Bazı fotoğraflar vardır, uzun uzun yazılmış protokol metinlerinden daha fazla şey anlatır. Ne resmi açıklamaya ihtiyaç duyar ne de süslü cümlelere. İnsanın baktığı anda gördüğü şey, aslında yönetim anlayışının, makam kültürünün ve insana temas etme biçiminin kısa bir özetidir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Ağrı Valiliği’ni ziyaret eden öğrencilerden biriyle Ağrı Valisi Önder Bozkurt’un aynı karede buluştuğu fotoğraf da tam olarak böyle bir kare.
Mehmet Şerafettin Yaltkaya İlkokulu öğrencilerinin valilik ziyaretinde çekilen bu görüntüde, klasik bir makam fotoğrafından çok daha fazlası var. Ortada bir çocuk var; heyecanı yüzünden okunuyor. Yanında ise devletin Ağrı’daki en üst temsilcisi olan Vali Önder Bozkurt var. Fakat bu karede makamın soğuk mesafesi yok. Aksine, çocuğun dünyasına eğilen, onunla aynı sayfaya bakan, onu dinleyen ve o anı samimiyetle paylaşan bir yönetici duruşu var.
23 Nisan denildiğinde akla çoğu zaman makam koltukları, sembolik devir teslimler ve törensel ziyaretler gelir. Elbette bunlar bayramın geleneği içinde anlamlıdır. Ancak bazen bir çocuğun vali koltuğuna oturmasından daha kıymetli olan şey, devletin temsilcisinin o çocuğun seviyesine inebilmesidir. Çünkü çocuklar için hatırlanan şey çoğu zaman koltuk değil, kendilerine nasıl davranıldığıdır.
Bu fotoğrafta da asıl değer burada saklı.
Vali Bozkurt’un öğrencinin yanında sergilediği tavır, Ağrı’da devlet ile vatandaş arasındaki bağı güçlendiren insani bir dilin yansımasıdır. Çocuğun başını güvenle yasladığı, birlikte bir kitaba baktıkları o an, sadece bir ziyaret karesi değildir. O karede çocuğa verilen değer, eğitime gösterilen ilgi ve geleceğe duyulan inanç vardır.
Ağrı gibi genç nüfusun yoğun olduğu bir şehirde çocuklarla kurulan her temas, aslında şehrin yarınına yapılan yatırımdır. Bir öğrencinin valilik makamında kendisini değerli hissetmesi, ileride kamuya, devlete ve topluma bakışını etkileyebilir. Bu yüzden yöneticilerin çocuklarla kurduğu ilişki, basit bir nezaket görüntüsünün ötesine geçer.
Vali Önder Bozkurt’un bu karede verdiği mesaj da oldukça açıktır: Devlet yalnızca resmi binalardan, imzalardan ve protokol sıralarından ibaret değildir. Devlet bazen bir çocuğun heyecanına ortak olmak, onun elindeki kitaba bakmak, başını yasladığı omuzda güven duygusu oluşturabilmektir.
Ağrı’nın buna ihtiyacı var.
Bu şehirde çocukların daha çok görülmeye, daha çok duyulmaya ve daha çok desteklenmeye ihtiyacı var. Okulların, öğretmenlerin, öğrencilerin ve ailelerin devletin sıcak yüzünü hissetmesi önemli. Çünkü eğitim sadece sınıflarda değil, çocukların kendilerini ait ve değerli hissettikleri her ortamda güçlenir.
23 Nisan’ın ruhu da zaten tam burada başlar.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu bayram, yalnızca bir tören günü değil; çocukların bu ülkenin gerçek sahibi ve geleceğin taşıyıcısı olduğunu hatırlama günüdür. Bir çocuğun valilikte gördüğü ilgi, belki de onun hafızasında yıllarca kalacak. Belki o öğrenci ileride bu fotoğrafa baktığında sadece “Valiliğe gitmiştim” demeyecek; “Beni önemsemişlerdi” diyecek.
İşte bütün mesele de budur.
Bir şehrin yöneticisi, bazen yaptığı büyük yatırımlarla, bazen çözdüğü ağır sorunlarla, bazen de bir çocukla kurduğu samimi bağla hatırlanır. Bu fotoğraf, Vali Önder Bozkurt’un Ağrı’da yalnızca makamıyla değil, insanla temas eden yönüyle de iz bıraktığını gösteren sade ama güçlü bir kare olarak hafızalarda yerini aldı.
Çünkü çocuklara dokunan her iyi niyet, aslında şehrin geleceğine dokunur.
Ve Ağrı’nın geleceği, işte o çocukların gözlerinde büyür.




