Ağrı Barosu, 12 Ağustos 2015 tarihinde Ağrı'nın Diyadin ilçesinde meydana gelen ve iki çocuğun hayatını kaybettiği olayla ilgili önemli bir hukuki girişimde bulundu. Diyadin'deki Umut Mamulleri Ekmek Fırını'nda çalışan 16 yaşındaki Muhammet Aydemir ile 15 yaşındaki Orhan Arslan'ın, sığındıkları odunlukta kolluk görevlilerinin açtığı ateş sonucu yaşamlarını yitirdiğini belirten Baro, aradan geçen 11 yıla rağmen olayın bütün yönleriyle aydınlatılamadığını açıkladı. Ağrı Barosu, dosyada verilen takipsizlik kararlarına karşı hukuki mücadelesini sürdürerek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığına resmi başvuru gerçekleştirdi.


AĞRI BAROSU DOSYADAKİ DELİLLERE DİKKAT ÇEKTİ

Ağrı Barosu tarafından yapılan açıklamada, olay yeri kamera kayıtları, tanık beyanları ve HTS analizlerinin, hayatını kaybeden çocukların herhangi bir eylemle bağlantılarının bulunmadığını ortaya koyduğu savunuldu. Çocukların tamamen sivil kıyafetleriyle fırın önünde çalışan işçiler olduğu vurgulandı.

Baro, olay yerinde çocuklara ait parmak izinin bulunmaması, silahlardan ateş edilmemiş olması ve savcının olay yerine gelmeden delillerin karartıldığı yönündeki iddiaların dosyada ciddi hukuki sorunlar oluşturduğunu ifade etti.

Açıklamada, Diyadin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına aykırı olduğu ileri sürüldü. Ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran nedenlerin değerlendirilmesinin savcılığa değil, bağımsız mahkemelere ait olduğu görüşüne yer verildi.


ADALET BAKANLIĞINA ÜÇ TEMEL TALEP İLETİLDİ

Ağrı Barosu, Adalet Bakanlığına yaptığı resmi başvuruda dosyanın yeniden değerlendirilmesi için üç temel talepte bulundu.

İLHAMİ YILDIZ: “3 KASIM, MİLLETİMİZİN İRADESİYLE TÜRKİYE'NİN KADERİNİN DEĞİŞTİĞİ TARİHTİR”
İLHAMİ YILDIZ: “3 KASIM, MİLLETİMİZİN İRADESİYLE TÜRKİYE'NİN KADERİNİN DEĞİŞTİĞİ TARİHTİR”
İçeriği Görüntüle

İlk olarak, Anayasa Mahkemesi kararlarına ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı olduğu savunulan takipsizlik ve itirazın reddi kararlarının, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi kapsamında kanun yararına bozulması için Yargıtaya ihbarda bulunulması istendi.

İkinci talepte, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda parmak izi, balistik ve adli tıp verilerinin tarafsız uzmanlar tarafından yeniden incelenmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca sahte tutanak düzenlediği ve delilleri kararttığı iddia edilen sorumlular hakkında yasal işlem başlatılması talep edildi.

Üçüncü olarak ise çocukların yaşam hakkının ihlalinden sorumlu olan kişilerin bağımsız Ağrı ceza mahkemeleri önünde yargılanmasının sağlanması istendi.

Baronun bu başvurusu, uzun yıllardır sonuçlandırılamayan dosyada delillerin yeniden değerlendirilmesi ve hukuki sürecin ilerletilmesi bakımından yeni bir girişim olarak öne çıktı.


YENİ YÖNETİMDEN ADALET ARAYIŞINA YÖNELİK ADIM

Ağrı Barosunun yeni yönetim döneminde gündeme taşıdığı başvuru, geçmiş yıllarda yaşanan ve kamuoyunda tartışmalara neden olan olayların hukuki yönden takip edilmesi açısından dikkat çekti.

Özellikle 2015 yılında Diyadin'de yaşamını yitiren iki çocuğun dosyasının yeniden ele alınması yönündeki talep, Baro yönetiminin insan hakları ve yaşam hakkı ihlali iddialarına ilişkin hukuki girişimlerinden biri oldu.

Ağrı Barosu, açıklamasının sonunda hukukun üstünlüğünü savunmaya, cezasızlık kültürüyle mücadele etmeye ve Muhammet Aydemir ile Orhan Arslan'ın anısını adaletle yaşatmaya sonuna kadar devam edeceğini bildirdi.

Baronun Adalet Bakanlığına yaptığı başvurunun ardından dosyanın yeniden incelenip incelenmeyeceği ve kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağı, hukuki sürecin bundan sonraki aşamalarında netlik kazanacak.