Milli Eğitim Bakanı Selçuk: Yüz yüze eğitim programını duyurdu

03.06.2021 20:49

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "Telafide Ben De Varım" tanıtım programı kapsamında, eğitim editör, yazar ve muhabirleriyle Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde bir araya geldi.

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: Yüz yüze eğitim programını duyurdu

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Telafide Ben De Varım” tanıtım programı kapsamında, eğitim editör, yazar ve muhabirleriyle Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde bir araya geldi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk yaptığı son dakika açıklamasında “Şu ana kadar 813 bin civarında öğretmen aşılandı, haziran ayı sonuna kadar da geri kalan eğitim çalışanları aşılanacak. Okulların eylül başında açılmasını istiyoruz. Niyetimiz her zaman açmaktan yana ama riski gördüğümüzde de kapatırız. Öğretmenimizi, çocuklarımızı riske sokacaksak bunun adı eğitim olmaz, risk olur.” ifadelerini kullandı.

Sunumunun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Selçuk, “Yeni eğitim öğretim yılının ne zaman başlayacağına dair net bir tarih var mı? Sayın Koca, 7 Haziran’dan bütün öğretmenlerin aşılanacağını duyurmuştu. Yeni eğitim öğretim yılına tüm öğretmenlerin aşılanması yetişecek mi?” sorusu üzerine, şunları söyledi:

“Aşı konusunun yeni eğitim yılına kadar kalması söz konusu bile değil. Önümüzdeki haftadan itibaren bu ayın içinde tamamlanmış olur. Zaten şu ana kadar 813 bin civarındaki öğretmenimizin işlemi hallolmuş oldu. Bundan sonra da geri kalan eğitim çalışanlarımızın -öğretmenler dememek lazım çünkü biz ekip olarak çalışıyoruz okulda- aşılanması devam edecek. Okulların açılmasıyla ilgili tabii ki eylül başında açmayı hedefliyoruz. Her zaman iyi senaryoyla başlayıp kendini yaza ve kışa göre ayarlamak gibi bir bakış açısıyla ‘Şöyle olmazsa ne olmazsa ne olur?’ hazırlığımızı ona göre yapıyoruz. Her şeye hazır oluyoruz, o yüzden de çok çabuk hareket edebiliyoruz. Okulların eylül başında açılmasını istiyoruz. Aşıyla ilgili ortaya çıkan güvenden kaynaklanan ya da yaz aylarındaki havalandırma imkanları ve biraz daha kırsalda olma imkanları vesaire gibi birçok koşulu beraber düşündüğümüzde niyetimiz tabii ki açmak, her zaman açmaktan yana. Riski gördüğümüzde de kapatırız. Toplum, bireyler, kurumlar ne derse desin, bilimsel veriler olduğunda okulu kapatırız. Öğretmenimizin, çocuklarımızın sağlığını riske sokacaksak bunun adı eğitim olmaz, risk olur. ‘Niye kapatıyorsunuz’ denilse de kapatırız, ‘Niye açıyorsunuz’ denilse de bilimsel veriler bunu gösteriyorsa açarız.”

Normalleşme sürecinin açıklandığı kabine toplantısının ardından okulların açılma kararının aynı gün verilmesinin, öğretmen ve öğrencilerin farklı illerde olabilme ihtimali nedeniyle eleştirildiğine ilişkin değerlendirmesi sorulan Selçuk, eskiden okulların açılması, kapanması, eğitim takvimi gibi konularda bağımsız karar verdiklerini ancak salgın nedeniyle bütün bakanlıkların verisinin ortak bir havuza getirilerek kabinede tartışıldığını ve bu veriler ışığında karar alındığı belirtti.

Okulların açılma kararını verileri görmeden, 1 ay önceden duyuramayacağını ifade eden Selçuk, şöyle devam etti:

“Desem ki ‘2 saat sonra okullar açılacak. Okullar açılıyor ve çocuklar okula gidiyorlar. O akşam ‘Çocuklar okula gelin’ desem gelecekler. Bunu tabii mizahi olarak söylüyorum. Bizim öğretmenlerimiz uzaktan eğitim konusunda o kadar esnek bir uygulamayla karşı karşıyalar ki uzaktan eğitimin ne olduğu ne olacağına ilişkin zaten bulundukları illerden çalışıyorlar. Şöyle bir şey söz konusu. Bir öğretmen görevi ve mesleki konularla ilgili yasalar gereği kendi görev yerindedir ancak olağanüstü bir dönemdeyiz. Bazen istisnai durumlarda öğretmenlerimizin farklı yerlerden de hizmetini sürdürmesine herhangi bir şey söylemiyoruz. Bu istisnalar hariç çoğunluk zaten yerinde, hazır, devam ediyor ve böyle sorunlarla karşılaşmıyoruz. Plansızlık meselesi somut olarak indirgendiğinde diyelim ki kabine 3 gün önce toplansaydı ama kabine günleri biraz daha farklı belirleniyor başka faktörlerle ilgili. Dolayısıyla bütün bakanlıkların verilerine ve durumuna göre ayarlandığında mecburen bütün koşullar bir araya geldikten sonra oluyor. Nasıl olağanüstü durumlarda istisnai uygulamalara sıcak bakıyorsak, öğretmenlerimiz, çocuklarımız, velilerimiz açısında seçenekler sunuyorsak aynı şekilde bu zor bir durum herkes için. Ertesi gün çocuklar için bir zorunluluk da yok gelmeyebilirler. 1 Haziran’la ilgili söylemimiz 15 gün önce de duyuruldu, bu konuyla ilgili 31 Mayıs’ta alınan bir karar var. 15 gün önceden de 1 Haziran bilgisi kamuoyuyla paylaşıldı. Öğretmenlerimize, il müdürlerimize ‘Bu konuda lütfen tedbirli olun.’ dedik.”

“110 İLÇEDEKİ, 2,5 MİLYON ÇOCUĞUMUZ ÖNCELİKLİ”

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Bu süreçte 2 milyon öğrencinin eğitimden uzak kaldığı söyleniyor. Bu kapsamda tablet dağıtımı yaptınız ama bazı sendikalar dağıtımda başarılı olunamadığını söylüyor. 2 milyon öğrencinin hayatından giden yaklaşık 1,5 yıl için nasıl bir telafi düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine, şöyle konuştu:

“Birisi 3, birisi 2, birisi 1,5 milyon öğrenci diyor. Bütün bunlar çok afaki rakamlar. Ben diyorum ki 110 ilçedeki 2,5 milyon çocuğumuz öncelikli. Çünkü bu 110 ilçeyi özellikle inceledik. Bunu veriye dayalı olarak söylüyorum. ‘Bizce 2 milyon öğrenci eğitime erişemedi.’ Peki hiç televizyon bulamadılar mı? Diyelim ki LGS’ye hazırlanıyor. Zaten okulda canlı ders var ya yüz yüze hoca var ya, kendi okuluna da gidebilir başka okula da gidebilir. Ben sınava hazırlanıyorum ve diyelim ki bu 2 milyonun içindeyim. Bu çocuklara okulda DYK açık mı yıl boyu, açık. Bu 17 gün (tam kapanma) hariç açık. Benim için kurs varsa okulda yüz yüze ya da televizyonda öğretmen dersi 3 kere tekrar etmiş oluyorsa nasıl yetişememiş oluyorum. Ya da bu 2 milyon öğrenci kendisine en yakın okuldaki EBA Destek Merkezi’ne ki en fazla ihtiyaç duyulan bölgelere, mahallelere açtık dörtte üçünü. EBA Destek Merkezi’ne gidebiliyor muyum? Elbette gidebilirsin. Bu konuda 750 bin tablet verirken niye en fazla ihtiyacı olanları belirledik, bunların ortalama kardeş sayısı 3,5 niye buralara 1-2 tane tablet verirken aslında bu tabletin 2 kardeşle de kullanabileceğini ölçtük. Kaç kişinin yararlandığını ölçtük. Çocukların üzerinden muhalefet yapmak bana çok doğru gelmiyor. Bu şu demek ‘2 milyon çocukla ilgili sorunumuz var.’ Ben de diyorum ki bunların hepsinin evine 14 kitap gönderdik ya bunların hepsi televizyon seyredebilir ya, televizyonu olmayan herkese televizyon verdik hatta bazı yerlerde kardeş sayısı 3’ten fazlaysa oraya ikinci televizyonu da verdik. Bütün bunlar sanki yokmuş gibi, ‘Bunlar hiç erişemedi, sıfır erişim var.’ Bu bana çok rasyonel gelmiyor.”

Öğrencilerin yeni eğitim öğretim yılında eksikliklerini kapatması için ne kadar süre ayırmayı düşündükleri sorulan Selçuk, her kademe için öğretmenlere yardımcı kaynak vereceklerini, bununla bir öğretmenin yıl boyu kritik kazanımları bir alt sınıfın ön şartlarını işleyebilecek bir yol haritasına sahip olacağını, bunun okullara göre uygulanışını ise zümrelerin belirleyeceğini söyledi.

TELAFİ EĞİTİMLERİ

Selçuk, yaz aylarında yapılacak telafi eğitimlerine katkı sağlayacak belediyeler, STK’lar, halk eğitim merkezleri ve Gençlik Spor Bakanlığı’yla eğitimler öncesi çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin soru üzerine, her federasyonla iş birlikleri olduğunu, hepsinin de sertifikalı eğitimcileri bulunduğunu anlattı.

Türkiye’de spor, sanat, kültür ve doğa alanında yaz okullarının zaten yapıldığını hatırlatan Selçuk, “Sosyal medyada şöyle bir şey gördüm, ‘2 Temmuz’da okullar kapanıyor ama okullar açık.’ diye bir çelişkiden bahsediyorlar. Yaz okulları, Türkiye’de spor takımlarının okulları olarak da var. Birçok yerde afiş görürsünüz yazın, ‘Şu kursumuz başlamıştır.’ diye. Okullarda yaz okulları kursları açılır.” diye konuştu.

MEB havuzunda, bu çalışmaları yapmak için on binlerce gönüllü öğretmenin bulunduğunu aktaran Selçuk, özellikle spor ve sanatla ilgili öğretmenlerin, “Yıl içerisinde bunları yapamadık ve yazın istekli olarak çocuklarımızla bu çalışmaları yapmak istiyoruz.” diyerek yaz okullarıyla ilgili kendilerine talepte bulunduklarını dile getirdi.

Selçuk, birçok velinin de yazın çocuklarının faaliyette bulunmasını, zamanını boş geçirmemesini istediğini dile getirerek, “Velimize diyoruz ki, ‘Senin imkanın yoksa da ama istersen, sizin ilçenizde şöyle bir imkanımız var. Listesi bu. Şu gün şu etkinlik, bu gün bu etkinlik var. Kendi okulu olması şart değil. Nereye gittiyse ben geldim diyecek. Orada o eğitimi alabilir çocuk.” şeklinde konuştu.

“MEZUNİYET TÖRENLERİYLE İLGİLİ RESMİ KARAR HENÜZ ALINMADI”

Bakan Ziya Selçuk, mezuniyet törenlerine ilişkin, “Mezuniyet törenleri konusunda bir ön değerlendirme yaptık. Genel olarak, koşulların olumlu gitmesi konusunda bir izlenimimiz var, aşı vesaire konularla ilgili. ‘Kontrollü olarak acaba bir ortam açsak nasıl olabilir?’ Böyle bir niyetimiz prensip olarak vardı ama resmi bir karar almış değiliz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Selçuk, öğretmenlerin aşılanmasının geciktiği savunularak, Sağlık Bakanlığıyla aralarında koordinasyon sorunu olup olmadığına dair soru üzerine, “Aşı konusunda hiçbir problemimiz yok Sağlık Bakanlığıyla. Türkiye’nin aşı tedarikinde genel olarak izlerseniz bir ara gecikme oldu ve aşı gelmedi. Aşı gelmediğinde biz aşı yaptıramıyoruz. Aşı geldiğinde de, hekimlerden sonra aşı olan ilk meslek grubu öğretmenlerdir. 40 yaş altı da üstü de olsa 7 Haziran’da aşı randevusu açılan ilk meslek grubu öğretmenlerdir. Bu yüzden, bırakın bir problem olmasını teşekkür borçluyuz.” şeklinde konuştu.

BAKAN SELÇUK CANLI YAYINDA ÖNEMLİ AÇIKLAMALARDA BULUNMUŞTU

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk dün Ahmet Hakan’ın CNN Türk’te yayınlanan Tarafsız Bölge programına konuk oldu. Selçuk, korona virüsüyle mücadele tüm hızıyla sürerken, eğitimde normalleşmeye ilişkin önemli açıklamalarda bulunmuştu. Şu ana kadar 813 bin öğretmenin aşılandığını aktaran Bakan Selçuk, kalan öğretim görevlilerinin hepsinin 7 Haziran’dan itibaren aşı olabileceğini belirtti. Ayrıca Bakan Selçuk, yüz yüze eğitimin neden şehirlerde iki gün, köylerde 5 gün olduğunu detaylıca anlattı.

Bakan Selçuk’un açıklamalarından satır başları şöyle;

Şu ana kadar 813 bin meslektaşımız bu işlemi gerçekleştirmişti. Kalanlar da 7 Haziran’dan itibaren aşı randevularını alabilecek. Hekimlerimizden sonra ilk aşılanan meslek grubu öğretmenlerimiz olmuştu. 2 Temmuz’da kapanacak. Haftada 2 gün gidecek öğrenciler. Önümüzde 4 hafta var. Öğretmenlerimiz 2 gün dışında okula davet edip çalışma da yapabilirler. Sınıfın yarısını pazartesi-salı, diğer yarısını da çarşamba-perşembe çağırmak gibi genel bir eğilim var ama okullar bu günleri değiştirebilir.

NEDEN 5 DEĞİL DE 2 GÜN?

Öğrencilerin %90’ı geliyor, devamlılık çok yüksek. İsteyen gelir, isteyen gelmeyebilir diyoruz. Sınıfın %80’i gelince sınıf çok kalabalık oluyor, mesafeyi ayarlayamıyoruz, bu yüzden 2 gün. Bizim olağan açılışımız 7 Eylül’de salgın olmasa. Önümüzdeki sürece baktığımızda yazın okul açmamız çok kolay değil. Ağustosta, temmuzda okulları açıp eğitim-öğretim yapmak bizim için uygun değil. Öğretmenlerimizin de dinlenmesi lazım, çok yoruldular. Köy okullarında ortamlarımız çok müsait fiziksel koşullar açısından. Bizim yaptığımız araştırmalar köy okullarında öğrencilerin akademik eksikliklerinin daha fazla olduğunu gösteriyor. 5 gün bunların eksiğini tamamlayarak gidelim ki dezavantaj yaşamasınlar.

NİYE 3 DEĞİL DE 2 GÜN?

O zaman cumartesi de okulu mecbur tutmak gerekecekti. Bizim okullarımızın koşulları bazen uygun olmuyor. Biz bir çerçeve çizmek zorundayız ama okul yönetimi ‘Bizim ihtiyacımız var, 3 gün çalışmak istiyoruz öğrencilerle’ derse böyle bir elastikiyet var. Aşının da avantajıyla beraber önümüzdeki aylarda bir rahatlama geldiğinde mümkünse 1 Eylül’de açacağız. Ama bu koşulları tam olarak kestiremediğimiz için hesabımızı yaza göre de kışa göre de yapıyoruz. Biz eylülün ilk haftası açmak istiyoruz, buna göre hazırlığımız var. Pazartesinden başlayacağı için 30 Ağustos’a denk geliyor ancak resmi tatil olduğu için onu ayarlarız.

KARNELER NEDEN 18 HAZİRAN’DA VERİLİYOR?

Biz geçen dönemde de karneyi günler öncesinden verdik. Milyonlarca öğrencimiz var, hepsi birden aynı anda sisteme girmeye çalışıyorlar, bir sıkışma oluyor. O yüzden geçen dönem de erkenden açtık. 2 Temmuz’u beklememiz gerekmiyor, biz bir kolaylaştırma yapmaya çalışıyoruz.

2. DÖNEM SINAVA GİRMEYEN ÖĞRENCİLERİN YIL SONU NOTLARI NASIL HESAPLANACAK

1. dönemde alınan notları var. Velimize, öğrencimize diyoruz ki ‘İsterseniz 1. dönem notunuz tabii ki geçerli olabilir’ Ama yeniden sınava girip notunu yükseltmek isteyen öğrenciye de ‘tamam’ diyoruz. ‘Ben matematikte notumu yükseltmek istiyorum’ derse sorumluluk sınavına girip yükseltebilir. Hiç girmezse 1. dönem notu geçerli olur.

Kaynak: Ş.V

İlgili Haberler