Güncel

Mehmet Metiner: “Ortada henüz tarife muhtaç bir anomali ve belirsizlik var”

Irak Kürdistan Bölgesi Yönetimi savaşta taraf olmadıklarını ve asla İran’a karşı hasmane bir tutum içinde olmayacaklarını en başından itibaren yüksek sesle duyurdu.

Dahası ve en önemlisi, ABD-İsrail’in kendilerini karadan bu savaşın bir unsuru kılmak isteyen oyun planlarına da ilkesel olarak karşı çıktıklarını ve zinhar İran’a karşı yürütülen savaşın bir parçası olmayacaklarını dile getirdiler Kürt yönetici önderler.

İran’ın Erbil’de ABD üslerine yönelik saldırıları elbette anlaşılabilir. Yok işin rengi farklıysa, işte o zaman durum farklılaşır.

Şayet İran ABD yerine Kürtleri de hasım bilen bir siyaset izliyorsa çok büyük bir yanlışa imza atıyor demektir.

Erbil’e yağdırılan füzelerin veya Irak’ta İran yanlısı Haşdi Şabilerin Erbil’e yönelik ölüm kusan silahlarının hedefi şayet ABD’li unsurlar değil de doğrudan Kürtler/Peşmergeler ise bu tam da ABD-İsrail oyununa gelmek anlamına gelir.

Ortada henüz tarife muhtaç bir anomali ve belirsizlik var.

Ne olduğunu ve niçin olduğunu bilemediğimiz üzücü bir tablo var karşımızda.
Ölen peşmergelerin varlığı tam da fitne ateşini harlamak isteyenlerin istediği bir tablo…

Elbette üzüntü verici…

İsrail savaşı derinleştirerek sürdürmek istiyor.

Bunun için mezhebi ve etnik fay hatlarını tetikleyen tehlikeli bir fitne siyaseti izliyor.

İran’ın tam da bu kritik süreçte İsrail’in oyun planını boşa çıkartacak bir siyasal aklı kuşanması gerekiyor. Bu bağlamda Kürtlere yönelik çok daha sahiplenici bir tutum sergilemesi gerekiyor.

İran bölgeyle ilgili politikalarını gözden geçirmelidir.

Irak’taki Haşdi Şabi unsurları da Erbil düşmanlığını körükleyen tavırlarından vazgeçmelidirler.

Erbil’de veya Kürdistan bölgesinde varolan ABD üslerinden İran’a yönelik saldırıların yapılmasına izin verilmemelidir. Buna istihbarat faaliyetleri de dahil.

Erbil ABD-İsrail ajanlarının dilediği gibi at koşturduğu bir alan olmamalıdır.

Erbil’in İran’a yönelik husumet alanına dönüştürülmesine kesinlikle izin verilmemelidir.

İran içerde de Kürtlere yönelik politikalarını gözden geçirmelidir.

Ve en önemlisi İran ile Erbil yönetimi arasında diyalog kanalları açık tutulmalıdır.

Erbil ile Bağdat’ı hasımlaştıracak saldırılara son verilmelidir.

Bölgede Arap-Kürt, Kürt-İran çatışması çıkarsa bundan yararlanacak ülkelerin başında İsrail’in geleceği unutulmamalıdır.

Bu ABD-İsrail oyununu bozmak herkesin boynunun borcudur.

O yüzden suçlamaların derin bir kopmaya dönüşmeden sorunun çözümü için adım atmanın tam vaktidir.

Unutulmasın ki Erbil, Bağdat’ın kardeşidir ve ayrılmaz bir kardeşidir.

Bağdat Yönetimi Erbil’i savaşın bir parçasına dönüştürmek isteyen bu tehlikeli senaryoyu bozacak girişimlerde acilen bulunmalı ve ateşin yayılmasını vakit geçirmeden önlemelidir.

Tüm tarafları sağduyuya davet ediyorum.

Kimin haklı kimin haksız olduğu tartışmasının önemini yitirdiği günlerden geçiyoruz.

Bu tür günlerde sorunları yanlış anlamaları ve husumetleri giderecek bir siyasal aklı ve sağduyuyu kuşanarak çözme çok daha önem arz ediyor.

Kim ki yanlışında ısrar eder ve haksızlıkta bulunmaya devam ederse kendine kaybettirir.

Kim ki savaşı başlatanların amacına uygun hareket eder ve savaşın Müslümanlar arası bir savaşa dönüşmesine sebebiyet verirse kaybedenlerden olur.