Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye’de olup bitenlere dair yaptığı bu kuşatıcı, kazanımcı ve kapsayıcı konuşmada öne çıkardığı ilkeleri umarım bu kırılgan ve hassas süreçte herkes baş tacı eder ve sözlerini bu bakış açısı temelinde dile getirerek sürece katkı sağlayan bir pozisyonda durur.

İşte Cumhurbaşkanımızın konuşması:

Bakan Ersoy’dan Ağrı’da önemli açıklamalar!
Bakan Ersoy’dan Ağrı’da önemli açıklamalar!
İçeriği Görüntüle

“Suriye, Suriyelilerindir.
Suriye, Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri, Dürzi demeden herkesindir. Tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile telefonda görüştük.
Kendisini operasyon ve ateşkesle ilgili tebrik ettim.

Suriye'yi dün olduğu gibi yarın da destekleyeceğiz.
Anlaşmanın hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkının dünkü anlaşmadan büyük sevinç duyduğu anlaşılıyor.
İpe un sermenin, ayak diremenin ve çeşitli bahanelerin arkasına saklanarak zamana oynamanın kimseye faydası olmaz.
Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır.
Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri süratle yerine getirilmeli, hiç kimse bir daha yanlış hesap yapmamalıdır.
Bugüne kadar attığımız her adımda ilkelerimizi kuşandık, tüm coğrafyamıza sadece gönül diliyle hitap ettik.

Irkçılık ve kavmiyetçilik bizim kadim kültürümüzün, bizim medeniyetimizin, inancımızın reddettiği bir hastalıktır.
Bunların hiç biri bizim kitabımızda yoktur.
Tarih boyunca kurduğumuz medeniyetlerin tamamı ırkçılığı reddetmiştir.
Biz de bugün Türk-Kürt-Arap ittifakı derken işte bu anlayışla hareket ediyoruz.
Türkiye hiçbir mezhebin, hiçbir etnik kimliğin karşısında değildir.
Arap'ın kanı Kürt'e; Kürt'ün kanı Türkmen'e haram değil midir?
Şii, Sünni, Alevi bizim kanımız, canımız değil mi?
Kardeşlik hukukunda meselelerimizi çözmek varken bu hırs ve ihtiras niye?
Türkiye Cumhuriyeti dimdik ayaktayken neden başka dostlar, ortaklar aranıyor?

Niçin elinde Müslüman kanı olanlardan medet umuluyor?
Biz bu coğrafyanın 1000 yıllık sakinleri ve sahipleriyiz.
Bizim Türk, Kürt, Arap olarak birbirimizden başka dostumuz, yoldaşımız, dar günümüzde kapısını çalacağımız sığınağımız yok.
Tarih boyunca ne zaman bir araya geldik, ne zaman kucaklaştık işte o zaman refahımız arttı, büyük medeniyetler inşa ettik.”