Mehmet Metiner, İmralı süreci üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin değerlendirmesinde, devletin Öcalan’la görüşmelerinin silahların bırakılması ve örgütün geleceği ekseninde yürütüldüğünü savundu. Metiner, “Kürtler PKK’dan ibaret değil” diyerek sürecin dilinin ortaklaştırılması gerektiğini vurguladı.


ÖCALAN VE “KÜRT TARAFI” TARTIŞMASI

Mehmet Metiner, sürece ilişkin değerlendirmesinde devlet ile Abdullah Öcalan arasındaki görüşmelerin “Kürt halkının geleceğini belirleme” amacı taşımadığını, temel konunun PKK’nın silah bırakması ve örgütün geleceği olduğunu savundu.

Türkiye’nin 40 Yıllık Düğümü Çözülürken: Tarih, Siyasetten Önce Devlet Aklını Yazıyor
Türkiye’nin 40 Yıllık Düğümü Çözülürken: Tarih, Siyasetten Önce Devlet Aklını Yazıyor
İçeriği Görüntüle

Metiner, bazı çevrelerin süreci “Kürt tarafı”, “Kürt halkının lideri” ve “Kürt sorununun çözümü” ifadeleri üzerinden değerlendirmesinin, sürecin temel paradigmasını gölgelediğini ileri sürdü.

Metiner’e göre 27 Şubat çağrısı, mevcut sürecin temel çerçevesini ortaya koyuyor. Bununla birlikte silahların bırakılmasının bütün sorunların kendiliğinden çözüleceği anlamına gelmediğini belirten Metiner, silahsızlanmanın ardından demokratikleşme ve yeni anayasa gibi başlıkların gündeme geleceğini ifade etti.


“KÜRTLER PKK’DAN İBARET DEĞİL”

Metiner, değerlendirmesinin önemli bölümünü Kürtler ile PKK’nın özdeşleştirilmesine yönelik eleştirilere ayırdı. “Kürtler PKK’dan ibaret değil” yaklaşımını öne çıkaran Metiner, PKK’nın yalnızca Kürtlerden oluşan bir yapı olmadığını, örgüt içerisinde farklı kimliklerden kişilerin de bulunduğunu belirtti. Bu nedenle “PKK eşittir Kürtler” şeklindeki bir yaklaşımın doğru olmadığını savundu.

Metiner ayrıca Kürtlerin siyasi ve toplumsal taleplerini yalnızca PKK üzerinden ifade etmek zorunda olmadığını; farklı siyasi partiler, dernekler, örgütlü yapılar ve bağımsız aktörlerin de bu talepleri dile getirebileceğini ifade etti.

“SÜRECİN DİLİ ORTAKLAŞTIRILMALI”

Sürecin başarısı açısından kullanılan dilin önemine dikkat çeken Metiner, tarafların birbirlerini dışlayan ve tekçi yaklaşımlardan uzak durması gerektiğini savundu. Metiner, “Ya sev ya terk et” anlayışının ya da farklı düşünenlerin dışlanmasının sürecin ruhuyla bağdaşmayacağını belirterek, demokratik farklılıkların olgunlukla karşılanması gerektiğini ifade etti.


“SİLAHTAN SİYASETE EVRİLME ÇİZGİSİ”

Metiner, silahlı mücadelenin sona ermesinin ardından meşru siyasetin güç kazanmasının Türkiye açısından önemli bir aşama olacağını savundu. Kürtlerin talepleri konusunda farklı görüşlerin bulunabileceğini belirten Metiner, bu farklılıkların demokratik siyaset zemininde ele alınması gerektiğini ifade etti.

Metiner, sürecin Kürtler arasında yeni bir çatışma ve ayrışma alanına dönüştürülmemesi gerektiğini belirterek, “Demokratik bütünlükçülüğü esas alan İmralı paradigmasının siyaseti de dili de bu değil” değerlendirmesinde bulundu.