önüne her gün yeni bir kavga dosyası düşmüyordu.

Çünkü önceki siyasetçiler şu noktayı iyi biliyordu:

Parti içinde olan her şey, kamuoyunun malzemesi yapılmaz.

Bu, teşkilat hafızasının önemli bir parçasıydı.

PEKİ KİM ÇER, KİM ÇÖP?

Şimdi gelelim başlıktaki soruya.

Kim çer, kim çöp?

Ruken Kilerci mi?

İlhami Yıldız mı?

Bir ilçe başkanı mı?

Bir teşkilat mensubu mu?

Bence mesele bu soruya isim aramak değil.

Çünkü yarın Ruken Kilerci’nin milletvekilliği biter. İlhami Yıldız’ın il başkanlığı biter. Bugün görevde olanların tamamı bir gün görevi bırakır.

Makamlar geçicidir.

Kurumsal hafıza ise daha uzun yaşar.

Bir milletvekili yanlış bir ifade kullandıysa teşkilat bunu kendi içinde konuşur. İl başkanı rahatsız olduysa milletvekiliyle konuşur. Teşkilat mensubu kırıldıysa bunu parti mekanizmalarına taşır.

Ama her konuşulanı sosyal medyada afişe ederek parti teşkilatını kamuoyu önünde tartışma konusu haline getirmek, uzun vadede hiç kimseye fayda sağlamaz.

Bugün bir kelime tartışılır, yarın başka bir söz tartışılır. Sonunda vatandaşın önüne ne çıkar?

Yatırım mı?

Hizmet mi?

Ağrı’nın sorunları mı?

Hayır.

Parti içi kavga çıkar.

Ağrı’nın buna ihtiyacı yok.

Ben yine aynı yerdeyim:

Evin büyüğünün bir lafı fazla olabilir.

Ama ailenin de o lafı alıp sokağa taşımaması gerekir.

Kimin çer, kimin çöp olduğunu zaman gösterir.

Fakat bildiğimiz bir şey var:

Aile içinde olan aile içinde kalmalı.