Forbes’in yaşanabilir iller araştırmasında Ağrı ilinin 76. sırada yer alması hepimizi düşündürmelidir. Bu tür sıralamalar mutlak doğrular değildir; ancak mevcut ekonomik ve sosyal performansın bir yansımasıdır. Dolayısıyla sonucu bütünüyle reddetmek yerine, neyi eksik yaptığımızı sorgulamak gerekir.
Ağrı ili potansiyelsiz bir il değildir. Tam tersine çok yönlü imkânlara sahiptir. İnanç ve kültür turizmi açısından güçlü bir mirasa sahibiz. Ağrı Dağı ve İshak Paşa Sarayı doğru planlama ile ciddi bir ekonomik hareketlilik oluşturabilir. Hayvancılık ve tarım geleneğimiz vardır. Kış mevsimi doğru yatırımlarla turizm fırsatına dönüşebilir. Sağlık turizmi ve sınır ticareti açısından önemli avantajlarımız bulunmaktadır.
Sorun, bu potansiyelin istenilen düzeyde değerlendirilmemesidir.
Gençlerimiz göç ediyor. Kırsal nüfus her yıl azalıyor. Üretim kapasitesi daralıyor. Beşerî sermayemiz başka illere kayıyor. Eğer bu gidişatı tersine çevirecek yapısal adımlar atılmazsa, zaten göç veren ve nüfus kaybeden Ağrı ilinin her geçen yıl biraz daha erimesi kaçınılmaz olacaktır.
Bu tabloyu bir haksızlık olarak görmek kolaydır; ancak daha doğru olan, bunu bir uyarı olarak kabul etmektir. Bu ve benzeri göstergeler, ilgililer için bir alarmdır. Eğer gerekli tedbirleri almaz, ekonomik çeşitliliği artırmaz, tarım ve hayvancılığı katma değerli üretime dönüştürmez, turizm ve sınır ticaretini planlı biçimde geliştirmezsek; sıralamalar değişmeyecek, aksine sorunlar derinleşecektir.
Evet, bugün için işler iyi gitmiyor.
Ama umut için nedenlerimiz var.
Ağrı ilinin toparlanma kapasitesi vardır. Yeter ki potansiyelimizi harekete geçirelim. Aksi halde konuşmaya devam ederiz; fakat kaybetmeye de devam ederiz.
Karar bizimdir.




