Ağrı’da bir şeyi hızlı üretiyoruz: Dedikodu.
Çay ocaklarında, sosyal medyada, kapı önlerinde, kurum koridorlarında…
Herkes konuşuyor.
“Şehir gelişmiyor” diyor,
“Yatırım gelmiyor” diyor,
“Komşu iller bizi geçti” diyor.
Doğru mu?
Evet, bazı başlıklarda doğru.
Ama şu soruyu kendimize ne zaman soracağız?
Ağrı gerçekten geri mi kalıyor,
Yoksa biz mi birbirimizi geri çekiyoruz?
Bu yazı bir kişiye değil.
Bir kuruma değil.
Bir partiye hiç değil.
Bu yazı hepimize.
Siyasetçisine, bürokratına, iş insanına, esnafına, memuruna, öğretmenine, doktoruna, gazetecisine…
Köylüsüne de kentlisine de.
Çünkü mesele tek bir isim değil,
Bir zihniyet meselesi.
Ağrı’nın önündeki en büyük iki engel ne biliyor musunuz?
Çekememezlik.
Dedikodu.
Birisi bir adım öne çıksın…
Hemen fısıltı başlıyor.
“Kim destekliyor bunu?”
“Kesin bir yerden torpilli.”
“Bunun arkasında kim var?”
Başarının arkasında emek aramak yerine,
Hep bir “arka kapı” arıyoruz.
Siyasette durum farklı mı?
Aynı görüşten olanlar bile birbirini taşlıyor.
Birinin yükselmesi, diğerinin huzurunu kaçırıyor.
Bir koltuk için Ankara yolları aşındırılırken,
Ağrı’nın ortak meselesi arka plana düşüyor.
Bugün güçlü bir isim çıkınca,
Destek olmak yerine bekleyen kaç kişi var biliyor musunuz?
“Bir hata yapsın da konuşalım” diye.
Bürokraside?
Bir makama gelenin ilk sınavı işi değil,
Kimleri rahatsız ettiği oluyor.
“Yarın benim önüme geçer” korkusu,
Şehrin önüne geçiyor.
İş dünyasına bakalım.
Kağıt üstünde birlik var.
Fotoğraflarda omuz omuza.
Ama gerçek ortaklıklar neden yürümüyor?
Çünkü güven yok.
Çünkü herkes birbirini tartıyor.
Çünkü birinin büyümesi diğerine tehdit gibi geliyor.
En acısı ne biliyor musunuz?
Ağrı’da biri başarılı olduğunda,
Şehir gurur duymak yerine şüphe ediyor.
Ticareti iyi giden adama,
“Parayı nereden buldu?”
Projeyi iyi yapan kuruma,
“Kesin bir çıkarı vardır.”
Görevini iyi yapan yöneticiye,
“Bir yere oynuyor.”
Bu refleksle hangi şehir büyür?
Evet, eksiklerimiz var.
Yatırım eksiğimiz var.
İstihdam eksiğimiz var.
Altyapı eksiğimiz var.
Ama en büyük eksiğimiz zihinsel.
Birbirini destekleme kültürü eksik.
Başarıyı alkışlama kültürü eksik.
Ağrı kendi insanına alan açmadıkça,
Kendi evladını desteklemedikçe,
Başarıyı sahiplenmedikçe…
Dışarıdan mucize beklemek hayal.
Şehir değişmeden,
Zihniyet değişmeden,
Dedikodu azalmandan,
Çekememezlik törpülenmeden
Ağrı ileri gider mi?
Zor.
Hem de çok zor.
Belki de artık başkasını konuşmayı bırakıp,
Aynaya bakma zamanı.





