Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti (OGC) Genel Başkanı Nihat Aydın, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan nüfus, göç, eğitim, işgücü ve ekonomik göstergeler ile Ağrı’nın sahip olduğu tarım, hayvancılık, turizm ve sınır ticareti potansiyelini birlikte değerlendirdi. Aydın, Ağrı’nın temel sorununun potansiyel eksikliğinden değil, sahip olduğu imkânların yeterince üretime, istihdama ve ekonomik değere dönüştürülememesinden kaynaklandığını belirtti.
TÜİK’in 2025 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre Ağrı’nın nüfusu 491 bin 489 kişiye geriledi. 2024 yılında 499 bin 801 olan nüfus, yalnızca bir yılda 8 bin 312 kişi azaldı. 2015 yılında 547 bin 210 nüfusa sahip olan Ağrı, yaklaşık on yıllık süreçte 55 binin üzerinde nüfus kaybetti. Bu rakamlar, kentte uzun yıllardır devam eden göç probleminin yalnızca sosyal değil, aynı zamanda ekonomik bir mesele olduğunu da ortaya koyuyor.
Nihat Aydın, göçün yalnızca nüfus azalması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, kentten ayrılan her gencin aynı zamanda Ağrı’nın üretim gücü, girişimcilik kapasitesi ve ekonomik geleceği açısından da kayıp anlamına geldiğini ifade etti. Aydın, Ağrı’nın en önemli hedeflerinden birinin gençlerin kendi memleketlerinde gelecek kurabilecekleri ekonomik ve sosyal şartları oluşturmak olması gerektiğine dikkat çekti.
Ağrı’nın genç nüfus yapısı ise kentin önündeki önemli fırsatlardan biri olarak öne çıkıyor. TÜİK’in 2025 gençlik istatistiklerine göre Türkiye genelinde 15-24 yaş grubunun toplam nüfus içerisindeki payı yüzde 14,8 seviyesindeyken Ağrı’da bu oran yüzde 19,4 düzeyinde bulunuyor. Aydın, bu durumun doğru değerlendirildiğinde Ağrı için önemli bir ekonomik avantaja dönüşebileceğini belirtti.
Aydın, gençlerin yalnızca kamu kurumlarında iş arayan bir kitle olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek, mesleki eğitim, özel sektör, üretim, teknoloji ve girişimcilik alanlarında gençlere yeni fırsatlar oluşturulması gerektiğini kaydetti. Ağrı’daki genç nüfusun sanayi, tarım, hayvancılık, turizm, lojistik ve dış ticaret alanlarına yönelik mesleki eğitim programlarıyla desteklenmesinin önemine dikkat çekti.
Eğitim göstergeleri de Ağrı’nın kalkınma sorunlarının önemli başlıklarından birini oluşturuyor. TÜİK’in 2025 Ulusal Eğitim İstatistikleri’ne göre Türkiye’de 25 yaş ve üzerindeki nüfusun ortalama eğitim süresi 9,6 yıl olurken Ağrı’da bu süre 7,6 yıl seviyesinde kaldı. Ağrı bu gösterge bakımından Türkiye’de son sırada yer aldı.
Nihat Aydın, eğitim meselesinin üretimden ve istihdamdan ayrı ele alınmaması gerektiğini ifade ederek, Ağrı’da hangi ekonomik sektörlerin geliştirilmesi hedefleniyorsa mesleki eğitim programlarının da bu sektörlere göre şekillendirilmesi gerektiğini belirtti. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Milli Eğitim Müdürlüğü, sanayi kuruluşları ve iş dünyasının ortak hareket ederek eğitimden doğrudan istihdama geçiş sağlayan modeller geliştirmesi gerektiğini söyledi.
İşgücü verileri de Ağrı açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. TÜİK’in 2025 yılı il düzeyindeki tahminlerine göre Ağrı’da işsizlik oranı yüzde 9,3 seviyesinde gerçekleşti. Bu oranın önceki yıllara göre gerilemesi olumlu bir gelişme olmakla birlikte, Ağrı’daki istihdam oranı ve işgücüne katılım oranı Türkiye ortalamasının altında kalmaya devam ediyor.
Aydın, işsizlik oranındaki düşüşün önemli olduğunu ancak esas hedefin geçici iş modellerinden ziyade üretime dayalı, kayıtlı ve sürdürülebilir istihdam oluşturmak olması gerektiğini vurguladı. Bir şehrin ekonomik olarak güçlenmesinin fabrikaları, üretim tesisleri, ihracatçı şirketleri ve güçlü özel sektörüyle mümkün olabileceğini belirtti.
Ağrı’nın ekonomik yapısındaki en dikkat çekici göstergelerden biri de kişi başına düşen Gayrisafi Yurt İçi Hasıla verileri oldu. TÜİK’in 2024 yılı il bazlı verilerine göre Türkiye genelinde kişi başına GSYH 503 bin 76 TL seviyesinde gerçekleşirken Ağrı’da bu rakam 194 bin 660 TL düzeyinde kaldı. Ağrı’daki kişi başına ekonomik üretim, Türkiye ortalamasının yaklaşık yüzde 39’una denk geliyor.
Aydın, bu tablonun Ağrı’nın temel meselesini açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, kamu yatırımlarının son derece önemli olduğunu ancak yalnızca kamu harcamaları üzerinden kalıcı bir ekonomik kalkınma modelinin oluşturulamayacağını ifade etti. Kamu yatırımlarının özel sektör yatırımlarını, üretimi ve ticareti harekete geçirmesi gerektiğini söyledi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan İl SEGE-2025 çalışmasında Ağrı’nın 81 il arasında 81’inci sırada yer alması da kentin uzun yıllardır devam eden yapısal problemlerini ortaya koydu. Nihat Aydın, bu sonucun siyasi tartışma veya karşılıklı suçlama konusu yapılmak yerine Ağrı için ortak bir sorumluluk belgesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Aydın, iktidar ve muhalefet temsilcilerinden belediyelere, bürokrasiden üniversiteye, sivil toplum kuruluşlarından iş dünyasına kadar bütün aktörlerin “Ağrı’yı önümüzdeki 10 yılda hangi noktaya taşıyacağız?” sorusunun cevabını ortak şekilde vermesi gerektiğini belirtti.
Ağrı’nın en önemli ekonomik değerlerinden biri olan hayvancılıkta ise çok büyük bir potansiyel bulunuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre kentte 300 binin üzerinde büyükbaş ve 1,5 milyonun üzerinde küçükbaş hayvan bulunuyor. Ağrı, küçükbaş hayvan varlığı bakımından Türkiye’nin önde gelen illeri arasında yer alıyor.
Nihat Aydın, hayvancılıkta gerçek ekonomik kazancın yalnızca hayvan sayısı üzerinden ölçülemeyeceğini ifade etti. Hayvanın Ağrı’da yetişmesine rağmen etin başka illerde işlenmesi, sütün başka kentlerde ürüne dönüştürülmesi, deri ve yan ürünlerin başka bölgelerde değerlendirilmesi durumunda katma değerin Ağrı dışında kaldığını söyledi.
Aydın, Ağrı’nın yalnızca canlı hayvan satan bir şehir olmaktan çıkması gerektiğini belirterek, et ve süt işleme tesisleri, modern kesimhaneler, peynir ve süt ürünleri fabrikaları, yem üretim tesisleri, deri işleme işletmeleri, paketleme merkezleri, soğuk hava depoları ve lojistik altyapısının bir bütün olarak planlanması gerektiğini ifade etti.
Ağrı açısından diğer önemli ekonomik alanın Doğubayazıt ve Gürbulak Sınır Kapısı olduğunu belirten Aydın, Gürbulak’ın yalnızca araç ve TIR geçişlerinin gerçekleştirildiği bir kapı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Gürbulak üzerinden gerçekleşen uluslararası ticaretin Ağrı ekonomisine daha fazla katkı sağlaması için Doğubayazıt’ta lojistik merkezler, antrepolar, soğuk hava depoları, dış ticaret şirketleri, paketleme tesisleri, TIR servis ve bakım alanları ile ihracata yönelik üretim merkezlerinin artırılması gerektiğine dikkat çekti.
Aydın, Ağrı’nın sınır ticaretini yalnızca seyreden değil, bu ticaretin doğrudan üreticisi ve ihracatçısı hâline gelmesi gerektiğini belirtti. Ağrı’da üretilen tarım, hayvancılık, gıda ve sanayi ürünlerinin İran başta olmak üzere bölge ülkelerine ulaştırılabileceği güçlü bir dış ticaret altyapısının kurulmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.
Turizm de Ağrı açısından değerlendirilmeyi bekleyen önemli alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Ağrı Dağı, İshak Paşa Sarayı, Ahmed-i Hani Türbesi, Diyadin Kaplıcaları, Diyadin Kanyonu ve Balık Gölü gibi önemli değerlerin bulunmasına rağmen turizm gelirlerinin istenilen düzeye ulaşmadığını belirten Aydın, turizmde temel hedefin yalnızca ziyaretçi sayısını artırmak olmaması gerektiğini kaydetti.
Aydın, Ağrı’ya gelen ziyaretçinin şehirde kaç gün kaldığının ve kent ekonomisine ne kadar katkı sağladığının daha önemli olduğunu belirtti. Ağrı Dağı, İshak Paşa Sarayı, Ahmed-i Hani, Diyadin ve diğer turizm noktalarının birbirinden bağımsız değil, tek bir turizm destinasyonu içerisinde pazarlanması gerektiğini söyledi.
Diyadin’de bulunan jeotermal kaynakların da tarımsal üretim açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Aydın, jeotermal sera yatırımlarının artırılmasının hem tarımsal üretime hem de istihdama katkı sağlayabileceğini ifade etti. Üretimin yalnızca sera aşamasında bırakılmaması, paketleme, soğuk zincir, lojistik ve ihracat sistemleriyle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Nihat Aydın’ın değerlendirmelerinde dikkat çektiği en önemli konulardan biri de Ağrılı iş insanlarının kentin ekonomik kalkınmasına daha güçlü biçimde dahil edilmesi oldu. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde çok sayıda başarılı Ağrılı iş insanının bulunduğunu belirten Aydın, bu insanlara yalnızca “Ağrı’ya yatırım yapın” çağrısı yapılmasının yeterli olmadığını söyledi.
İş insanlarının önüne fizibilitesi hazırlanmış, yatırım maliyeti belirlenmiş, arsası ve altyapısı hazır, teşvik sistemi netleşmiş, pazarı araştırılmış ve geri dönüş süresi hesaplanmış somut projeler konulması gerektiğini ifade eden Aydın, yatırımcıların duygusal çağrılardan ziyade gerçekçi ekonomik projelerle Ağrı’ya çekilebileceğini belirtti.
Aydın ayrıca Ağrılı iş insanlarının bireysel yatırımlarının yanında ortak sermayeli profesyonel yatırım modellerinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çok sayıda iş insanının ortak sermayeyle oluşturacağı bir yatırım platformu veya şirket aracılığıyla et ve süt sanayisi, lojistik, soğuk hava depoculuğu, tarımsal üretim, tekstil, turizm ve diğer alanlarda büyük ölçekli yatırımlar gerçekleştirilebileceğini ifade etti.
Bu tür yapıların hayır kurumu anlayışıyla değil, ekonomik olarak para kazanan ve elde ettiği kazancı tekrar Ağrı’ya yatıran sürdürülebilir ticari modeller şeklinde kurulması gerektiğine dikkat çekti.
Aydın, siyasetin de Ağrı konusunda klasik talep ve hizmet siyasetinden proje ve sonuç odaklı bir anlayışa geçmesi gerektiğini belirtti. Milletvekillerinin yalnızca kamu yatırımlarını takip eden değil, özel sektör yatırımcılarını Ağrı’ya taşıyan bir misyon üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Belediyelerin yatırımcıların ihtiyaç duyduğu altyapı, imar ve şehir yaşamı koşullarını geliştirmesi; üniversitenin bilimsel bilgi, Ar-Ge ve nitelikli insan kaynağı sağlaması; meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin ise iş dünyasıyla kamu arasında güçlü bir koordinasyon mekanizması oluşturması gerektiğini belirtti.
Nihat Aydın, Ağrı’nın kalkınmasının siyasi parti ayrımı yapılmadan ele alınması gereken ortak bir mesele olduğunu ifade ederek, şehir için ölçülebilir hedefler belirlenmesini istedi.
Aydın, her yıl Ağrı’da kaç yeni fabrikanın açıldığı, kaç kişinin özel sektörde istihdam edildiği, ihracatın ne kadar arttığı, kaç gencin kentte kalmayı tercih ettiği, hayvancılıktan elde edilen ürünlerin ne kadarının Ağrı’da işlendiği ve turizmden elde edilen ekonomik gelirin ne kadar yükseldiği gibi göstergelerin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti.
Ağrı’nın genç nüfusu, güçlü hayvancılık potansiyeli, geniş tarım ve mera alanları, Gürbulak Sınır Kapısı, Ağrı Dağı, İshak Paşa Sarayı ve Diyadin’in jeotermal kaynakları dikkate alındığında kentin önemli ekonomik avantajlara sahip olduğunu ifade eden Aydın, bu değerlerin birbirinden bağımsız şekilde değil ortak bir kalkınma planı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Nihat Aydın, Ağrı’nın temel meselesinin kaynak veya potansiyel eksikliği olmadığını belirterek, asıl ihtiyacın mevcut imkânları üretime, istihdama ve refaha dönüştürecek güçlü ve uzun vadeli bir organizasyon olduğunu ifade etti.
Aydın, “Ağrı’nın kaderi göç ve ekonomik geri kalmışlık olmak zorunda değildir. Bizim artık ‘Ağrı’da ne yok?’ sorusunu sürekli tekrar etmek yerine ‘Ağrı’da olanı nasıl ekonomik değere dönüştürürüz?’ sorusunu sormamız gerekiyor. Gençlerimizi kendi memleketlerinde tutabilir, hayvancılığımızı sanayiyle buluşturabilir, Gürbulak’ı lojistik ve üretim merkezine dönüştürebilir, turizmde konaklama süresini artırabilir ve Ağrılı iş insanlarının sermayesini memleketle buluşturabilirsek Ağrı çok farklı bir ekonomik geleceğe ulaşabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Aydın son olarak, Ağrı’nın geleceğinin siyasi tartışmaların üzerinde tutulması gerektiğini belirterek, “Kim Ağrı için üretim, yatırım ve istihdam oluşturuyorsa desteklenmelidir. Bununla birlikte eksikleri de doğru veriler üzerinden konuşmak, çözüm üretmek ve sonuçları takip etmek zorundayız. Ağrı’nın artık günü kurtaran değil, önümüzdeki 10 ve 20 yılı planlayan bir kalkınma anlayışına ihtiyacı vardır” ifadelerini kullandı.





