Demirtaş artık “Kürt siyaseti” kategorizasyonunun dışında etki gücü çoğalmış yeni bir siyasetçi hüviyetine hızla evrilmiş durumda.
Kürtlerin içinden çıkan Kürt aidiyetiyle artık başkalarını da etkileme gücüne kavuşan yeni bir siyasal aktörle karşı karşıya bulunuyoruz.
Bu hem Kürtler için, hem de Türkiye siyaseti için aslında iyi değerlendirilirse yeni ve güçlü bir kazanımdır.
Demirtaş’ı bu süreçte yalnızca “Kürt aidiyeti” ve “Kürt siyaseti” denklemi içinde konuşan bir aktör konumuna indirgemek, Demirtaş’ın süreç esnasında ve özellikle sonrasında üstleneceği misyonu darbelemekten öte bir sonuç doğurmaz.
Konuştuğunda Türk tarafının da, farklı siyasal ve toplumsal kesimlerinin de kulak vereceği bir siyasi aktöre dönüşecek, yani siyasi çözüm için gerekli olan toplumsal rızayı ikna temelinde oluşturabilecek bir aktöre dönüşecek bir Demirtaş Türkiye Yüzyılı’nın inşa sürecinde başat bir rol oynayabilir.
Buna karar verecek olan elbette kendisidir.
Böyle bir siyasi aktör olmak istiyorsa daha kuşatıcı ve kapsayıcı bir siyasi dili, kendisi inşa etmek zorundadır.
Bu cümleden olarak kendisine önerim, gündelik kısır siyasi tartışmaların bir tarafı haline kendini dönüştürecek bir dilden bilhassa sakınması, başka partilerin iç çekişmelerinde ve kavgalarında taraf tutan bir yaklaşımdan kendisini arındırmasıdır.
HAMİŞ
Keşke süreçle ilgili önemli mesajlar içeren son yazısındaki bazı bölümler bu başat rolüne gölge düşürücü nitelikte olmasaydı.
AİHM ve AYM kararları gereği bir an önce bırakılması dileğiyle.




