Ağrı Valisi Dr. Önder Bozkurt’un davetiyle basın mensupları olarak kendisiyle bir araya geldik. Samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşmada biz sorduk, Sayın Valimiz cevapladı.
Bugün Ağrı Valisi Dr. Önder Bozkurt’un davetiyle basın mensupları olarak kendisiyle bir araya geldik. Samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşmada biz sorduk, Sayın Valimiz cevapladı. Ağrı’ya dair yapılan çalışmalar, planlanan projeler ve şehrin geleceğine yönelik temenniler konuşuldu. Elbette bu toplantıda aktarılanları ve detayları önümüzdeki günlerde ayrıca kaleme alacağız. Ancak bugün şehirde dikkat çeken bambaşka bir gelişme vardı: Erzurum Caddesi’ndeki orta refüjlerde bulunan kaçak geçişlerin kapatılması.
Uzun yıllardır sürücüler tarafından kullanılan ancak trafik güvenliği açısından risk oluşturan orta refüj geçişlerinin kapatılması şehirde farklı yorumlara neden oldu. Kimileri bu kararı yerinde buldu, kimileri ise “Bu kadarına gerek var mıydı?” sorusunu sordu. Hatta bir vatandaş sosyal medya üzerinden Sayın Valimize hitaben bazı çözüm önerileri de paylaştı. Ancak şahsi kanaatimi açıkça ifade etmeliyim ki orta refüjlerdeki kaçak geçişlerin kapatılması doğru ve gerekli bir adımdır.
Fakat asıl dikkat çekici olan konu yalnızca bu uygulama değil, uygulamanın arkasındaki yönetim anlayışıdır. Basın toplantısının ardından bir arkadaş ortamında sohbet ederken bana şu soru soruldu: “Vali Bey size ne anlattı?” Gazetecinin görevi yalnızca yazmak değildir. Gazeteci bulunduğu toplumda gördüğünü, yaşadığını, duyduğunu da anlatır. Sayın Valimiz de zaten Ağrı’da yapılanları ve yapılacakları bizlerin aracılığıyla topluma aktarmamızı istiyor. Yani bu anlatımın amacı gazetecilerin hoşuna gitmek değil; toplumla devlet arasında sağlıklı bir iletişim kurulmasıdır.
O sohbet sırasında arkadaşlardan biri dikkat çekici bir anısını paylaştı. “Geçtiğimiz günlerde Sayın Valimizin aracını trafik ışıklarında beklerken gördüm” dedi. Aslında bu cümle normal bir şehir hayatında çok sıradan bir durumdur. Valiler de trafik kurallarına uyar. Ancak geçmişte bu şehirde öyle örnekler gördük ki, trafik ışıkları durdurulur, yollar açılır ve konvoylar hızla geçirilirdi. Bu nedenle Ağrı Valisi’nin trafik ışığında beklediğini görmek vatandaşa sıra dışı bir görüntü gibi geldi.
Oysa Sayın Valimizin kanunen geçiş üstünlüğü hakkı var. İsterse siren açar ve trafik akışını durdurup yoluna devam edebilir. Ancak bunu kullanmaması önemli bir mesaj veriyor: “Ben halktan ayrı değilim.” Bir devlet adamı için asıl değerli olan da bu anlayıştır. Acil bir durum yoksa şehir içinde herkesle aynı kurallara uymak, halkla aynı yolu paylaşmak gerçek anlamda mütevazı bir yönetim anlayışıdır.
Erzurum Caddesi’ndeki düzenlemede de benzer bir yaklaşım görüyoruz. Orta refüjlerdeki kaçak geçişler kapatılırken, Ağrı Valiliği önünde yıllardır kullanılan geçiş de dubalarla kapatıldı. Yani Sayın Vali yalnızca vatandaşın kullandığı bir geçişi kapatmadı; kendi makamına yakın olan geçişi de aynı şekilde kapattı.
Aslında burada verilen mesaj çok net: “Vatandaş bir kilometre fazla gidecekse ben de giderim.” TOKİ istikametine gitmek isteyen vatandaş nasıl biraz daha dolaşacaksa, Vali de konutuna giderken anıt çevresinden dolaşacak. Kendisi için ayrıcalık istemeyen, aynı kuralı herkese uygulayan bir yönetim anlayışı ortaya koydu.
Bu kararın altında yalnızca bir trafik düzenlemesi değil, bir devlet ciddiyeti ve adalet duygusu var. Çünkü şehir yönetiminde alınan kararların gerçek gücü, o kararın yöneticiler tarafından da uygulanmasından gelir. Komisyonlar karar alabilir, raporlar yazılabilir; fakat bu tür düzenlemelerin hayata geçmesi için en önemli irade valinindir. Sayın Vali Önder Bozkurt’un bu konuda attığı imza ve gösterdiği tavır gerçekten takdir edilmesi gereken bir duruştur.
Bu noktada şunu da söylemek gerekir: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yıllardır yöneticilere “Halkın içinde olun, halkla bütünleşin” çağrısı yapar. Siyasetçilerden bürokratlara kadar herkes için dile getirilen bu anlayış aslında devlet yönetiminin temel prensiplerinden biri olmuştur. Ağrı Valisi Dr. Önder Bozkurt’un sergilediği profil de tam olarak bu anlayışın sahadaki karşılığıdır.
Halkın içinde olan, vatandaşla aynı yolu yürüyen, kuralları önce kendisi uygulayan bir vali profili… Sayın Bozkurt göreve geldiği günden bu yana sergilediği çalışma temposu ve yaklaşımıyla şehirde olumlu bir izlenim bırakmaya başladı. AFAD Genel Başkan Yardımcılığı gibi önemli bir görevden sonra bir şehre vali olarak atanması aslında devlet bürokrasisinin nasıl çalışkan bir yönetici kazandığını da gösteriyor.
Elbette şehir yönetimi uzun bir yolculuktur. Her kararın destekçisi de olacaktır eleştireni de. Ancak adalet duygusuyla, halkla eşit mesafede duran bir yönetim anlayışı her zaman karşılık bulur.
Ben şahsen bugün atılan bu adımı doğru buluyor, Sayın Valimiz Dr. Önder Bozkurt’u bu yaklaşımı dolayısıyla tebrik ediyorum. Umarım bu şehir onu değiştirmez; aksine onun bu çalışma azmi ve adaletli duruşu şehre daha fazla değer katar. Çünkü Ağrı’nın ihtiyacı olan şey tam da budur: Halkın içinde olan, halkla birlikte yürüyen bir yönetim anlayışı.