İçimdeki ses diyor ki:
Türkiye’ye ciddi bir operasyon çekilmek isteniyor…
“Güvenlikçi konsept” bu kez farklı bir biçimde inşa edilmek isteniyor.
İran’dan geldiği söylenen füzeler, sanki Türkiye’yi NATO ittifakı kapsamında “güvenlik” şemsiyesi adı altında farklı bir mecburiyete mahkum etmeyi amaçlıyor.
İçerde başladığımız ve sonlandırmak üzere olduğumuz süreç ötelenerek veya zamana yayılarak enfekte edilmek isteniyor.
Sanki “Çevremiz ateşle kuşatılmışken önümüzü görmeden adım atmayalım!” duygusu yerleştirilmek isteniyor.
Bu savaşı çıkartanların oluşturmak istedikleri “güvenlikçi anlayış”ın yerleştirmeye çalıştığı zihin bu.
Oysa tam tersini yapmak Türkiye’nin yararına.
Süreci kökten çözmek için cesur adımlar atmak en doğru yoldur.
İçeride başlattığımız süreç gösterdi ki hazırlığımızı vaktinde yapmışız.
Süreç bu noktaya getirilmemiş olsaydı savaşın Suriye ve Türkiye’ye yansımaları çok farklı olurdu.
O yüzden diyorum ki doğru zamanda başlatıp doğru adımlarla bugüne taşıdığımız süreci cesur adımlarla sonlandırmanın tam vaktidir.
İran’dan atılan füzelerin bizi götürmek istediği yeri de eminim ki devletimiz/hükümetimiz çok iyi biliyordur.
Erdoğan liderliğindeki Türkiye o malum güçlerin oyun planında figüran olacak kadar siyasal akıldan yoksun değildir. Onların oyun planını boşa çıkartacak ve kendi oyun planına uygun davranacak güçlü bir siyasal akla ve derin bir basirete sahiptir, biline!