Mehmet Metiner: “04.08… Ölüm bu kadar yakın işte!”

25.11.2022 11:05

Demokrasi ve Birlik Derneği'nin Genel Başkanı Mehmet Metiner’in bugünkü köle yazısında, Düzce'nin Gölyaka ilçesinde 5.9 şiddetinde meydana gelen depreme yer verdi.

Mehmet Metiner: “04.08… Ölüm bu kadar yakın işte!”

Demokrasi ve Birlik Derneği’nin Genel Başkanı Mehmet Metiner’in bugünkü köle yazısında, Düzce’nin Gölyaka ilçesinde 5.9 şiddetinde meydana gelen depreme yer verdi.

Genel Başkan Metiner yazısında, “İnsanoğlu öleceğini bilir de ne zaman öleceğini bilmediği için gaflet üzere yaşar.

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan insanların sayısı az değildir.

Oysa ölüm, hayatın içinde saklıdır.

Ölüm, aslında hep en yakınımızdadır. Bir nefes kadar içimizdedir. Lakin o derin gaflet bize unutturur kendi ölümümüzü.

O yüzden hep bir gelecek tasarımlarız.

Sadece yarını değil yarınları da tasarlayıp dururuz. Bilmem kaç ay sonra gelecek seçimlerin hesabını yaparız mesela. Kime yanaşsam, kimin eteğine tutunsam acaba, beni istediğim makama eriştirir diye. Veya şimdiden kimleri itibarsızlaştırsam da önüm açılsa diye.

Kendimiz için yeni bir siyasi veya şahsi hayat alanı açmak birilerini manen öldürmekten kaçınmayız mesela. İtibar suikastı veya haysiyet cellatlığı, kendi hayatımız için başkasının ölümünü gerekli gören bir zehirli uğraşa dönüşür.

Oysa bilirsek, başkasının ölümü, bizim ölümümüzdür.

Başkasını öldürürken kendi ölümümüze de kapı aralamış oluruz çünkü.

Kimi hangi yolla öldürmüşseniz, gün gelir aynı yolla öldürülürsünüz.

En acı ölüm, manen ölümdür.

Kişilik katli, itibar suikastı ve haysiyet cellatlığı bumerang gibidir. Günün sonunda döner sahibini de öldürür.

Bunu herkes bilir, lakin birbirine yapmaktan da geri durmaz.

Siyasal alanın siyasi mevtalarla dolu olmasının sebebi budur.

Manen mevta hükmünde olanların siyasi alanın aktörleri haline dönüşmeleri de siyasetin ölümüne de yol açıyor.

Bedenen ölümden bahsedeyim diye yazmaya oturdum, söz sözün peşine takılıp nerelere taşıdı işbu yazıyı.

Bazen sözün sizi götürmek istediği yere gitmelisiniz.

Gidelim o vakit…

xxxxx

Uyku, bir tür ölüm halidir.

Ölümün provasıdır.

Kaç günlük bedeni ve zihni yorgunluk, göz kapaklarıma derinden çöken uykusuzluk, o şiddetli depremle bile uyanmamı sağlayamadı.

Hissetmedim değil, hissettim, beşik gibi sallandığımı da hissettim, ama rüya sandım, uyanamadım.

Korku ve endişe içinde ev halkının seslenişlerini de duymamışım meğer.

O4.08’den sonrası ölüm olabilirdi.

Senin benim ötekisinin ölümü olabilirdi.

O yüzden bir daha uyanmamak üzere yastığa baş koyduğumuzun bilincinde olmak gerek.

Arkamızda kul hakkı bırakmadan.

Başkasının kalbini kırmadan.

Verilemeyecek hesaplarla öteye gitmek istemiyorsak, her an ölebileceğimizi hesaba katarak en hasbi insanlar olarak yaşamayı ilke edinerek…

04.08’den itibaren olmayabilirdik.

Bu satırlar olmayabilirdi. Bu sözlerin sahibi de…

Yaşarken birbirlerini manen öldürmeye kalkışanların ölümden sonra birbirlerinin ardında dizdikleri o övgü dolu sözleri duyduğumda hep derinden üzülmüşümdür.

Sahi, o övgüleri, yaşarken birbirimizden niye esirgeriz?

Fenası, en değerlilerimizi yaşarken sırf kıskançlıklarımızdan dolayı niye itibarsızlaştırıp manen öldürmeye kalkışırız?

En fenası, madem öyle yapıyoruz, niçin o manen öldürdüklerimizin arkasından riyakarca övgülerde bulunuyoruz?

Soruyorum: Biz ne zaman adam gibi yaşamayı ve birbirimize karşı adam gibi davranmayı öğreneceğiz?

xxxxx

O sevgililer sevgilisi, en sevgili olan Peygamberimizin (sav) sözlerini ölüm anında nedense hatırlıyoruz.

Ölümü hatırlamak için mezarları sıkça ziyaret etmemizi boşuna söylemiyor.

Hem hiç ölmeyecekmişiz gibi hem birazdan ölecekmişiz gibi yaşamayı boşuna salık vermiyor elbet.

Dünyayı yaşanılır kılmak için hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşamak ne kadar gerekliyse, dünyayı birbirimizle yaşanılır kılmak için de hemen öleceğimizi bilerek yaşamak da o kadar gerekli.

Birbirimizin kıymetini yaşarken bilmek lazım.

Kendini kıymetli kılmak için başkalarını kıymetsizleştirenler, bilesiniz ki manen mevtadırlar ve dahi kıymetten yoksundurlar.

Birbirimizle anlamlı ve kıymetli olduğumuzu bilip birbirimize kıymet kazandırırsak dünyamızı da hepimiz için yaşanılabilir kıymetli bir dünya kılarız, bilesiniz.

xxxxx

Biz ölümsüz değiliz.

Ölümsüzler gibi böbürlenip duranlar, her iki dünyada da kaybederler.

Yarının hesabı için hasbilikten uzaklaşanlar, öldükten sonra hesaplarını zor verirler.

Her an ölümü düşünerek yaşamalıyız dostlar!

Bilelim ki yaşamak sadece bedenden ibaret değildir.

Bedenin iktidarı veya bedenler üzerinde iktidar kurmak için yaşayanlar, bilesiniz ki manayı da ruhu da öldürürler. Dünyayı da yaşanmaz kılarlar.

xxxxx

Ölümlü kullar olduklarını unutup yeryüzünde ölümsüz tanrılar gibi kibirlenip dolaşanlar için 04.08’in için uyarıcı bir etkisi olmaz bilirim.

Ama bizler için var.

Olmalı.

Gerekli dersi çıkarıp hasbiliğimize geri dönmezsek, dünyamızla birlikte ahiretimizi de kaybederiz dostlar, bilesiniz!” dedi.

İlgili Haberler