DOLAR 32,2021 -0.01%
EURO 35,0301 0.04%
ALTIN 2.499,50-0,03
BITCOIN 2150572-0,29%
Ağrı
17°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Zeki Canşi’nin Kaleminden… AK Parti-CHP yakınlaşması ve empati

Zeki Canşi’nin Kaleminden… AK Parti-CHP yakınlaşması ve empati

ABONE OL
11:48 | 14 Mayıs 2024 11:48
Zeki Canşi’nin Kaleminden… AK Parti-CHP yakınlaşması ve empati
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Siyaset ve politika birlikte anılsa bile tamamen farklı şeylerdir.

Siyaset; Arapça bir kelime olup “Seyese” kökünden türetilmiştir. At terbiyeciliği manasına gelir. Atların bakım işlerini üstlenenlere de “Seyis” denir.

Politika ise, “Poli” çok, “tika” da yüz demek. Yani “çok yüzlülük” demektir.

İslam literatüründe ise, “ikiyüzlü” olana münafık deniyor.

Politika olan çok yüzlülüğün ne menem bir şey olduğunu varın siz düşünün.

Günümüzde siyaset ise, insan yönetme sanatı olup, gruplar arasında kararların alındığı veya bireyler arasındaki güç ilişkilerinin, kaynakların dağıtımı veya statü gibi diğer etkileşim biçimlerinin ilişkilendirildiği bir dizi faaliyeti ifade eder.

Siyaset ve hükümeti inceleyen sosyal bilim dalı ise, siyaset bilimi olarak adlandırılır.

Bu girizgâhtan sonra gelelim sadede.

31 Mart 2024 mahalli idareler seçimi sonucunda gerek Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve gerekse CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel arasında karşılıklı etkileşim ve iletişimi müspet yönde etkileyen açıklamaları, ardından CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in Sayın Erdoğan’ı ziyaret etme talebi karşılık buldu ve önceki hafta AK Parti genel merkezinde bu ziyaret gerçekleşti.

Ziyaret sonrası tarafların olumlu açıklamaları siyasette meltem havası esti. Hem tabanlarda karşılıklı yumuşama ve yakınlaşma oldu ve hem de ülke genelinde bir hoşgörü ortamı yarattı.

İade-i ziyaret için de olumlu gelişme olunca karşılıklı yakınlaşma ve hoşgörü daha da perçinlenir. Türkiye’nin buna şiddetle ihtiyacı vardır.

Evet,

Siyasi partilerin, programları ve sorunların çözümüne ilişkin yaklaşımları itibari ile farklı olması karşılıklı etkileşim ve iletişime mani olmadığı gibi gayet doğaldır.

Dolayısıyla, siyasi partiler bir birilerinin rakibidirler; bir birilerinin hasmı değiller!

Yıllardan beri siyasi farkındalıklar sebebiyle bir birilerine hasmane tutum sergilemeleri ülkenin hayrına olmamıştır. Bundan beslenenler siyaset kurumuna zarar verdikleri gibi ülke düşmanlarının ve şer odaklarının ekmeğine yağ sürmüştür.

Toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şey empatidir. Yaşanan olumsuzlukların temelinde empati eksikliği yatıyor. Bana göre bu bir hastalıktır. Kaldı ki “empati” beraberinde karşılıklı “sempati”yi tetikler.

Bir diğer hastalık da, her siyasi anlayış kendini merkeze alarak siyasi rakiplerini tukaka ilan etmesidir. Bu hastalıktan acilen arınmak gerekir.

Herkesin ve her kesimin doğrularının olabileceği gibi yanlışları da vardır muhakkak.

Dolayısıyla, siyasetin “Aşere-i mübeşşere”si yoktur.

Bakınız,

Önceki dönem CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sayın Özel’in Sayın ERDOĞAN’ı ziyaret etmesi üzerine “Sarayla müzakere edilmez; mücadele edilir” mealinde sözler sarf etmesi, talihsiz bir açıklama olmakla beraber siyasi çatışmadan nemalanma ve empati kuramama hastalığının belirtisidir.

Evet değerli dostlar,

Siyasette duygusallığa yer olmadığı gibi kin ve nefrete de yer yoktur. Bundan beslenenler hep kaybetmişlerdir. Tarih sayısız örnekleriyle doludur.

Hatırlayın 26 Ocak 1974 seçimleri sonrası Sayın Bülent Ecevit’in CHP’si ile Sayın merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın MSP’si ortaklaşa hükûmet kurdular ve birlikte uyum içinde çalıştılar.

Bu birliktelikle ABD’nin ambargosuna rağmen Kıbrıs Barış Harekâtı’nı başarı ile gerçekleştirdiler.

Bu günkü KKTC bu koalisyonun başarılı bir ürünüdür.

Ne CHP ilkelerinden ve hükümet etme anlayışından vaz geçti, ne de MSP kendi ilkelerinden ve hükûmet etme anlayışından vaz geçti. Ama farkındalıklarına rağmen karşılıklı sevgi saygı esası çerçevesinde ülkeyi yönettiler.

Yanlış anlaşılmasın, koalisyonları önerdiğim anlamı çıkmasın ama zaruret halinde olumlu neticeler alındığı geçmiş örnekleriyle müşahede ediliyor.

Piyasaların rahatlaması, istikrarın devamı ve ılıman siyasi iklimin oluşması hoşgörü, nezaket ve nezahet ortamında gelişen siyasi rekabetle mümkün olabilir.

Siyaseti çatışmanın manivela aracı haline getirmekle değil!

Ümit ediyorum bu karşılıklı diyalog ve hoş görü ortamı akamete uğramadan daha ileri seviyeye gelir.

Bu hem siyaset kurumuna ve hem de ülke barışına katkı sunar.

 

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.