Bir okulda, bir parkta, bir sosyal alanda popüler bir şarkı çalındığında ya da herkesin diline dolanıp gün boyu söylendiğinde kimse rahatsız olmuyor. Kimse “toplumsal düzen elden gidiyor” diye ayağa kalkmıyor. Peki aynı alanlarda bir ilahi söylendiğinde neden kıyamet kopuyor? Neden bir anda “laiklik elden gidiyor” naraları atılmaya başlanıyor?

Asıl sorulması gereken soru tam da burada başlıyor.

Yıllardır laikliği bir kalkan gibi kullanıp insanların inançlarını, yaşam tarzlarını ve tercihlerini baskı altına almaya çalışanlar, bugün hâlâ aynı reflekslerle konuşuyor. Oysa bu ülke birilerinin sandığı gibi kırılgan değil. Türkiye bir hukuk devletidir, demokratik bir ülkedir. Kimse kimsenin hakkına, hukukuna, inancına el uzatamaz; kimse kimsenin diliyle, diniyle, kimliğiyle alay edemez.

Bu topraklarda herkes dilini konuşmakta, inancını yaşamakta, kültürünü sürdürmekte özgürdür. Türk de eşittir, Kürt de. Sağcı da eşittir, solcu da. Açık giyinen de eşittir, tesettürlü olan da. Kimse bu ülkede bir başkasına nasıl yaşayacağını dayatamaz.

Ama hafızamız da bu kadar kısa olmamalı.

Daha düne kadar “ikna odaları” kurulmadı mı? Başörtülü genç kızlar üniversite kapılarından çevrilmedi mi? “İmam hatipler kapatılsın” denilmedi mi? İnançlı insanlar yıllarca ötekileştirilmedi mi? Ne değişti peki? O baskılardan geriye sadece utanç kaldı. Bugün kimse o uygulamaları savunamıyor, savunamamalı da.

İşin garibi şu:
Mezar başında alkol içmek “kişisel özgürlük” sayılıyor.
Mini etek giymek normal.
Yarı çıplak dolaşmak normal.
İçinde her türlü müstehcenliğin geçtiği, sözleriyle toplumu zehirleyen şarkılar “sanat” oluyor.

Ama bir ilahi söylendiğinde, içinde Allah’ın, Peygamber’in adı geçtiğinde ya da bir kadın başını örttüğünde bu bir anda “anormal” ilan ediliyor. İşte itiraz tam da buraya.

Bu nasıl bir özgürlük anlayışı?
Bu nasıl bir eşitlik?

Özgürlük sadece bir kesimin yaşam tarzı için geçerliyse, orada özgürlükten değil, dayatmadan söz edilir. Laiklik; dinle kavga etmek değil, tüm inançlara eşit mesafede durabilmektir. İnançsızın hakkını koruduğu kadar inananın da hakkını savunmaktır.

Kimse kimseye ilahi dinlemek zorunda değilsin diyemez, doğru. Ama kimse de “sen bunu söyleyemezsin” deme hakkına sahip değildir. Bu ülke çoğulculukla, hoşgörüyle ayakta durur. Tek tip insan yetiştirme çabaları bu millete sadece zaman kaybettirmiştir.

Kısacası;
Bir şarkı serbestse, bir ilahi de serbest olmalıdır.
Bir yaşam tarzı normalse, diğeri de normaldir.

Mehmet Metiner: “Çözüm, dil üzerinden inşa edilir”
Mehmet Metiner: “Çözüm, dil üzerinden inşa edilir”
İçeriği Görüntüle

Bu ülke kimsenin tekelinde değil.
Ve bu topraklarda kimse, kimseye “sen daha az eşitsin” diyemez.