Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti Genel Başkanı Nihat Aydın, Yeniden Refah Partisi Gençlik Kolları Başkanı Selçuk Efe’nin Mardin ve Batman’ın Kürtçe isimlerinin karayolu tabelalarında kullanılmasına ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi.
Aydın, Türkiye’nin farklı etnik kökenlerden insanların yüzyıllardır aynı vatanı paylaştığı güçlü bir devlet geleneğine sahip olduğunu belirterek, toplumsal birlik ve kardeşliği zedeleyebilecek söylemlerden özellikle kaçınılması gerektiğini ifade etti.
Nihat Aydın, “Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Kurtuluş Savaşı’ndan bugüne kadar bu toprakların kaderini Türk’üyle, Kürt’üyle birlikte yazdık. Acımız da sevincimiz de vatanımız da geleceğimiz de ortaktır. Kürt vatandaşlarımızın kendi dillerinde kullandıkları tarihî şehir isimlerini doğrudan bölücülük veya özerklik tartışmasının içerisine çekmek, kardeşliğimize katkı sunmaz.” dedi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî dilinin ve illerin resmî isimlerinin belli olduğunu vurgulayan Aydın, bunun yanında farklı dillerin ve kültürel değerlerin yaşatılmasının devletin bütünlüğüne karşı bir tehdit olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
Aydın, “Batman’ın resmî adı Batman’dır, Mardin’in resmî adı Mardin’dir. Bununla ilgili herhangi bir tartışma yoktur. Ancak Türkçenin yanında Kürtçe bir ismin bulunmasını hemen özerklik veya bölünme kavramlarıyla ilişkilendirmek doğru değildir. Türkiye Cumhuriyeti, bir tabeladaki farklı dilden korkacak kadar zayıf bir devlet değildir.” ifadelerini kullandı.
Yeniden Refah Partisi’nin siyasi geleneğine de dikkat çeken Aydın, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yıllar önce Kürt meselesine ilişkin yaptığı açıklamalarda kardeşlik, eşitlik ve insanların kendi dillerini kullanabilmesi konularına önem verdiğini hatırlattı.
Aydın, “Merhum Erbakan Hoca bu meseleleri bundan onlarca yıl önce konuşuyor, kardeşlik hukukunu ve insanların kendi diliyle var olabilmesini savunuyordu. Bugün onun siyasi mirasını taşıyan insanların da ayrıştırıcı değil, birleştirici bir dil kullanması gerekir. Gençlik kolları gibi önemli görevlerde bulunan isimlerin kullandıkları ifadelerin toplumdaki karşılığını çok daha dikkatli hesaplamaları gerekir.” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Türkiye’de huzurun, birliğin ve kardeşliğin güçlendirilmesine yönelik ortaya koyduğu iradeye de değinen Aydın, toplumun uzun yıllardır yaşadığı acıların ardından artık ortak gelecek ve kardeşlik dilinin öne çıkarılması gerektiğini belirtti.
Nihat Aydın, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Devlet Bahçeli, Türkiye’nin birlik ve beraberliğini güçlendirmek, terörün ve çatışmanın oluşturduğu yaraları geride bırakmak adına çok önemli bir sorumluluk üstleniyor. Böyle hassas bir süreçte siyasetin her kademesindeki insanların söyledikleri sözlere dikkat etmesi gerekir. Bir taraftan kardeşliği büyütmeye çalışırken diğer taraftan toplumun bir kesimini rahatsız edecek ve ayrıştıracak ifadeler kullanmak doğru değildir.” şeklinde konuştu.
Terörle mücadelenin, Kürt vatandaşların dili ve kültürüyle birbirinden tamamen ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Aydın, “Terör başka bir meseledir, Kürtçe başka bir meseledir. Milyonlarca vatandaşımızın konuştuğu bir dili ya da tarih boyunca kullandığı bir şehir ismini bölücülükle aynı çerçeveye koymak büyük bir yanlıştır.” dedi.
Irkçılığın hangi kesimden gelirse gelsin kabul edilemeyeceğinin altını çizen Aydın, “Irkçılığın Türkü, Kürdü olmaz. Bir insanı dili, kökeni veya kültürü üzerinden ötekileştiren her söylem bu ülkenin kardeşliğine zarar verir. Türk de Kürt de bu ülkenin asli unsurudur. Bayrağımız birdir, vatanımız birdir, devletimiz birdir. Farklı dillerimizin ve kültürel değerlerimizin olması ortaklığımızı zayıflatmaz, aksine zenginleştirir.” ifadelerini kullandı.
Aydın, açıklamasının sonunda, “Bugün Türkiye’nin ihtiyacı yeni tartışma alanları oluşturmak değil, yıllardır oluşmuş mesafeleri kapatmaktır. Siyasetçinin görevi toplumu karşı karşıya getirmek değil, ortak değerler etrafında buluşturmaktır. 1071’den Çanakkale’ye kadar omuz omuza verilen mücadelenin bize bıraktığı en büyük miras Türk-Kürt kardeşliğidir. Bu kardeşliği günlük siyasi tartışmalara kurban etmemeliyiz. Gelecek nesillere bırakacağımız miras ayrışma değil; kardeşlik, adalet, huzur ve ortak vatan bilinci olmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu:




