“Terörsüz Türkiye” sürecinde tarihi eşik aşıldı. 12 maddelik çerçeve yasa 468 oyla Meclis’ten geçti. Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nihat Aydın, süreci Türkiye’nin ortak geleceği açısından değerlendirirken, Erdoğan ve Bahçeli’nin ortaya koyduğu siyasi iradenin önemine dikkat çekti.
Türkiye, uzun yıllardır gündeminde bulunan terör meselesinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak adlandırılan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda 468 kabul, 88 ret ve 6 çekimser oyla yasalaştı.
Yaklaşık bir yıldır Meclis çatısı altında yürütülen çalışmaların ardından gelen bu karar, yalnızca bir kanun değişikliği değil; Türkiye’nin yıllardır çözülemeyen bir meselesini farklı bir anlayışla ele alma iradesinin sonucu olarak öne çıkıyor.
BİR YILDIR SÜREN ÇALIŞMANIN SONUCU
Süreç, Meclis’te siyasi parti gruplarının katılımıyla oluşturulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ile kurumsal bir zemine taşındı.
Komisyon yaklaşık bir yıl boyunca çalışmalar yürüttü; 20 toplantıda 137 kişi dinlendi. Baro temsilcilerinden akademisyenlere, güvenlik korucularından farklı toplum kesimlerinin temsilcilerine kadar geniş bir yelpazeden görüş alındı.
Ardından hazırlanan rapor, sürecin hukuki altyapısının oluşturulması için önemli bir dayanak haline geldi.
5 Ağustos 2026’da 367 milletvekilinin imzasıyla TBMM’ye sunulan 12 maddelik teklif, 7 Ağustos’ta Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı ve uzun süren çalışmaların ardından komisyondan geçti.
10 Ağustos’ta ise Genel Kurul aşaması tamamlandı ve teklif yasalaştı.
MESELE ARTIK SADECE GÜVENLİK DEĞİL
Nihat Aydın’a göre bu sürecin en önemli taraflarından biri, Türkiye’nin meseleyi yalnızca güvenlik başlığı altında değerlendirmekten çıkarıp toplumsal huzur, kardeşlik, hukuk, demokrasi ve kalkınma perspektifinden ele almaya başlaması.
Aydın, Türkiye’nin bütün vatandaşlarını ortak bir gelecek duygusunda buluşturacak bir anlayışın güçlenmesini önemli bir kazanım olarak değerlendiriyor.
Çünkü Türkiye’nin geleceği, farklılıkların büyütülmesinden değil; farklılıkların ortak Türkiye çatısı altında huzur içinde yaşatılmasından geçiyor.
TÜRKÜYLE, KÜRDÜYLE AYNI GELECEĞE
Bu süreçte en kıymetli başlıklardan biri de toplumsal bütünleşme.
Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Roman’ıyla ve bu ülkenin bütün vatandaşlarıyla Türkiye’nin ortak geleceği bulunuyor.
Nihat Aydın’ın yaklaşımında da temel düşünce bu noktada birleşiyor:
Türkiye’de hiç kimsenin kendisini dışarıda hissetmediği, herkesin ortak vatan ve ortak gelecek duygusuyla geleceğe baktığı güçlü bir toplumsal yapı.
Bu nedenle sürecin başarısı yalnızca silahların susmasıyla değil, toplumun farklı kesimleri arasındaki güvenin ve kardeşlik duygusunun daha da güçlenmesiyle ölçülecek.
ERDOĞAN VE BAHÇELİ’NİN TARİHİ İRADESİ
Sürecin siyasi ayağında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu irade dikkat çekiyor.
AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala da Meclis’te yaptığı değerlendirmede, Erdoğan’ın liderliği ve Bahçeli’nin kararlılığıyla “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” vizyonunun devlet politikası haline geldiğini ifade etti.
Nihat Aydın, Erdoğan-Bahçeli birlikteliğinin bu noktada yalnızca bir siyasi ittifak olarak görülmemesi gerektiğini düşünüyor. Aydın’a göre iki farklı siyasi çizginin, Türkiye’nin temel bir meselesinde ortak hedef etrafında buluşabilmesi, devlet aklının ve siyasi sorumluluğun önemli bir göstergesi.
468 OYUN ANLAMI
Meclis’teki 468 kabul oyu, sürecin geniş bir siyasi mutabakatla ilerlediğini gösteren en önemli göstergelerden biri oldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da oylamanın ardından 468 “evet” oyunun siyasi mutabakat ve toplumsal sahiplenme açısından önemli olduğunu belirtti.
Burada asıl dikkat çekici olan ise rakamın kendisinden daha büyük bir anlam taşıması:
Türkiye, yıllardır konuştuğu bir meselede çözüm odaklı yeni bir sayfa açmayı tercih etti.
KAZANAN TÜRKİYE OLMALI
Nihat Aydın’ın değerlendirmesinde sürecin en önemli ölçüsü siyasi kazanç değil, Türkiye’nin kazanımı.
Aydın, bu tarihi dönemin bir tarafın diğerine üstünlüğü şeklinde okunmaması gerektiğini; aksine Türkiye’nin bütün vatandaşlarının huzur, güven ve refahını artıracak bir ortak gelecek fırsatı olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor.
Çünkü güçlü bir Türkiye; yalnızca ekonomik olarak büyüyen değil, vatandaşlarının birbirine güvendiği, farklılıkların huzur içinde yaşandığı ve gençlerin geleceğe umutla baktığı Türkiye’dir.
ERDOĞAN’IN LİDERLİĞİNE ÖZEL VURGU
Nihat Aydın, sürecin siyasi liderliği açısından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın rolünün ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Aydın’a göre Erdoğan, Türkiye’nin uzun yıllardır çözüm bekleyen meselelerinde siyasi risk almaktan çekinmeyen, devlet yönetimindeki tecrübesini uzun vadeli hedeflerle birleştiren bir liderlik ortaya koyuyor.
“Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu süreçte ortaya koyduğu kararlılık, Türkiye’nin geleceğine ilişkin güçlü vizyonunun önemli bir göstergesidir. Böylesine zor ve hassas bir meselede sorumluluk almak, siyasi cesaret kadar devlet tecrübesi de gerektirir.” diyen Aydın, Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen sürecin Türkiye açısından tarihi bir fırsat olduğunu ifade ediyor.
Aydın’a göre bugün gelinen nokta, Türkiye’nin enerjisini geçmişin sorunlarına değil; ekonomisine, gençlerine, üretimine, kalkınmasına ve geleceğine yöneltebilmesi açısından büyük önem taşıyor.
ŞİMDİ SIRA GELECEĞİ İNŞA ETMEKTE
Meclis’ten geçen düzenleme sürecin sonu değil, yeni bir aşamanın başlangıcı.
Bundan sonraki dönemde asıl mesele, oluşan hukuki ve siyasi zeminin toplumsal huzura dönüştürülmesi olacak.
Türkiye’nin önünde artık daha büyük bir hedef bulunuyor:
Terörsüz, huzurlu, güçlü ve bütün vatandaşlarının kendisini ait hissettiği bir Türkiye.
Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nihat Aydın, bu sürecin doğru okunması ve toplumun bütün kesimlerinin sağduyuyla yaklaşması gerektiğini belirterek, Türkiye’nin artık geleceğe odaklanması gerektiğini ifade ediyor.
Aydın’ın kaleminden sürecin özeti ise oldukça net:
Geçmişin yüklerini azaltıp geleceğin Türkiye’sini birlikte kurmak.
Ve bu noktada Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği, Nihat Aydın’a göre sürecin en güçlü siyasi unsurlarından biri.
Türkiye’nin zor dönemlerinde sorumluluk üstlenen, büyük meselelerde karar almaktan çekinmeyen ve ülkenin geleceğine ilişkin iddialı hedefler ortaya koyan Erdoğan’ın bu süreçte gösterdiği iradenin, Türkiye’nin yeni dönemine damga vuracağına inanılıyor.
Bugün artık mesele kimin kazandığı değil.
Türkiye’nin kazanmasıdır.
Türk’ün de Kürt’ün de, doğunun da batının da, gençlerin de gelecek nesillerin de kazanmasıdır.
Nihat Aydın’ın ifadesiyle;
“Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat vardır. Bu fırsatı siyasi hesapların değil, ortak aklın, kardeşliğin ve devlet ciddiyetinin rehberliğinde değerlendirmeliyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu liderlik ve kararlılığın, Türkiye’yi daha güçlü ve daha huzurlu bir geleceğe taşıyacağına inanıyorum.”
Şimdi Türkiye için yeni bir sayfa açılıyor.
Bu sayfada kavganın değil huzurun, ayrışmanın değil kardeşliğin, geçmişin değil geleceğin konuşulması en büyük temennimiz.
Nihat AYDIN
Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti Genel Başkanı
“Em bi hev re, di bin ala yek de, ji bo aştiyê, biratiyê û paşeroja Türkiye’yê bi hêvî dimeşin.”
Birlikte, aynı bayrak altında; barış, kardeşlik ve Türkiye’nin aydınlık geleceğine umutla yürüyoruz.