Her yıl ocak ayında açıklanan adrese dayalı nüfus verileri, artık sıradan bir istatistik olmaktan çıktı. Açıklanan her rakam, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu için sessiz ama güçlü bir alarm niteliği taşıyor. Ağrı özelinde konuşuyoruz ama mesele yalnızca Ağrı değil; mesele bir bölgenin yavaş yavaş boşalması.

2015 yılında 548 bine yaklaşan Ağrı nüfusu, 2023’te 511 bine, 2025’in sonunda ise 491 bin sınırına kadar geriledi. Bu tablo “geçici bir dalgalanma” değil, on yıla yayılan istikrarlı bir düşüş. Daha önemlisi şu: Aynı düşüş Kars’ta var, Erzurum’da var, Van’da var, Iğdır’da var. Yani bu hikâye sadece Ağrı’ya ait değil.

O zaman dürüstçe sormak gerekiyor:

Ağrı neden küçülüyor?

Hatta daha doğrusu:

Doğu neden küçülüyor?

Bu soruya verilen klasik cevaplar artık ikna edici değil. Sağlık mı? Erzurum ve Van gibi bölgenin sağlık merkezlerinde de nüfus düşüyor. İklim mi? Bu coğrafya yıllardır soğuk, yeni bir şey değil. Yaşanabilirlik mi? Van; gölüyle, sahiliyle, sosyal hayatıyla “Doğu’nun Paris’i” olarak anılan bir şehir. Buna rağmen Van da nüfus kaybediyorsa, mesele sosyal hayat değildir.

Asıl kırılma noktası nettir: ekonomi ve gelecek algısı.

Doğu ve Güneydoğu’da genç nüfus var, iş gücü var ama bu nüfusu tutacak sanayi yok, üretim yok, güçlü bir özel sektör yok. Fabrika sayıları sınırlı, istihdam alanları dar. İnşaat sektörü bile eskisi gibi hareketli değil. Ağrı’da bugün sezon ortasında bile inşaatın ne kadar durgun olduğu ortada.

Gençler üniversiteyi başka şehirlerde okuyor ve geri dönmüyor. Çünkü döndüklerinde onları bekleyen bir iş, bir kariyer, bir gelecek yok. Göç artık “daha iyi yaşamak” için değil, “ayakta kalabilmek” için yapılıyor.

Zaman zaman ideolojik yorumlar da yapılıyor. “Seçim sonuçları nedeniyle göç var” deniliyor. Peki o zaman Erzurum neden göç veriyor? Iğdır neden düşüyor? Kars neden küçülüyor? Bu örnekler, meselenin siyasi tercihlerle açıklanamayacağını açıkça gösteriyor.

Burada asıl sorun şu:

Bu tablo artık yerel yönetimlerin, belediyelerin ya da tek tek illerin aşabileceği bir mesele değil. Bu, bölgesel ve ulusal ölçekte ele alınması gereken bir devlet politikası meselesidir.

Eğer Doğu ve Güneydoğu’daki bu nüfus kaybı ciddiyetle ele alınmazsa, önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye’nin demografik yapısı kökten değişir. Bölge genç nüfusunu kaybederken, büyükşehirler daha fazla sıkışır. Bu da sadece ekonomik değil; sosyal, kültürel ve hatta güvenlik boyutları olan bir sorun olarak karşımıza çıkar.

Sonuç olarak şunu açıkça söylemek gerekiyor:

Ağrı’nın nüfusu düşüyorsa bu Ağrı’nın suçu değildir. Erzurum’un, Van’ın, Kars’ın nüfusu düşüyorsa bu bir tesadüf değildir. Bu tablo, Doğu ve Güneydoğu için güçlü bir uyarıdır.

Vali Bozkurt’tan Ağrı Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne Ziyaret
Vali Bozkurt’tan Ağrı Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne Ziyaret
İçeriği Görüntüle

Her yıl açıklanan rakamlar eğer sadece izlenir ama nedenleri araştırılmaz, çözümler üretilmezse; o rakamlar bir gün istatistik olmaktan çıkar, kaybedilmiş bir geleceğin belgesi haline gelir.