AK Parti Eski Milletvekili ve DEMBİR-DER Genel Başkanı Mehmet Metiner, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı paylaşımda “İslamcılık ve Kemalizm” başlığı altında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Metiner, iki ideolojiyi tarihsel ve düşünsel çerçevede karşılaştırarak güncel tartışmalara ilişkin görüşlerini paylaştı.
“İslamcılık beşeri bir ideolojidir”
Mehmet Metiner, paylaşımında İslamcılığın referansını İslam’dan alan beşeri bir ideoloji olduğunu belirterek, İslam’ın ilahi ve kutsal; ancak İslami yorumların beşeri olduğunu vurguladı. İslamcılığın, İslam’ın bizatihi kendisi değil, modern dönemde ortaya çıkmış bir yorumu olduğunu ifade eden Metiner, bu ideolojinin 19. ve 20. yüzyıllarda sömürgeciliğe karşı gelişen siyasal ve düşünsel bir tepki hareketi olarak şekillendiğini kaydetti.
İslamcılığın anti-emperyalist bir karakter taşıdığını ve iktidar odaklı bir siyasal proje sunduğunu belirten Metiner, ideolojinin tek tip ve homojen olmadığını, farklı yorum ve aktörler barındırdığını dile getirdi. İslamcı hareketler arasında benzerlikler kadar farklılıklar da bulunduğunu ifade etti.
Metiner’e göre İslamcı siyasal proje, Batı’nın cumhuriyetçi ve erkler ayrılığına dayalı sistematiğinin İslami öğretiyle yeniden şekillendirilmiş bir türevi niteliğinde. Bu çerçevede halifeliğin merkezi bir konumda olduğunu savunan Metiner, öngörülen modelin “iskeleti Batılı ama içeriği İslami” bir yapıya dayandığını belirtti.
“Kemalizm seküler ve jakoben bir ideolojidir”
Metiner, Kemalizmi ise referansını İslam’dan değil Batı’nın seküler ve pozitivist aklından alan beşeri bir ideoloji olarak tanımladı. Kemalizmin, dini kamusal ve toplumsal hayattan dışlamayı amaçlayan Jakoben bir anlayıştan etkilendiğini savundu. Kemalizmin devlet ve iktidar merkezli bir ideoloji olduğunu belirten Metiner, seküler bir toplum ve ulus inşasını hedeflediğini ifade etti. Metiner, ideolojinin zamanla adeta kutsallaştırıldığını, bazı çevrelerce bir “yeni din” gibi sunulduğunu öne sürdü. Kemalizmin, adını Mustafa Kemal Atatürk’ten aldığını hatırlatan Metiner, farklı Atatürkçü yorumlar bulunsa da Kemalizmin öz itibarıyla dogmatik ve buyurgan bir nitelik taşıdığını savundu.
“Ulus-devlet anlayışı sorgulanmalı”
Metiner, güncel tartışmalara da değinerek Türkiye’de eski tarz “İslami devlet” iddiasının gündemden düştüğünü, ancak yeni bir siyasal modelin de henüz netleşmediğini ifade etti. Bazı İslamcı çevrelerin, Kemalizmin kavramsal çerçevesi içinde yer alan ulus-devlet ve milliyetçilik anlayışlarını benimsediğini ileri süren Metiner, bunun İslamcılık iddiası açısından sorgulanması gerektiğini belirtti.
İslamcılığın millet tanımı ile Kemalizmin ulus tanımının birbirine zıt olduğunu savunan Metiner, “Kemalizmin kendi İslamcılarını ürettiğini söylemek bütün İslamcıların Kemalist olduğu anlamına gelmez” dedi. Gerçek İslamcıların Kemalist olamayacağını ifade eden Metiner, Kemalizm ile İslamcılığın öz itibarıyla bağdaşmadığını dile getirdi.
“Cumhuriyetten yanayım ama ideoloji dayatmasına karşıyım”
Paylaşımının “hamîş” bölümünde kişisel duruşunu da ortaya koyan Metiner, Kemalizmin ulus, cumhuriyetçilik ve devlet anlayışına karşı olduğunu; ancak kendi milletine ideoloji ve yaşam tarzı dayatmayan demokratik bir cumhuriyetten yana olduğunu belirtti.
Devletin tekliğini savunduğunu, fakat katı merkeziyetçi ve bürokratik yapıya karşı olduğunu ifade eden Metiner; ırkçı milliyetçiliklere karşı çıktığını, eşitlik temelinde bir milliyetçilik anlayışını benimsediğini dile getirdi.
Metiner, yazısının bir husumet üretme amacı taşımadığını, teorik bir çerçeve sunmak için kaleme alındığını vurguladı. “İslamcılık bitmedi” diyen Metiner, bazı çevrelerin Kemalizmle barışık bir İslamcılık üretmeye çalışmasının İslamcılığın özünü temsil etmediğini savundu.
Son olarak Metiner, “İslamcılık” yerine “Müslüman” tanımının esas alınmasının daha kuşatıcı ve polemikleri azaltıcı olabileceğini ifade ederek, İslamcılık kavramının tarihsel işlevini büyük ölçüde tamamladığını öne sürdü.




