Ağrı’nın geri kalmışlığı, sahip olduğu imkânları yeterince değerlendirememesiyle mi ilgilidir, yoksa kamu yatırımlarının dağılımı ve bölgesel eşitsizliklerle de açıklanabilir mi? Immanuel Wallerstein’ın Dünya Sistemleri Analizi yaklaşımı ile düşünüldüğünde Ağrı’nın kalkınma sorununu daha geniş ekonomik ve siyasal ilişkiler çerçevesinde ele almaya imkân tanımaktadır. Şimdi bu çerçeveden hareketle Ağrı’yı konuşalım.

Ağrı, köklü tarihi, doğal zenginlikleri, sınırda bulunmanın avantajı ve üretim potansiyeliyle Doğu Anadolu’nun önemli şehirlerinden biridir. Ancak sahip olduğu imkânları ekonomik ve sosyal kalkınmaya dönüştürmekte zorlanmaktadır. Erzurum, Van, Kars ve Iğdır gibi çevre illerle kıyaslandığında Ağrı’nın gelişme potansiyelini yeterince değerlendiremediği görülmektedir. Asıl mesele, şehrin hangi imkânlara sahip olduğu kadar bu imkânların nasıl değerlendirildiğidir.

Ağrı’nın öncelikli sorunlarından biri göçtür. TÜİK verilerinden derlenen 2025 yılı istatistiklerine göre şehir 14 bin 899 kişi göç alırken 28 bin 346 kişi göç vermiştir. Aradaki 13 bin 447 kişilik fark, yani verilen göçün alınan göçün iki katı olması, nüfus hareketliliğinin Ağrı açısından olumsuz yönünü ortaya koymaktadır. Göçün nedenleri yalnızca işsizlikle, yani ekonomik nedenlerle açıklanmamalı. Eğitim, sağlık hizmetleri, yaşam koşulları ve ailevi nedenler de bu süreçte etkilidir ki ünlü sosyolog Besim Dellaloğlu buna idrak göçü demektedir.

Şehrin ekonomik yapısında tarım ve hayvancılık belirleyici bir yere sahiptir. Ancak üretimin çeşitlendirilmesi, ürünlerin işlenerek katma değer kazanması ve pazarlama imkânlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Süt ve et işleme tesisleri, eskilerin deyimi ile debbağhanelerin yani hayvan derilerinin işlenmesiyle elde edilen ürünler, yem fabrikaları, soğuk hava depoları ve arıcılığa yönelik yatırımlar hem üreticinin gelirini artırabilir hem de istihdam sağlayabilir. Serhat Kalkınma Ajansının belirlediği yatırım alanları ile Diyadin’de termal seracılık gibi girişimler, bu açıdan değerlendirilmesi gereken fırsatlardır. Ağrı’nın ekonomik gelişimi, mevcut üretim kapasitesini güçlendiren ve özel sektör yatırımlarını teşvik eden sürdürülebilir politikalara bağlıdır.

Ağrı’nın tarihî ve doğal zenginlikleri de kalkınmanın bir parçası olmalıdır. İshak Paşa Sarayı, Meya Mağaraları, Ağrı Dağı ve Balık Gölü, turizm açısından önemli değerlerdir. Ancak bu potansiyelin ekonomik kazanca dönüşmesi için ulaşım, konaklama, rehberlik ve tanıtım hizmetlerinin birlikte geliştirilmesi gerekir. Yerel işletmelerin turizm faaliyetlerine katılması, elde edilen gelirin şehir ekonomisine yansımasını sağlayacaktır.

Av. Tanju Öztürk, Ağrı Barosu’nun Yeni Başkanı Oldu
Av. Tanju Öztürk, Ağrı Barosu’nun Yeni Başkanı Oldu
İçeriği Görüntüle

Toplumsal yapı, eğitim ve sağlık hizmetleri de Ağrı’nın gelişimini etkileyen unsurlar arasındadır. Aile bağları ve geleneksel dayanışma ilişkileri toplumsal hayatın önemli bir parçasıdır. Bununla birlikte, ekonomik sorunları yalnızca toplumsal yapıyla açıklamak doğru değildir. Eğitim olanakları, istihdam, gelir düzeyi ve kamu hizmetlerinin niteliği birlikte değerlendirilmelidir. Gençlerin nitelikli eğitim alabilmesi, ailelerin sağlık hizmetlerine erişebilmesi ve girişimcilerin önündeki engellerin azaltılması, şehirde yaşamayı daha cazip hâle getirecektir.

Bu noktada Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesine ayrı bir parantez açmak gerekir. Üniversitenin bilimsel birikimi, şehrin sorunlarının araştırılması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi bakımından önemli bir fırsattır. Rektör Prof. Dr. İlhami Gülçin’in bilim dünyasındaki saygın konumuna rağmen Ağrı’da görev yapmayı tercih etmesi ve şehrin gelişimine yönelik çalışmaları takdire değerdir. Ağrı halkı olarak üniversitemize ve rektörümüze destek olmalı, akademik birikimin şehirle daha güçlü bir iş birliği içinde değerlendirilmesine katkı sunmalıyız.

Ağrı’nın kalkınması için kamu kurumlarının, belediyelerin, üniversitenin, meslek kuruluşlarının ve özel sektörün ortak hareket etmesi gerekmektedir. Bu iş birliği, somut hedeflere ve ölçülebilir sonuçlara dayanmalıdır. Yeni işletmelerin açılması, istihdamın artırılması, yerel ürünlerin şehirde işlenmesi ve göç eğilimlerinin izlenmesi, kalkınma politikalarının başarısını değerlendirmek açısından önemlidir.

Sayın Valimiz Dr. Önder Bozkurt’un girişimleriyle yürütülen çalışmalar ve Ağrı Valiliğinin 2026–2027 Ziraî Kalkınma Faaliyet Planı, tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi bakımından dikkate değer adımlardır. Bu projelerin kalıcı sonuçlar doğurması, üreticilerin desteklenmesine, yatırımların sürdürülmesine ve uygulamaların sonuçlarının takip edilmesine bağlıdır.

Ağrı’nın temel meselesi, sahip olduğu potansiyeli kalıcı bir kalkınmaya dönüştürebilmektir. Gençlere iş, ailelere nitelikli sağlık hizmetleri, çocuklara iyi bir eğitim ve girişimcilere uygun bir ekonomik ortam sunulması, göçün azaltılmasına katkı sağlayacaktır. Ağrı’nın geleceği, mevcut imkânların doğru kullanılması ve yatırımların sürdürülebilir biçimde değerlendirilmesiyle şekillenecektir. Haftaya, şehrin kamu harcamaları ve yatırımları üzerine görüşmek üzere.