Gazeteci-yazar Mehmet Metiner, sosyal medya hesabından yaptığı iki ayrı paylaşımda, Türkiye ve Suriye bağlamında sıkça tartışılan adem-i merkeziyetçilik konusuna ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Metiner, adem-i merkeziyetçiliğin etnik temelli bir federasyon talebiyle karıştırılmasının siyaset bilimi açısından yanlış olduğunu vurguladı.
Almanya, ABD ve bazı Avrupa ülkelerini örnek gösteren Metiner, federatif ya da yerinden yönetim modellerinin bu ülkelerin toprak bütünlüğünü zedelemediğini belirterek, “Bu ülkeler federasyondan dolayı bölünmüş de bizim mi haberimiz yok?” ifadelerini kullandı.
Metiner’e göre adem-i merkeziyetçilik; tek devlet, tek ordu ve merkezi dış politika yapısı korunarak, sağlık, eğitim, imar, bayındırlık ve asayiş gibi alanlarda yerel yönetimlerin yetkilendirilmesini esas alan demokratik bir idari model niteliği taşıyor.
“Federasyon Talebi Çıkarmak Yanlış”
Paylaşımlarında kendisine yönelik eleştirilere de değinen Metiner, yazılarından Türkiye için federasyon istendiği sonucunun çıkarılmasını “akıl dışı” olarak nitelendirdi. Türkiye’nin ihtiyacının federasyon değil, merkezde ve yerelde güçlü bir demokrasi olduğunu ifade eden Metiner, güvenlik sorunlarının aşılması halinde yerel yönetimlerin yerinden yönetimlere dönüşmesinin devletin işlevselliğini artıracağını savundu.
Metiner, katı merkeziyetçi ve bürokratik yapıların sorunların hızlı çözümünün önünde engel oluşturduğunu belirterek, yerel toplulukların kendi sorunlarını çözme yetkisiyle donatılmasının merkezi yönetimi zayıflatmayacağını, aksine daha güçlü ve verimli hale getireceğini dile getirdi.
Suriye, Kürtler ve SDG Ayrımı
Mehmet Metiner, Suriye’deki tartışmalara ilişkin değerlendirmelerinde ise Suriyeli Kürtlerin adem-i merkeziyetçilik talebi ile SDG’nin silahlı bölgesel yönetim isteğinin birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı. Kürtlerin talebinin Suriye’den kopmayı amaçlamadığını belirten Metiner, bu talebin Suriye ile birleşik ve bütünleşik bir yapı hedeflediğini ifade etti.
SDG’nin ise mutabakat metinlerinde yer almayan silahlı bölgesel yönetim talebinden vazgeçmesi gerektiğini belirten Gazeteci Metiner, 10 Mart mutabakatının iki taraflı olduğuna dikkat çekti. Metiner, mutabakatın; demokratik siyasal katılımın sağlanması ve Kürt toplumunun haklarının anayasal güvenceye bağlanması gibi maddelerinin Şam yönetiminin taahhütleri arasında yer aldığını hatırlattı.
“Yanlış Yaklaşım Suriye’yi Böler”
Metiner, adem-i merkeziyetçilik talebinin toptan “bölücülük” olarak tanımlanmasının Kürtleri iç düşman gibi gösterdiğini ve bunun Suriye’nin birliğine zarar vereceğini savundu. Bu tür yaklaşımların, Türk-Kürt-Arap düşmanlığı üzerinden yeni fay hatları oluşturmak isteyen çevrelerin işine yaradığını ifade etti.
Türkiye açısından ise Metiner, “Türkiye herkesin Türkiye’sidir” vurgusu yaparak, güçlü bir demokratik merkez ile yerel demokrasinin birlikte inşa edilmesi halinde Türkiye’nin hem bölgesinde örnek bir ülke olacağını hem de iç cephesini tahkim ederek küresel ölçekte daha güçlü bir aktöre dönüşeceğini belirtti.