Bazı insanlar bir şehre atanır, bazıları ise o şehre ait olur. Ağrı’nın yeni Valisi Önder Bozkurt, göreve geleli çok kısa bir süre olmasına rağmen ikinci gruba dâhil olmayı başaran isimlerden biri oldu. Henüz yeni gelmiş olmasına rağmen sokak sokak dolaşan, mahalle mahalle şehri okuyan, adeta Ağrı’nın MR’ını çeken bir vali profili çiziyor.
Bu şaşırtıcı değil aslında. Afet yönetiminden gelen bir isim olan Vali Bozkurt, kriz okumayı, sahaya inmeyi ve doğru zamanda doğru müdahalede bulunmayı iyi bilen bir devlet adamı. Masa başında değil, sahada çözüm arayan bir anlayışla hareket ediyor. Her şeyi bilen değil, her şeyi yerinde görmeye çalışan bir yönetici profili bu.
En önemlisi de “garip gurebanın babası” denilecek türden bir duruş sergiliyor. Vatandaşla arasına mesafe koymayan, derdini anlatmak isteyen herkese kapısını açan, dinleyen ve not alan bir vali… Basınla kurduğu sıcak ve samimi ilişki ise şeffaf yönetim anlayışının en net göstergesi. Eleştiriye açık, fikre saygılı, diyaloğu önceleyen bir yaklaşım bu.
Elbette hakkı teslim etmek gerekir. Görev süresini tamamlayan önceki Valimiz Mustafa Koç da Ağrı’da babacanlığı ve çalışkanlığıyla iz bırakmış bir isimdi. Onun emeğini yok saymak, yapılan hizmetleri görmezden gelmek haksızlık olur. Ağrı, iki dönem üst üste devletini sahada temsil eden valilerle çalışmanın şansını yaşadı.
Ama bugün geldiğimiz noktada şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Önder Bozkurt artık sadece bir vali değil. O, bu şehrin derdiyle dertlenen, sevincine ortak olan, sokaklarında yürüyen bir Ağrılı gibi davranıyor. Resmî unvanların ötesinde, şehrin ruhuna dokunabilen bir yönetici…
Günün sonunda mesele tam da bu değil mi? Şehri uzaktan yönetmek değil, içinde yaşayarak anlamak. Ve görünen o ki Ağrı, kendisini anlamaya çalışan bir valiye sahip.
Faruk Yavuz
Patnos Gazeteciler Cemiyeti Başkanı




