Bugün Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Müdürü Cevdet Taşdemir’i ziyaret ettim. Amacım bir nezaket ziyareti olmanın ötesinde, son günlerde kamuoyunda ve özellikle sosyal medyada dolaşan iddialara bizzat muhatabından cevap almaktı. Çünkü sağlık gibi hayati bir konuda konuşurken kulaktan dolma bilgilerle değil, yerinde görerek, dinleyerek ve anlayarak konuşmak gerektiğine inanıyorum.

Ziyaretimiz sırasında gündeme gelen ilk konu, geçtiğimiz günlerde basına da yansıyan hastane çatısındaki kar temizliği sırasında ısıtma sistemlerine zarar verildiği iddiaları oldu. Sayın Taşdemir, bu konuda son derece açık ve samimi bir açıklama yaptı. İddia edilenin aksine, hasar gören sistemlerin yeni değil, zamanla çürümüş ve işlevini yitirmiş eski tesisatlar olduğu; bu durumun da resmi tutanaklarla kayıt altına alındığı ve İl Sağlık Müdürlüğü’nün bilgisi dahilinde gerçekleştiği ifade edildi.

Daha da önemlisi şu: Bu çürümüş sistemler, yoğun bakım ünitelerine su sızmasına neden oluyordu. Yani yapılan çatı temizliği keyfî değil, yoğun bakımda yatan hastaları korumak için zorunlu ve hayati bir müdahaleydi. Buna rağmen bu çalışmanın bile eleştiri konusu yapılması, insanı ister istemez durup düşünmeye sevk ediyor.

Evet, kabul edelim: Sağlıkta sorunlar var mı? Var.
Doktor eksiği var mı? Var.
Bazı alanlarda kapasite yetersiz mi? Evet.

Ama bu sorunlar sadece Ağrı’ya mı özgü? Hayır.

Her gün binlerce insanın giriş çıkış yaptığı, yoğun bir sirkülasyonun olduğu bir kurumda hiçbir aksaklık yaşanmıyormuş gibi davranmak gerçekçi değildir. Örneğin geçtiğimiz günlerde bir röntgen cihazı arızalandı. Sosyal medyada adeta “hastanede röntgen yok” algısı oluşturuldu. Oysa öğrendik ki hastanede altı adet röntgen cihazı bulunuyor. Biri arızalansa bile beşi hizmet vermeye devam ediyor. Arızalı olan cihaz için de teknik ekipler anında devreye girip kısa sürede sorunu çözdü.

Eleştiri elbette olacak. Olmalı da.
Ama eleştiri neyi, neden ve hangi veriye dayanarak yaptığını bilenlerin işidir.

Ağrı’da Kapalı Otopark Gerçeği: 380 Araç, 380 Doluluk
Ağrı’da Kapalı Otopark Gerçeği: 380 Araç, 380 Doluluk
İçeriği Görüntüle

Bugün Ağrı’da sağlık alanında son üç–dört yılda ciddi bir mesafe alındığını inkâr etmek haksızlık olur. Kardiyolojiden böbrek taşı kırmaya, birçok ameliyatın artık il dışına gitmeden yapılabildiğini hepimiz biliyoruz. Elbette herkes ister ki hastaneye girsin, anında tedavi olsun ve sorunsuzca evine dönsün. Bu en doğal haktır. Ama sağlık sistemi, ne yazık ki bu kadar basit bir denklemle işlemiyor.

Erzurum’a, Van’a gitmeyi tercih edenler de var. Bu da anlaşılabilir. İnsan sağlığını emanet edeceği kişide “en iyisini” arıyor. Ancak sırf şehir adı üzerinden yapılan bu tercihler, çoğu zaman Ağrı’daki emeği ve gayreti görmezden gelmemize neden oluyor.

Burada altını özellikle çizmek isterim:
Ağrı Araştırma Hastanesi’nde bugün kargaşa yok, kaos yok, erişim sorunu yok. Yollar açık, yoğun bakım üniteleri korunuyor, hizmetler aksatılmamaya çalışılıyor. Bunu yok sayarak yapılan eleştiriler, maksadını aşan bir noktaya savruluyor.

Yeni bir vali geldi. Eminim ki sağlık başta olmak üzere bu şehrin tüm sorunlarına eğilecektir. Nitekim göreve başlar başlamaz Araştırma Hastanesi’ni ziyaret etmesi de bunun açık bir göstergesidir.

Son olarak şunu söylemeden geçemeyeceğim:
Cevdet Taşdemir, Ağrı’nın yetiştirdiği nadir idarecilerden biridir. Kapısı herkese açık, dinleyen, çözmeye çalışan, insani yönü güçlü bir yönetici. Bugün bulunduğu konumu hak ettiği kanaatindeyim. Hatta bana göre, bundan daha fazlasını da hak edecek bir duruşa ve vicdana sahiptir.

Eleştirelim, evet.
Ama insafı, hakkaniyeti ve vicdanı elden bırakmadan.