Gazeteci–Yazar ve AK Parti Eski Milletvekili Mehmet Metiner, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla Süreç Komisyonu Raporu’na ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Metiner, raporda yer alan ifadelerin çözüm perspektifi açısından tarihî bir nitelik taşıdığını vurguladı.
Gazeteci Metiner, raporda yer alan “Meselenin güvenlikle sınırlı bir alan olmanın ötesinde çok katmanlı ve çok yönlü olduğu” yönündeki tespiti öne çıkararak, sorunun yalnızca bir “terör” ya da “güvenlik” başlığı altında ele alınamayacağının açıkça ifade edildiğini belirtti.
Raporda güvenliğin yanı sıra özgürlük, eşitlik, adalet ve demokrasinin imkânlarının daha güçlü şekilde konuşulması gerektiğine vurgu yapıldığını hatırlatan Metiner, kalıcı çözümün kök sebeplerin ortadan kaldırılmasına bağlı olduğuna işaret edildiğini aktardı.
“Türkler ve Kürtler Aynı Coğrafyanın Sahipleri”
Metiner’in paylaşımlarında en dikkat çekici bölümlerden biri, raporda geçen “Türkler ve Kürtler aynı coğrafyanın sahipleri, aynı ülkenin yurttaşları” ifadeleri oldu. Metiner, bu tespitin inkâr siyasetinin geride bırakıldığının resmî kaydı niteliğinde olduğunu savundu. Raporda Türkler ve Kürtlerin iki ayrı halk olarak anılmasının yanı sıra; aynı inancın mensupları, aynı medeniyetin ve kültürün varisleri olarak “kardeşlik hukuku” çerçevesinde tanımlandığını vurguladı.
“Kardeşlik hukuku” kavramının özellikle önemli olduğunun altını çizen Metiner, bu yaklaşımın tarihsel ve inanç temelli ortaklığa dayanan bir birlik anlayışını ifade ettiğini belirtti.
Tarihsel Referanslara Vurgu
Raporda, “Milli Mücadele’nin tüm cephelerinde omuz omuza savaşanların torunlarıyız” ifadesinin yer aldığını hatırlatan Metiner, Türk–Kürt–Arap kardeşliğinin coğrafyanın “asli kodu” olarak tanımlandığını aktardı.
Bu çerçevede raporda isimleri anılan tarihî şahsiyetlere de dikkat çekildi. Metiner’in paylaştığı bölümlerde, Selahaddin Eyyubi ve Nureddin Zengi ile Sultan Alparslan ve Sultan Sencer’in tarihsel mirasına atıf yapıldı. Metiner, bu isimlerin “birlikte yaşama iradesinin tarihsel kodları” olarak sunulduğunu belirterek, çözüm perspektifinin akidevî ve tarihsel referanslar üzerinden inşa edildiğini savundu.
“Somut Çözüm Yok” Eleştirilerine Yanıt
Komisyon raporunda somut çözüm önerileri bulunmadığı yönündeki eleştirilere de değinen Metiner, raporun bir uygulama metni değil, çözüm için perspektif ortaya koyan bir çerçeve metin olduğunu ifade etti. Komisyonun varlık nedeninin yol göstericilik olduğunu belirten Metiner, rapordan rahatsız olan kesimlerin özellikle tarihsel ve inanç temelli referanslara dayalı çözüm perspektifine karşı çıktığını öne sürdü.
Silah Bırakma ve Hukuki Düzenleme Vurgusu
Metiner’in aktardığı bölümlerde, silah bırakma sürecine ilişkin teknik ve hukuki çerçeve de yer aldı. Raporda, silah bırakmanın istihbarat ve güvenlik birimlerince tespit edilmesinin ardından idari ve hukuki düzenlemelerin hızla ve öngörülebilir biçimde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edildi.
Silahların susmasının tek başına kırılganlıkları ortadan kaldırmayacağına dikkat çekilen raporda; topluma kazandırma sürecinde eğitim, istihdam, psikososyal destek, yerel kalkınma programları ve sivil toplum iş birliğinin önemine vurgu yapıldığı belirtildi.
“Kürt’ün Onuru, Türk’ün Gururu” Hassasiyeti
Raporda yer alan “Kürt’ün onuru, Türk’ün gururu” ifadesine özel bir önem atfeden Metiner, çözüm dilinin her iki tarafın hassasiyetlerini gözetmesi gerektiğinin açıkça ortaya konduğunu dile getirdi.
Metiner, Kürtlerin onurunu zedeleyen ya da Türklerin gururunu hiçe sayan söylemlerin barışa değil yeni kırılmalara yol açacağını savunarak, süreç boyunca her iki yönde de kullanılan dili eleştirdi.
Paylaşımlarında, tüm tartışmalara rağmen söz konusu perspektifin ana çerçeve olarak önemini koruduğunu vurgulayan Metiner, raporun çözümün “doğru adresini” işaret ettiğini ifade etti.





