Aydın, Ağrı’nın yıllardır göç, işsizlik, sermaye yetersizliği ve nitelikli istihdam sorunlarıyla karşı karşıya bulunduğunu belirterek, böylesine büyük bir yatırımın şehir açısından tarihi bir fırsata dönüştürülebileceğini ifade etti.

Mollakara’da yüz milyonlarca dolarlık bir yatırım yapıldığına, önümüzdeki yıllarda milyarlarca dolarlık ekonomik değer oluşturabilecek bir üretim sürecinin başladığına dikkat çeken Aydın, bundan sonraki tartışmanın yalnızca çıkarılacak altının miktarı üzerinden yürütülmemesi gerektiğini söyledi.

Aydın, “Biz meseleye sadece ‘Ağrı’da altın çıkarılıyor’ diye bakarsak büyük resmi kaçırırız. Asıl sorumuz şu olmalıdır: Bu zenginlik Ağrı’nın ekonomik yapısını nasıl değiştirecek? Bu yatırım bittikten, yıllar sonra maden sahası kapandıktan sonra Ağrı’nın elinde ne kalacak? Eğer bugünden bunun planlamasını yaparsak yerin altındaki serveti yerin üstünde kalıcı bir kalkınmaya dönüştürebiliriz.” dedi.

Aydın’a göre Mollakara’nın Ağrı’ya sağlayacağı en önemli kazanımlardan biri yerel istihdam olabilir. Ancak bunun yalnızca vasıfsız iş gücüyle sınırlandırılmaması gerektiğine dikkat çeken Aydın, Ağrılı gençlerin mühendislikten laboratuvar hizmetlerine, ağır iş makinesi kullanımından elektrik ve mekanik bakımına, iş güvenliğinden lojistik ve çevre yönetimine kadar maden işletmesinin teknik alanlarında yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Aydın, madenciliğin Ağrı’da yeni bir mesleki eğitim alanı oluşturabileceğini belirterek Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, meslek liseleri, ilgili kamu kurumları ve yatırımcı kuruluş arasında özel bir eğitim ve istihdam modeli kurulabileceğini söyledi.

“Bugün dışarıdan uzman getirerek çözdüğümüz bir işi beş yıl sonra Ağrılı bir gencimiz yapabiliyorsa bu şehir kazanmış demektir. Gençlerimize sadece iş değil, uzmanlık kazandırmalıyız. Çünkü madenin ömrü sınırlı olabilir ama edinilen meslek ve insan kaynağı onlarca yıl Ağrı’da kalır.” Aydın, özellikle yatırımın tedarik zincirinin Ağrı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

Bir maden işletmesinin yalnızca işçi çalıştırmadığını; nakliye, yemek, konaklama, güvenlik, makine ve araç bakımı, iş kıyafetleri, ekipman, temizlik, inşaat, lojistik ve çok sayıda hizmet satın aldığını belirten Aydın, bu harcamaların mümkün olan bölümünün Ağrı’daki işletmelere yönlendirilmesinin yerel ekonomide ciddi bir çarpan etkisi oluşturabileceğini söyledi.

Aydın, “337 kişinin doğrudan çalışması elbette önemlidir. Ancak biz sadece fabrikanın kapısından içeri giren personeli sayarsak ekonomik etkinin büyük bölümünü gözden kaçırırız. Bir tesisin yıllarca yapacağı mal ve hizmet alımları vardır. Ağrılı işletmeler bu zincire ne kadar dahil edilirse yatırımın gerçek kazancı o kadar büyür.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu nedenle Ağrı’daki firmaların madenin ihtiyaç duyduğu ürün ve hizmetlere göre hazırlanması gerektiğini ifade eden Aydın, Ticaret ve Sanayi Odası, esnaf kuruluşları ve ilgili kurumların öncülüğünde bir “yerel tedarik envanteri” oluşturulabileceğini söyledi.

Aydın, böylece hangi ürünün şehirde üretilebildiğinin, hangi hizmetin yerel firmalardan alınabileceğinin ve hangi alanlarda yeni girişimlere ihtiyaç duyulduğunun ortaya çıkarılabileceğini ifade etti. Aydın’a göre bu model yalnızca mevcut esnafı desteklemekle kalmayacak, genç girişimcilere de yeni iş alanları açabilecek.

“Maden bugün yemek hizmeti satın alır, yarın nakliye ister, başka bir gün bakım hizmeti ister. Bunların hepsini şehir dışından karşılamak zorunda değiliz. Ağrı’daki girişimcimizi kalite standartlarına hazırlayalım, gerekli eğitimleri sağlayalım ve rekabet edebilecek hale getirelim. Böylece yatırımın etrafında Ağrı’nın kendi özel sektörü büyüsün.” Diyadin’in yatırımın merkezinde bulunmasının ilçeye ayrıca sorumluluk yüklediğini belirten Aydın, ilçenin yalnızca maden sahasının bulunduğu yer olarak kalmaması gerektiğini söyledi.

Mollakara’nın Diyadin’de konaklamadan ulaşıma, ticaretten hizmet sektörüne kadar yeni ekonomik hareketlilik oluşturabileceğini ifade eden Aydın, bu sürecin plansız büyümeye bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Aydın, yatırım döneminde oluşacak ekonomik canlılığın kalıcı hale getirilebilmesi için Diyadin’de mesleki eğitim, küçük sanayi, lojistik ve hizmet sektörünün birlikte geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Aydın ayrıca Ağrı’da madencilik alanında faaliyet gösterebilecek yerel şirketlerin ortaya çıkmasının uzun vadede çok daha önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtti.

“Ağrı sadece toprağından cevher çıkarılan bir şehir olmamalıdır. Ağrı’dan madencilik sektörüne hizmet veren şirketler çıkmalı. Bugün Mollakara’ya hizmet veren bir Ağrı firması, yarın Erzincan’da, Sivas’ta, Artvin’de veya başka bir ülkede iş yapabilmeli. Doğal kaynağımızı böyle bir ticari tecrübeye dönüştürürsek gerçek anlamda kalkınma sağlamış oluruz.” Aydın, yatırımın Ağrı için bir başka önemli boyutunun da sosyal sorumluluk olduğunu ifade etti.

Büyük ölçekli yatırımların faaliyet gösterdikleri bölgelerde eğitim, mesleki gelişim, burs, spor, kültür ve sosyal projelere destek vermesinin önemli olduğunu belirten Aydın, özellikle Diyadin ve çevresindeki başarılı fakat ekonomik imkânları sınırlı gençlerin desteklenebileceği sürdürülebilir programlar oluşturulmasını önerdi.

Aydın, bunun yardım anlayışıyla değil, insan kaynağına yatırım modeliyle ele alınması gerektiğini vurguladı. “Bir gence burs verir, mühendislik okutursunuz; eğitimini tamamladığında kendi memleketinde çalışma imkânı oluşturursunuz. Başka bir gencimizi kaynakçı, operatör veya teknisyen olarak yetiştirirsiniz. Bir başkasına girişimcilik desteği sağlarsınız. O zaman maden yalnızca altın üretmez; insan yetiştirir.”

Mollakara’nın Türkiye ekonomisine sağlayacağı katkının önemli olduğunu belirten Aydın, Ağrı’nın da bu büyük ekonomik hareketlilikten hak ettiği ölçüde yararlanmasının ortak hedef olması gerektiğini söyledi.

Aydın, “Bu yatırım devletimizin, ülkemizin ve milli ekonomimizin bir kazanımıdır. Bizim yaklaşımımız yatırım karşıtlığı değildir. Tam tersine Ağrı’ya yatırım gelsin, üretim artsın, yeni madenler ve yeni sanayi tesisleri açılsın istiyoruz. Fakat Ağrı’nın doğal zenginliğinin aynı zamanda Ağrı’nın kalkınmasını hızlandırmasını istemek de bu şehrin en doğal beklentisidir.” ifadelerini kullandı.

Çevresel sürdürülebilirliğin de sürecin ayrılmaz bir parçası olması gerektiğine dikkat çeken Aydın, üretimin su kaynakları, tarım alanları ve doğal çevre korunarak yürütülmesinin hem yatırımın hem de bölge halkının geleceği açısından vazgeçilmez olduğunu ifade etti. Aydın, çevresel denetimin yatırım karşıtlığı şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, uzun vadeli yatırım güvenliğinin de güçlü çevre standartlarından geçtiğini söyledi.

Mollakara’nın Ağrı açısından daha büyük yatırımların önünü açabilecek bir referans proje haline getirilebileceğini belirten Aydın, başarıyla yürütülen bir üretim sürecinin başka yatırımcıların Ağrı’ya bakışını değiştirebileceğine dikkat çekti.

“Ağrı’ya gelen yatırımcı burada nitelikli insan gücü, güçlü yerel tedarikçiler, iyi ulaşım ve kurumlarla sağlıklı iş birliği görürse ikinci yatırımın önü açılır. Mollakara’yı sadece bugünkü yatırım olarak değil, Ağrı’nın yatırımcıya vereceği bir referans olarak da değerlendirmeliyiz.” Aydın, Ağrı’nın önüne daha uzun vadeli bir hedef koyması gerektiğini belirterek, maden faaliyetlerinin devam ettiği yıllar içerisinde şehirde yeni ekonomik kapasite oluşturulmasının önemine dikkat çekti.

Naci Kaya Diyadin’de Asfalt Çalışmalarını Yerinde İnceledi
Naci Kaya Diyadin’de Asfalt Çalışmalarını Yerinde İnceledi
İçeriği Görüntüle

“Altın sonsuza kadar çıkarılmayacak. Bu nedenle çıkarılan her ton altınla birlikte Ağrı’nın ekonomik kapasitesi de büyümelidir. Madenin son günü geldiğinde elimizde yalnızca boşalmış bir saha kalmamalı. Meslek sahibi binlerce genç, güçlenmiş esnaf, büyümüş şirketler, yeni yatırımlar ve daha güçlü bir Diyadin kalmalı.”

Aydın sözlerini, “Biz Ağrı’nın yer altındaki zenginliğini konuşurken asıl hedefimizi yer üstündeki insanımız olarak belirlemeliyiz. Bir gram altın bile çıkarılırken bunun Ağrı’nın geleceğine nasıl katkı sağlayacağını düşünmeliyiz. Ağrı’nın altını Türkiye’nin ekonomisine güç verirken Ağrı’nın gencine iş, esnafına ticaret, girişimcisine fırsat, öğrencisine eğitim ve şehrimize yeni yatırımlar getirsin. O zaman bu zenginliğin gerçek karşılığını almış oluruz. Mesele altını çıkarmak değil; o altından Ağrı’ya kalıcı bir gelecek inşa etmektir.” değerlendirmesiyle bitirdi.