Eleşkirt ile Ağrı arasındaki ilçe ulaşımıyla ilgili son günlerde hayata geçirilen uygulamalar, kamuoyunda ciddi tepkilere yol açtı. Öğrenci ve memurların yoğun şekilde kullandığı saatli servislerin engellenmesi, “şehir düzeni” gerekçesiyle savunulurken, vatandaşlar kararın günlük yaşamı zorlaştırdığı görüşünde birleşiyor.
Yıllardır Eleşkirt–Ağrı hattında yaşanan ulaşım sorunları biliniyor. Sabah erken saatlerde işe ve okula giden memur, öğrenci ve işçiler; akşam saatlerinde ise aynı güzergâhta dönüş çilesi yaşayan vatandaşlar için saatli kalkan servisler, uzun süredir fiilen kullanılan bir çözüm olarak öne çıkıyordu.
Ancak son dönemde bu servislerin şikâyet edildiği, yolcuların ilçeler arası garaja yönlendirildiği ve fiilen mevcut düzenin ortadan kaldırıldığı belirtiliyor. Uygulamanın gerekçesi ise “şehir düzeni” olarak ifade ediliyor.
Vatandaşların temel sorusu ise net:
Hangi şehir düzeni?
Yüzlerce Öğrenci ve Memur Etkilendi
Celal Oruç Meslek Yüksekokulu’na giden 400–500 civarında öğrencinin, bugüne kadar merkezi noktalardan tek araçla okullarına ulaştığı biliniyor. Yeni uygulamayla birlikte öğrencilerin;
Bir araçla aşağı bölgeye inmesi
İkinci bir araç kullanması
Yürüyerek ulaşımı tamamlaması
Ve en az 30–45 dakika daha erken yola çıkması
gerektiği ifade ediliyor.
Benzer durumun sabah mesaiye yetişmeye çalışan memurlar için de geçerli olduğu belirtilirken, vatandaşlar “halkın kullandığı bir hattın kapatılmasının halkın yararına olup olmadığı” sorusunu gündeme getiriyor.
“Bu Bir Ulaşım Değil, Yönetim Tercihi” Eleştirisi
Uygulamaya tepki gösteren kesimler, meselenin yalnızca ulaşım olmadığını; kimin hayatının kolaylaştığı, kimin zorlaştırıldığı sorusunun esas alınması gerektiğini savunuyor.
İddialara göre, üç-beş ilçe dolmuşunun “garajdan kalkma” talebi doğrultusunda, binlerce vatandaşın günlük yaşamı daha zahmetli hâle getirildi.
Öte yandan bugüne kadar kullanılan sistemin:
Şehri kilitlemediği
Trafiği felç etmediği
Kamu düzenini bozmadığı
da özellikle vurgulanıyor.
Bu noktada kamuoyunda şu soru yüksek sesle dile getiriliyor:
Bu karar gerçekten şehir düzeni için mi alındı, yoksa karşı ideolojide görülen bir belediyeye ve onun seçmenine mesaj mı veriliyor?
Eleşkirt Belediyesi ve Seçim Sonrası Sistem Tartışması
Yaşananların, Ramazan Yakut’un seçimlerin ardından Eleşkirt’te hayata geçirdiği taşımacılık sistemine karşı bir hamle olup olmadığı da tartışma konusu.
Vatandaşlar, Ağrı’da atılan bu adımların basit bir düzenleme değil, bilinçli bir engelleme ve idari dayatma niteliği taşıdığını savunuyor.
Kırmızı Şerit ve Zabıta Uygulaması Tepki Çekti
Tepkilerin odağındaki bir diğer konu ise Halk Eğitim Merkezi önünden kalkan günübirlik ve saatlik servislerin önüne kırmızı şerit çekilmesi ve zabıta görevlilerinin bölgede konuşlandırılması.
Uygulamayla birlikte vatandaşlara fiilen “buradan binemezsiniz” denildiği ifade edilirken, tepkilerde şu noktalar öne çıkıyor:
Güvenlik tehdidi bulunmadığı
Trafiği kilitleyen bir durum olmadığı
Kamu düzenini bozacak bir tablo oluşmadığı
Ancak buna rağmen yasak uygulandığı dile getiriliyor. Eleştirilerde bu durumun “düzenleme değil, gücün halka karşı kullanılması” anlamına geldiği ifade ediliyor.
Sadece İlçe Hattı Değil, Bölgesel Güzergâh
Vatandaşlar, söz konusu hattın yalnızca Eleşkirt–Ağrı arasında değil; Anakaya, Çiftepınar, Çürük ve çevre köylerde yaşayanlar için de önemli bir ulaşım imkânı sunduğunu belirtiyor.
Bu yönüyle güzergâhın, bölge halkı açısından hayati bir nefes borusu olduğu vurgulanıyor. Taleplerin lüks ya da rant odaklı olmadığı; yalnızca işe, okula ve eve zamanında ulaşma ihtiyacından kaynaklandığı dile getiriliyor.
“Ağrı’nın Başka Sorunu Yok mu?”
Tepkilerde sıkça dile getirilen bir diğer husus ise, Ağrı’nın çözüm bekleyen çok sayıda sorunu varken, halkın fiilen kullandığı bir ulaşım hattıyla uğraşılmasının doğru olup olmadığı.
Altyapı, trafik, otopark, kentsel dönüşüm ve sosyal belediyecilik gibi alanlarda sorunlar bulunduğuna dikkat çeken vatandaşlar, bu uygulamanın Ağrı Belediyesine yakışmadığını savunuyor.
"Halkçılık Uygulamayla Ölçülür”
Uygulamalarla ilgili değerlendirmelerde, halkçı belediyeciliğin slogandan ibaret olmadığı, uygulamayla ölçülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Sayın Hazal Aras’a yönelik eleştirilerde, eleştirinin düşmanlık anlamına gelmediği; ancak halkın menfaatinin göz ardı edilmesi hâlinde bunun kamuoyunda karşılık bulmasının kaçınılmaz olduğu ifade ediliyor.
Halkın kullandığı duraklara şerit çekilmesi, zabıta eliyle fiilî engelleme yapılması ve “ben bilirim” anlayışının, halkçı belediyecilikle bağdaşmadığı yönündeki görüşler öne çıkıyor.
Gözler Geri Adım Atılıp Atılmayacağında
Kamuoyunda hâkim olan görüşe göre, bu kararların geri alınmaması hâlinde Ağrı Belediyesi, halktan yana değil, halka rağmen karar alan bir yönetim anlayışıyla anılma riskiyle karşı karşıya kalacak.
Vatandaşlar ise soruyu sormaya devam ediyor:
Bu kararlar halk için mi alındı, yoksa halka rağmen mi?




