“Toplumsal hassasiyet”, çözümün önündeki engel değildir.
“Toplumsal hassasiyeti gözetmek”, hassasiyetleri ortaklaştıran bir dille çözümün kapısını ardına kadar açmak demektir.
“Kürt’ün onurunu, Türk’ün gururunu” gözetmek demektir.
Çözüm dil üzerinden inşa edilir.
Hassasiyetleri örseleyen bir dil, çözümsüzlüğü çoğaltır.
Yanlış üslup, hakikatin celladı olur.
Sözün kendisi kadar söyleme biçimi de önemlidir.
“Toplumsal hassasiyet”, konuşmamak-susmak demek değildir.
Tam tersine önyargıları, korkuları, kuşkuları ve güvensizlikleri ortadan kaldırmak için daha çok konuşmak demektir.
Bizi birbirimize daha fazla kör ve sağır hale getirecek konuşmalardan kaçınmayı salık vermek, elbette çözüm arayışlarının sıklaştığı ve dolayısıyla kırılganlıkların da fazlalaştığı dönemlerde hayati öneme sahiptir.
Türk’ün hassasiyeti kadar Kürt’ün hassasiyeti de nirengi önem taşır.
“Toplumsal hassasiyet” dediğimiz şey, herkesin bir diğerinin hassasiyetini gözeterek konuşmayı becermesi demektir.
Kırmadan-dökmeden.
Uçurumlara köprü olacak bir dil üzerinden herkesin kendini yeniden anlatması demektir.
“Toplumsal hassasiyet” talebini suskunluğa ve teslimiyete çağrı biçiminde yorumlamak, yanlış bir okuma biçimidir.




