04.04… Bir tarih mi, yoksa bir kimlik mi?
Ağrı’nın son yıllarda kendi gündemini oluşturan, şehir hafızasında yer edinmeye başlayan önemli bir kavram var: Dünya Ağrılılar Günü. Artık bu sadece bir tarih değil, Ağrı’nın kendini hatırlama ve hatırlatma çabasının sembolü haline gelmiş durumda.
Peki bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Aslında mesele bir toplantı salonunda başladı. Ağrı Sivil Toplum Platformu’nun yaklaşık beşinci toplantısında… Platform Başkanı Saim Alparslan ve benim de içinde bulunduğum üyeler, şehrin geleceğine dair yeni vizyonlar, yapılması gereken çalışmalar ve farklı bakış açılarını tartışıyordu. Tam da bu noktada bir öneri geldi: “Her ilin bir günü var, bizim neden olmasın?”
Ve tarih önerildi: 04.04
Fikir benimsendi, ilk yıl mütevazı bir şekilde hayata geçirildi. Ama asıl kırılma noktası bir sonraki süreçte yaşandı.
Ağrı’da belediye yönetimi değişti. Göreve gelen Savcı Sayan, alışılmışın dışında çıkışlarıyla kısa sürede gündem oluşturan bir isim oldu. Dünya Ağrılılar Günü’nün ikinci yılında attığı bir tweet, bu fikri bir anda büyüttü. Ağrılılar sahiplendi, paylaştı, görünürlük arttı.
Tam bu noktada ilginç bir tartışma başladı.
Malatyalılar da kendi plaka günü olan 44 üzerinden bu tarihi sahiplenmeye başladı. “Bugün bizim günümüz” diyerek sosyal medyada karşılık verdiler. 04 mü, 44 mü tartışması kısa sürede büyüdü.
Ama işin aslı şu oldu:
Bu tartışma Dünya Ağrılılar Günü’nü daha da görünür hale getirdi.
Bir kavram, bir anda sosyal medya gündemine taşındı.
Ve ardından…
Savcı Sayan bu ilgiyi bir adım ileri taşıdı. Nuh’un Gemisi üzerinden bir bağ kurarak, “Obama da Ağrılıdır” diyerek dönemin ABD Başkanı Barack Obama’ya İngilizce bir davet mektubu gönderdi. Bu çıkış, sosyal medyanın gücüyle birleşince Ağrı yeniden ulusal gündemde yer buldu.
Bu hamle aslında şunu gösterdi:
Doğru iletişimle, doğru zamanda yapılan bir çıkış, bir şehri ülke gündemine taşıyabilir.
Peki sonra ne oldu?
Bir süre sonra bu konu yeniden Ağrı Sivil Toplum Platformu’nun gündemine döndü. Bu kez Avukat Mehmet Salih Aydın başkanlığında yürütülen çalışmalarla Dünya Ağrılılar Günü yeniden sahiplenildi. Aydın’ın öncülüğünde yapılan organizasyonlar, paylaşımlar ve farkındalık çalışmalarıyla birlikte bu özel gün yeniden hatırlatıldı. Sosyal medya da o gün yapılan çalışmalarla Ağrı ismi ile doldu taştı.
Ve şimdi…
4 Nisan’a sayılı günler kaldı.
Yine sosyal medya hatırlayacak, yine paylaşımlar yapılacak. Ama soru şu:
Bu gün sadece sosyal medyada mı kalacak?
Aslında yapılabilecek çok şey var.
Ağrı Spor Kulübü Başkanı Ufuk Balkis’in bu güne özel bir çekiliş kampanyası planladığını açıklaması önemli bir adım. Hem kulübe destek hem de farkındalık açısından değerli bir girişim.
Ağrı Valisi Dr. Önder Bozkurt’un bu özel günle ilgili yapacağı bir paylaşım, bürokraside görünürlüğü artırabilir.
Ama asıl mesele burada başlıyor.
Bu iş sadece paylaşım değil, bilinç meselesi.
Dünya Ağrılılar Günü’nün okullarda anlatılması gerekiyor. Belki sadece 10 dakika… Ama o 10 dakika çok şey değiştirir. İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek’in öncülüğünde, 4 Nisan’da ilk derslerde küçük etkinlikler yapılabilir. Resim öğretmenleri “Ağrı” temalı çizimler yaptırabilir, müzik öğretmenleri Ağrı türkülerini anlatabilir, kısa sunumlarla şehir tanıtılabilir.
Bununla birlikte;
– Üniversitede “Ağrı Günü” temalı paneller ve söyleşiler düzenlenebilir
– Esnaf vitrinlerine “04.04 Dünya Ağrılılar Günü” teması yansıtılabilir
– Sosyal medyada ortak etiket (hashtag) çalışması yapılabilir
– Köy ve mahallelerde küçük çaplı etkinlikler organize edilebilir
– Ağrı’nın tarihi ve kültürel değerlerini anlatan kısa video içerikleri hazırlanabilir
– Yerel sanatçılar ve dengbêjler bu güne özel programlar yapabilir
Çocukların zihnine bir tohum düşer.
Ve o tohum büyür.
4-4 geliyor…
Bu sadece bir tarih değil, bir fırsat.
STK’lardan, kurumlardan, bireylerden… herkesin bu güne dair bir şey söylemesi gerekiyor. Küçük ya da büyük fark etmez. Ama mutlaka bir iz bırakmalı.
Biz de buradan açıkça söylüyoruz:
04.04’te kim ne yaparsa yapsın, nerede bir etkinlik varsa, Ajans04 olarak bunu görünür kılacağız. Bu şehrin günü varsa, bu gün sahipsiz kalmayacak.
Çünkü mesele basit:
Ya sahip çıkacağız,
ya da sadece hatırlayıp unutacağız.