Ağrı

Ağrı’nın Sanayisi Neden Büyümüyor?

Ağrı'da üretim yapan 7 meslek lisesi, mobilyadan temizlik ürünlerine, metal işlerinden arı kovanına kadar farklı alanlarda üretim gerçekleştirerek 71 milyon 90 bin liralık ciroya ulaştı.

Geçtiğimiz günlerde Ağrı’daki meslek liselerinin üretim rakamları açıklandı. Ortaya çıkan tablo küçümsenecek gibi değil. Üretim yapan 7 meslek lisesi, mobilyadan temizlik ürünlerine, metal işlerinden arı kovanına kadar farklı alanlarda üretim gerçekleştirerek 71 milyon 90 bin liralık ciroya ulaştı. Öğrenciler yalnızca ders görmüyor; üretimin içinde yer alıyor, iş disiplini öğreniyor ve emeklerinin karşılığında gelir de elde ediyor.

Bu rakamı görünce insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Meslek liseleri bunu başarabiliyorsa, Ağrı sanayisi neden aynı ölçüde başarı hikâyeleri üretemiyor?

Çünkü 71 milyon liralık ciro sadece eğitim başarısı değildir. Aynı zamanda Ağrı’da doğru organizasyon, doğru yönetim, uygun altyapı ve üretim disiplini bir araya geldiğinde nelerin yapılabileceğinin de göstergesidir.


BU BAŞARININ TEMELİNDE YILLARA YAYILAN BİR ÇALIŞMA VAR

Burada bir hakkı teslim etmek gerekiyor.

Ağrı’nın eski İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek’i tebrik etmek lazım. Bugün açıklanan rakamları yalnızca bugünün çalışması gibi okumak doğru olmaz. Çünkü meslek liselerinin üretim merkezlerine dönüşmesi birkaç ayda ortaya çıkmış bir model değil.

Kökrek döneminde bu alanda ciddi bir dönüşüm başladı. 2021 yılında Nurettin Dolgun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesindeki üretimleri incelerken meslek liselerinin “fabrika gibi çalışacağı”, öğrencilerin hem okuyup hem üretime katılarak gelir elde edeceği hedefini açıkça ortaya koymuştu.

Sonuçlar kısa sürede geldi. Ağrı’daki meslek liselerinin önceki üç yılda yaklaşık 1,5 milyon lira olan üretim cirosu, 2022 yılında 41 milyon liranın üzerine çıktı. O dönemde öğrencilere üretimden 2 milyon liranın üzerinde ödeme yapılırken, mesleki eğitime kayıtlı çırak ve usta sayısı da artırıldı.

Daha sonra üretim kapasitesi büyümeye devam etti. 2023-2024 eğitim öğretim yılında meslek liselerinin üretimden elde ettiği cironun 53 milyon liranın üzerine çıktığı açıklandı. Bugün gelinen noktada ise 71 milyon lirayı aşan bir ekonomik hacimden söz ediyoruz.

Dolayısıyla ortada bir süreklilik var.

Bu nedenle bugün elde edilen başarıda Hasan Kökrek döneminde kurulan sistemin, açılan üretim alanlarının, güçlendirilen atölyelerin ve mesleki eğitime verilen yönün payını görmezden gelmemek gerekir.

Yeni İl Milli Eğitim Müdürü Abdulhaluk Çakan’ın önünde şimdi hazır bir zemin bulunuyor. Ondan beklenti bu modeli korumakla yetinmemesi, üzerine yenilerini koymasıdır. Ancak kendisine de hakkaniyetli davranmak gerekir; yeni göreve başlayan bir yöneticiden birkaç ay içinde mucize beklemek doğru olmaz. Önce sistemi tanıyacak, güçlü ve zayıf yönlerini görecek ve ardından kendi döneminin sonuçlarını ortaya koyacaktır.


PEKİ AYNI ŞEHİRDE ÖZEL SEKTÖR NEDEN BU KADAR AZ HİKÂYE ÜRETİYOR?

Asıl üzerinde durmak istediğim mesele burası.

Bir tarafta kamuya bağlı meslek liseleri var.

Üretim yapıyorlar.

Sipariş alıyorlar.

Mobilya üretiyorlar.

Metal işliyorlar.

Temizlik ürünleri hazırlıyorlar.

Arı kovanı yapıyorlar.

Öğrenci yetiştiriyorlar.

Milyonlarca liralık ekonomik değer ortaya çıkarıyorlar.

Peki neden Ağrı’da aynı alanlarda faaliyet gösteren onlarca güçlü özel işletme göremiyoruz?

Neden Ağrı’dan çıkan bir mobilya markasını Türkiye konuşmuyor?

Neden temizlik ürünü üreten yerel bir firma bölgesel marka haline gelemiyor?

Neden metal sektöründe, tarım makinelerinde, arı kovanında, gıdada veya yapı malzemelerinde “Ağrı’dan çıktı, Türkiye’ye satıyor” diyebileceğimiz başarı hikâyeleri bu kadar sınırlı?

Demek ki mesele sadece “Ağrı’da üretim olmaz” meselesi değil.

Meslek liseleri bunun aksini ispatlıyor.

Burada başka bir sorun var.


SORUN SERMAYE Mİ, PAZAR MI, CESARET Mİ?

Ağrı’da özel sektörün gelişmesinin önünde birden fazla engel var.

Birincisi sermaye yetersizliği.

Küçük işletmelerin önemli bir kısmı günlük ticarete odaklanıyor. Üretim yapmak ise makine, bina, enerji, çalışan, hammadde ve pazarlama sermayesi gerektiriyor.

İkincisi pazar sorunu.

Üretici yalnız Ağrı’ya satış yaparak büyüyemez. Erzurum’a, Van’a, Kars’a, İstanbul’a, hatta ihracata ulaşması gerekiyor. Bunun için lojistik, e-ticaret, bayi ağı ve profesyonel pazarlama gerekiyor.

Üçüncüsü ortaklık kültürü.

Ağrı’da herkes tek başına küçük bir işletme kurmaya çalışıyor. Oysa beş kişi sermayesini ve tecrübesini birleştirip orta ölçekli bir üretim tesisi kurabilse çok daha farklı sonuçlar çıkabilir.

Dördüncüsü kurumsallaşma problemi.

Üretim sadece mal yapmak değildir.

Muhasebe gerekir.

Kalite standardı gerekir.

Ambalaj gerekir.

Marka gerekir.

Satış ağı gerekir.

Dijital pazarlama gerekir.

Kurumsal yönetim gerekir.

Bunlardan biri eksik olduğunda işletme büyüyemiyor.

Bir başka mesele de girişimcilik kültürü.

Ağrı’da uzun yıllar boyunca ticaret denildiğinde daha çok al-sat modeli öne çıktı. Üretim ise daha fazla risk, sabır ve uzun vadeli düşünme gerektiriyor.

Belki de en kritik sorun budur:

Biz ticaret yapıyoruz ama yeterince sanayici yetiştiremiyoruz.


MESLEK LİSESİ İLE SANAYİYİ AYNI MASAYA OTURTMAK GEREKİR

Oysa çözüm aslında gözümüzün önünde.

Meslek liselerinde yetişen gençlerle Ağrı sanayisini birbirine bağlamak gerekiyor.

Bir öğrenci okulda mobilya üretmeyi öğreniyorsa mezun olduğunda ne olacak?

İstanbul’a mı gidecek?

Van’a mı gidecek?

Erzurum’a mı gidecek?

Yoksa Ağrı’da kendi işletmesini mi kuracak?

İşte şehrin kalkınma meselesi burada başlıyor.

Meslek lisesinin başarısı mezuniyet töreninde bitmemeli.

Öğrenci mezun olduğunda önünde üç seçenek olmalı:

Bir işletmede nitelikli çalışan olmak.

Kendi işletmesini kurmak.

Arkadaşlarıyla ortak üretim şirketi kurmak.

Bunun için Ağrı’da “Meslek Lisesinden Sanayiye” diye özel bir model kurulabilir.

Mezun öğrenciye KOSGEB desteği anlatılabilir.

Organize Sanayi Bölgesinde genç girişimcilere küçük üretim alanları ayrılabilir.

ATSO, Esnaf Odaları, İŞKUR, SERKA, üniversite ve Milli Eğitim aynı masaya oturabilir.

Başarılı öğrenci ile yatırımcı eşleştirilebilir.

Meslek liselerindeki makinelerin ve teknik kapasitenin özel sektörle ortak projelerde kullanılması sağlanabilir.

Staj sistemi gerçek üretime bağlanabilir.

Hatta her meslek lisesinin Ağrı’daki belli firmalarla kalıcı iş birliği protokolü olabilir.

71 MİLYON LİRALIK CİRO BİZE BİR ŞEY SÖYLÜYOR

Bence bu rakam yalnızca alkışlanıp geçilecek bir eğitim istatistiği değil.

Bu rakam Ağrı’ya açık bir mesaj veriyor:

Bu şehirde üretim yapılabilir.

İnsan kaynağı var.

Genç nüfus var.

Teknik beceri var.

Atölye kültürü oluşuyor.

Kamu alımı var.

Bölgesel pazar var.

İran’a açılan sınır kapısı var.

Tarım var.

Hayvancılık var.

Hammadde var.

Peki eksik olan ne?

Bence eksik olan, bütün bunları aynı kalkınma modeli içerisinde birleştirecek sanayi vizyonu.

Meslek liseleri bize küçük ölçekte bir örnek gösteriyor.

Plan yapılıyor.

Atölye kuruluyor.

Öğrenci yetiştiriliyor.

Sipariş bulunuyor.

Ürün üretiliyor.

Satış yapılıyor.

Para kazanılıyor.

Aynı model neden şehrin özel sektörüne taşınmasın?


YENİ MÜDÜRÜN ÖNÜNDE ÇOK KIYMETLİ BİR MİRAS VAR

Hasan Kökrek döneminde mesleki eğitim alanında kurulan üretim anlayışı Ağrı adına önemli bir kazanımdır. Bugünkü 71 milyon liralık ciroya giden yolu değerlendirirken bu emeği teslim etmek gerekir.

Şimdi Abdulhaluk Çakan’ın önünde bu sistemi daha ileri taşıma fırsatı var.

Belki hedef artık sadece 100 milyon lira ciro değildir.

Asıl hedef şu olmalı:

Meslek liselerinden Ağrı sanayisine kaç girişimci kazandırıyoruz?

Kaç mezun kendi işini kuruyor?

Kaç mezun Ağrı’daki fabrikalarda çalışıyor?

Kaç okul özel sektörle ortak üretim yapıyor?

Kaç öğrenci ürettiği ürünü markalaştırmayı öğreniyor?

Bunları ölçebilirsek, mesleki eğitim Ağrı’nın gerçek kalkınma aracına dönüşür.


MESLEK LİSESİ BAŞARIYORSA ŞEHİR DE BAŞARABİLİR

Sonuçta ortada çok basit ama çok önemli bir gerçek var.

Ağrı’daki meslek liseleri, bütün imkânsızlık söylemlerine rağmen üretim yapıyor ve 71 milyon lirayı aşan ciro oluşturuyor.

Demek ki Ağrı’da üretim mümkün.

O halde bundan sonra sorulması gereken soru şudur:

Meslek liseleri bunu başarabiliyorsa Ağrı’nın sanayisi neden başaramıyor?

Bu sorunun cevabını sadece yatırımcıdan beklemek doğru değil.

Valilik, belediyeler, üniversite, ATSO, OSB, kalkınma ajansı, kamu kurumları, bankalar ve iş dünyası birlikte cevap vermeli.

Çünkü Ağrı’nın gençlerini meslek sahibi yapmak önemli.

Ama onları yetiştirip başka şehirlere göndermek değil, Ağrı’da üretimin sahibi haline getirmek çok daha önemli.

Belki de Ağrı’nın yeni sanayi hikâyesi büyük fabrikalardan önce, bugün milyonlarca liralık üretim yapan o meslek liselerinin atölyelerinde yetişen gençlerin ellerinde başlıyor.