Kamu yönetiminde halka en yakın birim belediyelerdir. Çünkü belediye; suyla, ulaşımla, mezarlıkla, itfaiyeyle, inşaatla, sosyal imkânlarla vatandaşın gündelik hayatına doğrudan dokunur. Üstelik belediye başkanını halk seçer. Bu yüzden vatandaş, “Ben seçtim” diyerek belediyeye daha rahat gider, talebini söyler, eleştirisini yapar. Katılımcı yönetim refleksi de doğal olarak belediyelerde daha güçlüdür.

Valilik ise farklıdır. Vali seçimle gelmez; merkezden atanır, merkezi idareyi temsil eder. Oy kaygısı yoktur, bir sonraki seçimi düşünmez. Hesap verdiği yer de halk değil, bağlı olduğu makamdır. Bu nedenle yıllar boyunca valilik pratiği çoğu zaman “merkezden gelen projeleri uygulayan”, halkla mesafeli bir yönetim biçimi üretmiştir.

Ama her zaman böyle olmak zorunda değil.

Zaman zaman bazı valiler bu kalıbı kırmaya çalışmıştır. Kimi “halk günü” yapmış, kimi sivil toplum temsilcileri üzerinden süreci yürütmeyi tercih etmiştir. Fakat bunların büyük bölümü ya sembolik kalmış ya da belli bir çevrenin erişebildiği mekanizmalar olmuştur.

İşte tam bu noktada Önder Bozkurt’un hayata geçirdiği “Valiye Mesaj Hattı” sıradan bir iletişim uygulaması değil, zihniyet değişiminin somut bir göstergesidir.

Çünkü bu uygulama şunu söylüyor:
“Vatandaş, valiliğin kapısında takılmak zorunda değil. Üst araması, makam katı, sekreterya, vali yardımcısı engeline takılmadan bana ulaşabilir.”

Bugün Ağrı’nın en ücra köyündeki gençte de, şehir merkezindeki esnafta da WhatsApp var. BİP var. Vali Bozkurt tam da buradan sesleniyor:
“Ben halkımı bizzat halktan dinleyeceğim.”

Bu, sembolik olarak çok güçlü bir mesajdır. Çünkü bugüne kadar valilik binasında ikinci kata çıkan bir vatandaş, çoğu zaman daha ileriye geçemezdi. Vali yardımcıları dinler, not alır, dosya bir yerlerde kaybolurdu. Şimdi ise vatandaş, o “makam katını” dijital olarak aşmış oluyor. Sanki doğrudan yukarıya çıkmış gibi…

Elbette bu sistem kusursuz olmayacak. Kar yağdığında “Sayın Valim tatil olur mu?” diye yazanlar da olacak. Sosyal yardım taleplerini bu hattan denemek isteyenler de çıkacak. Bu işin mizahı da var, yükü de.

Ama işin asıl değeri başka yerde.

Gerçekten valiye ulaşmak isteyen;

Projesini anlatamayan,

Derdi olup muhatap bulamayan,

Bürokrasi içinde kaybolan,

“Bir üst makama çıksam çözülür” diye düşünen
binlerce insan için bu hat yeni bir kapıdır.

Bu uygulama, bir anlamda CİMER/BİMER’in yerelde hızlandırılmış, doğrudan muhataplı bir versiyonudur. Araya uzun yazışma zincirleri girmeden, sorunun özü doğrudan valinin önüne düşecektir. Vali Bey her mesajı tek tek mi çözecek? Hayır. Ama sorunları doğrudan kaynağından görüp doğru yere yönlendirme gücüne sahip olacaktır.

Asıl mesele de budur:
Vatandaşın devlete “ulaşabildiğini” hissetmesi.

Bu yüzden bu adımı önemsiyoruz. Bu yüzden bu hattın takipçisi olacağımızı söylüyoruz. Çünkü katılımcı yönetim sadece sandıkla olmaz; dinlemekle, temasla, erişilebilir olmakla olur.

Vali Bozkurt’u bu cesur ve yenilikçi yaklaşımından dolayı tebrik ediyoruz.
Bu şehirde iyi işler başladı.
Ve doğru anlayışla devam ederse, daha iyileri de gelecektir.