Ağrı’da gazeteci olmak gerçekten zor. Kamu yararına, doğru ve yerinde bir haber yazarsınız; çoğu zaman sessizlikle karşılaşırsınız. Ancak eleştirel bir haber yaptığınızda, ne yazık ki hemen “kalemini sattı” gibi incitici ve ucuz ithamlar gündeme gelir. Bu söylem, uzun süredir Ağrı’da basına yönelik kullanılan haksız bir dildir.

Oysa bu tür ifadeler, başkasının da satılabileceğini düşünen bir zihniyetin ürünüdür. Bu yaklaşım yalnızca basınla sınırlı kalmaz. Siyasette de benzer örnekler görülür. Bir dönem farklı siyasi görüşler arasında “makarnacı”, “kömürcü” gibi aşağılayıcı ifadeler kullanılır. Bugün de benzer dışlayıcı dil, bu kez basın mensuplarına yönelir.

“Kalemini sattı” söylemi, emeği yok sayan bir yaklaşımdır. Bu ifadeyi kullananların, en az bir gazeteci kadar bu şehre katkı sunması; Ağrı’nın sorunlarını samimi, tutarlı ve cesur bir dille dile getirmesi gerekir. Çünkü gazetecilik, sadece bir internet sitesi açmak ya da cep telefonuyla görüntü almak değildir.

Bu noktada, Ağrı basınının duayen isimlerinden Cemil Karip’in anlattığı bir anı, mesleğin ne anlama geldiğini net biçimde ortaya koyar. Yıllarca sahada çalışan, Anadolu Ajansı’nda görev yapan Karip, emekli ikramiyesini ev ya da araba yerine mesleğine yatırır ve profesyonel fotoğraf makineleri alır. Bir haber sonrası kendisine “Her eline makine alan gazeteci olur” denildiğinde, omzundaki makineyi çıkarır ve “Buyur, gazeteciliği sen yap” der. O an, bu mesleğin bedeli, emeği ve fedakârlığı anlaşılır.

Bugün Ağrı’da yapılan Valilik basın toplantısı da bu açıdan önem taşır. Önceki dönemde, 10 Ocak Gazeteciler Günü’nde dahi basınla bir araya gelinmezken; Ağrı’da isteksiz, mesafeli bir yönetim anlayışı hâkim olur. Bu dönem geride kalır.

Yeni dönemde ise farklı bir tablo ortaya çıkar. Göreve yeni başlayan Vali, düzenlediği basın toplantısında Ağrı’ya dair yapılabilecekleri, projeleri ve hedefleri anlatır. Gazeteciler de bu bilgileri kamuoyuna doğru ve şeffaf bir şekilde aktarır.

Toplantının basın açısından en dikkat çeken başlıklarından biri, sahada çalışan gazetecilerin yaşadığı pratik sorunlar olur. Haber takibi sırasında park yeri bulunamaması, güvenlik noktalarında zaman kaybı yaşanması gibi konular gündeme gelir. Bu nedenle, Türkiye’nin birçok ilinde uygulanan araç tanıtım kartı talebi dile getirilir.

Ancak bu noktada itiraz yine bazı medya mensuplarından gelir. “Gerek yok” denir, “Olmaz” denir. Oysa bu uygulama birçok ilde yıllardır sorunsuz şekilde işler. Peki, söz konusu Ağrı olunca neden her yeniliğe itiraz edilir? Neden “Ağrı’da olmaz” denir?

Bu yaklaşım, kentin küçümsenmesinin açık bir göstergesidir. Oysa Ağrı’daki gazeteciler de başka illerdeki meslektaşları kadar saygıyı ve kolaylığı hak eder. Bu şehirde gazetecilik yapan herkesin, mesleği güçlendirecek olumlu adımlara destek vermesi ortak bir sorumluluktur.

Ağrı’da gazetecilik; yağmurda, karda, soğukta sahada yapılır. Eleştiri olur, fikir ayrılığı olur. Ancak “kalemini sattı” gibi ithamlarla mesleği değersizleştirmek kabul edilemez.

Çünkü bu şehir için yapılan gazetecilik değerlidir.
Ve bunun bilinmesi gerekir.

Ağrı Valisi Bozkurt, Ağrı basını ile bir araya geldi!
Ağrı Valisi Bozkurt, Ağrı basını ile bir araya geldi!
İçeriği Görüntüle