Bu bir Arap-Acem savaşı değildir.
Bu bir Şii-Sünni savaşı değildir.
ABD-İsrail bilerek bu algıyı oluşturmaya çalışıyor.
Hakikat bu değil, ama kendi çıkarlarına uygun oyun planını bu çerçeveye oturtmaya çalışıyorlar.
Bilesiniz ki kim ki Arap-Acem diye konuşmaya başlıyorsa, kim ki Şii-Sünni denklemi üzerinden bir dil geliştiriyorsa onlar kesinlikle bilerek veya bilmeyerek ABD-İsrail değirmenine su taşıyanlardandır.
ABD-İsrail acımasızca ve hunharca İran’a saldırırken birilerinin aklına ABD-İsrail mezalimi gelmiyor da yalnızca İran’ın Şiiliği, rejimi ve zulmü geliyorsa bilesiniz ki bu asla masumane bir Sünnicilik değildir.
Ve herkes bilsin ki sevgili kardeşim Salih Tunan’ın dediği gibi, İran’ın yanında durmak ve ABD-İsrail barbarlığına karşı çıkmak asla İrancılık yapmak veya İran’ın rejimini ve mezhebini savunmak anlamına gelmiyor.
Tam da bu kritik süreçte İran’ı rejimi ve mezhebi üzerinden habire vuranların, ABD’nin Kürtlere veya başkalarına demokrasi ve özgürlük getireceği türküsünü söyleyenlerin tarafsızlık iddiaları ise traji-komiktir.
Bırakın İran’ın şurda-burda yapıp ettiği cürümleri kalem kalem saymayı! O cürümlerin hepsini vaktinde en yüksek sesle eleştirenlerdeniz biz.
Ama gün bu tarz tartışmaları yapma günü değildir.
ABD-İsrail’in içimizde yapmaya çalıştığı şey bu.
Bu oyuna gelmeyeceğiz.
Bize Sünniliğimizi, Araplığımızı, Kürtlüğümüzü hatırlatıp duran ABD-İsrail’in fitnesine asla gelmeyeceğiz. Gelmemeliyiz.
ABD-İsrail barbarlığına karşı İran’ı destekleyen herkesi anında ABD-İsrail’in propaganda ajanları “İrancı” diye suçluyorsa oturup düşünmemiz gerek!
Hamas tarafından İsrail’in “yenilmezlik miti” yıkıldı.
Tek başına Hamas İsrail’e ve arkasındaki güce karşı savaşılabileceğini gösterdi.
Evet çok bedel ödedi ama o miti yıktı.
Şimdi İran tek başına dünyada kimsenin kendisine parmak sallamaya bile cesaret edemeyeceğine inanılan hegemonik güce karşı kahramanca direniyor.
Belki yerle bir edilebilir.
Belki çok ağır bedeller ödeyebilir.
Ama onurluca ve kahramanca direniyor.
ABD’nin “yenilmezlik miti”ni sarsıyor.
ABD-İsrail şer eksenine ölümcül darbeler indiriyor.
Kimse sizden İran’ı niçin desteklemiyorsunuz, İran’a saldıran Haçlı barbarlara karşı neden ses yükseltmiyorsunuz diye hesap sormuyor.
Ama neden siz İran’ı bu Haçlı barbarlara kaşı savunanlardan anında rahatsızlık duyup “İrancılık” suçlaması üzerinden bir kampanya başlatıyorsunuz?
İran Sünnileri orda burda katletti de ABD-İsrail Sünnileri katletmedi mi, katletmiyor mu?
Yoksa Gazzedekiler/Filistindekiler Sünni değil de Şii miydi?
Libya ve Afganistan’dakiler Şii oldukları için mi katledildiler?
Irak’ta katledilenler Arap değil miydi?
ABD-İsrail saldırganlığı karşısında gönlümüzün İran’dan yana olması ne İrancı olduğumuz içindir, ne İran’ın rejiminden veya mezhebinden yana olduğumuz içindir.
Tartışmayı durduk yere Şii-Sünni, Arap-Acem veya Kürt meselesine indirgeyenler, en fenası ABD’yi demokrasi ve özgürlük havarisi gibi gösterip ABD’nin eteğine tutunanlar bilesiniz ki asla iyi niyetli değildirler.
Gün, İran’ın rejimini, mezhepçiliğini ve Suriye gibi yerlerde işlediği mezalimi gündemde tutarak ABD-İsrail yancılığına soyunma günü değildir dememiz, asla İran’ı pir ü pak gördüğümüz ve İran’ı ne yapmış olursa olsun savunmamız gerektiği anlamına gelmiyor zinhar.
Bu şimdilik bahsi diğerdir.
Kim ki ABD-İsrail söz konusu olduğunda safımız İran’dan yanadır diyenleri anında İrancılıkla suçluyorsa, bilesiniz ki onlar ABD-İsrail cephesinin psikolojik propaganda savaşının aparatlarıdırlar.
İlla tarafsız mı kalmak istiyorsunuz?
Hay hay!
O vakit susunuz.
Dilinizi tutunuz.
Dillerini ABD-İsrail cephesine mühimmat taşıyan bir aparata dönüştürenlerin tarafsızlık iddiaları inandırıcı olmaz çünkü, biline!
Son söz:
Biz Türkiyeciyiz. Ülkemize zarar nerden ve kimden gelirse onun karşısına dikiliriz.
İrancı değiliz. Ama ABD-İsrail saldırganlığına karşı İran’ı tutarız. İran’ın düşmesini isteyenlerden olmayız.
Sünniyiz. Ama Şii düşmanı değiliz.




