Güncel

Erkan Kösedağ’ın Kaleminden... Ağrı’nın Sazla Yazılmış Hikâyesi: Erol Parlak

Geçtiğimiz günlerde ulusal bir gazetede “her ilin yaşayan efsanesi” başlıklı bir haber yayımlandı. Ağrı için seçilen isim Erol Parlak’tı. Doğrusu, bu tercih beni hiç şaşırtmadı.

Geçtiğimiz günlerde ulusal bir gazetede “her ilin yaşayan efsanesi” başlıklı bir haber yayımlandı. Ağrı için seçilen isim Erol Parlak’tı. Doğrusu, bu tercih beni hiç şaşırtmadı. Çünkü Ağrı’nın kültür ve sanat hafızasında onun adı çoktan zirveye yazılmış durumda.

Aslen Eleşkirtli…

1982’de İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’na girerek başlayan yolculuğu, Anadolu’dan İstanbul’a, oradan dünyaya uzanan bir kültür hikâyesine dönüştü.

O sadece bir bağlama sanatçısı değil.

Sadece bir akademisyen de değil.

O, Anadolu’nun sözlü kültürünü derleyen, yaklaşık bin ezgiyi kayıt altına alan, saz üsluplarını bilimsel zemine taşıyan bir kültür emekçisi.

TRT İzmir ve TRT İstanbul Radyolarında yıllarca saz sanatçısı olarak görev yaptı. Anadolu’nun köy köy dolaşılıp bağlama tekniklerinin incelendiği, alan araştırmalarının yapıldığı bir dönemin içinden geldi. Bu işler masa başında yapılmaz; bu işler toprağın kokusunu alarak yapılır.

Erol Parlak bunu yaptı.

Akademik kariyerinde Profesör unvanına kadar yükseldi. Kuruluş sürecinde aktif rol aldığı Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde görev aldı. Ancak bugün artık bir rektörlük görevinde değil. Sanat ve gençlik odaklı çalışmalarına farklı bir zeminde devam ediyor.

Şu sıralar Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın mentörlük çalışmalarında yer alıyor. Gençlerle bir araya geliyor, tecrübesini paylaşıyor, sanatın disiplinini ve kültürel sorumluluğunu anlatıyor. Bu, makamdan ziyade misyonun devam ettiğinin göstergesidir.

Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü başta olmak üzere pek çok prestijli ödül aldı. “Garip Bülbül Neşet Ertaş”, “Türkiye’de Tezenesiz Bağlama Çalma Geleneği”, “Şelpe Tekniği Metodu” gibi eserleri literatürde referans kabul edildi. Yirminin üzerinde albüm çalışmasına imza attı.

Ve Ağrı da kendi değerine vefa göstermeyi bildi.

Ağrı'daki Güzel Sanatlar Lisesi'nin adı sadece “Ağrı Güzel Sanatlar Lisesi” değil…

Erol Parlak Ağrı Güzel Sanatlar Lisesi.

Bu sıradan bir isim değişikliği değildir.

Bu, yaşayan bir değerin yaşarken onurlandırılmasıdır.

Eleşkirtli Kaymakam Gülhani Ozan Sarı döneminde hazırlanan ve Eleşkirt’i anlatan klip çalışmasında da yer aldı. Memleketine sadece sözle değil, sazıyla da sahip çıktı.

Zaman zaman kamuoyunda farklı isimlerle dostlukları üzerinden yorumlar yapılabiliyor. Oysa İbrahim Kalın’la da, Yavuz Bingöl’le de olan ilişkisi siyasete değil, sanata ve müziğe dairdir. Aynı kültürel zeminde yetişmiş, aynı sazın dilini konuşan insanların dostluğudur bu.

Bir şehri büyüten şey sadece yatırımlar değildir.

O şehri büyüten, yetiştirdiği değerlerin dünya ölçeğinde iz bırakmasıdır.

Erol Parlak, Ağrı’nın dünya sahnesindeki sesidir.

Şehirler bazen susar.

Ama saz susmaz.

Ve o sazın en güçlü seslerinden biri, Ağrı’nın evladı Prof. Dr. Erol Parlak’tır.