<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ağrı Haber - Ağrı Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.agrihurses.net</link>
    <description>Ağrı haber ve Ağrı son dakika haberleri, siyaset, ekonomi, gündem haberleri anında Hürses Gazetesi'nde. Spor, deprem, belediye ve tüm ilçelerden anlık gelişmeler, Ağrı hava durumu, namaz ve ezan akitleri ile nöbetçi eczane listesi dair aradığınız her şey agrihurses.net'te</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.agrihurses.net/rss/kose-yazisi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2025 Ağrı Hürses. Bu sitede yer alan tüm içerik ve veriler, Ağrı'nın güncel haber kaynağı olarak tescillidir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 25 May 2026 07:27:26 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/rss/kose-yazisi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Mehmet Metiner’in Kaleminden... Süreç karşıtlığını Şeyh Said düşmanlığı üzerinden sürdürenler...]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-surec-karsitligini-seyh-said-dusmanligi-uzerinden-surdurenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-surec-karsitligini-seyh-said-dusmanligi-uzerinden-surdurenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Bilge lider Dr. Devlet Bahçeli Öcalan’ın gelip Meclis’te DEM Parti grubunda konuşması çağrısında bulunduğunda özellikle iki ismin tepkisini asla unutmam.</p>

<p>İktidarımız sayesinde kuruldukları gazete ve ekran köşelerinden kişisel güç devşiren bu iki isim “ihanet projesi” demişlerdi.</p>

<p>İsimlerini vermeyeceğim.</p>

<p>Onlar kendilerini biliyorlar.</p>

<p>Onları bilen de biliyor.</p>

<p>Her ikisi sonradan çark ettiler.</p>

<p>Birisi aleni MHP yöneticilerinden yediği azar dolayısıyla diğeri de bilmediğim bir nedenle.</p>

<p>Bence çark etmiş göründüler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sureten süreci savunur gibi yapıp özde sabote etmeye çalıştılar.</p>

<p>Bunu çok sinsi ve namert yöntemlerle yaptılar.</p>

<p>O isimlerden biri sonradan bilge liderle görüşme fotoğrafı üzerinden kendine farklı bir misyon biçmeye çalıştı.</p>

<p>Sayın Bahçeli’nin süreçten çok önce Şeyh Said’e dair sarf ettiği sözlerin arkasına sığınarak densiz bir dille Şeyh Said düşmanlığına soyundu.</p>

<p>Neredeyse varlık nedenini buna dayandıracak bir yol izledi.</p>

<p>Aslında bu tuttuğu yol, süreç karşıtlığının diğer adıydı.</p>

<p>Kürtlerin kahir ekseriyetinin saygıyla andığı bir isim üzerinden yaptığı bu sinsi hamle özünde süreçle alakalı bir hamleydi.</p>

<p>Buna süreçle alakalı diğer yorumları ve suçlamaları da, özellikle silah bırakma kararı ilan etmiş örgüte ve örgütün lideri Öcalan’a yönelik sureti haktan görünen ağır saldırıları eklenince zaten Şeyh Said üzerinden yapmaya çalıştığı şeyin gerçekliği açığa çıkıyordu.</p>

<p>Her seferinde Bahçeli’nin Şeyh Said’e yönelik sözlerinin arkasına sığınan bu kişi nedense Bahçeli’nin süreç öncesi Öcalan ve örgütü için söyledikleriyle süreç başladıktan sonraki söyledikleri arasındaki farklılığı görmezlikten geliyor.</p>

<p>Bilgeliğin de liderliğin de ne olduğunu herkese gösteren Sn. Bahçeli’den bu ismi lazım olmayan zatın hiçbir şey öğrenmediği apaçık.</p>

<p>Üzücü olan şey ise, bilge liderin sözlerini kendi kirli ve muzır zihni için paravan olarak kullanmasıdır.</p>

<p>Öcalan’a dün neler dediğini çok iyi bildiğimiz Sn. Bahçeli’nin bugün Öcalan’a hangi amaç için teşekkür ettiğini anlamaktan ve kavramaktan uzak kimselere laf anlatmanın gereği yok. Çünkü anlamak, varlık nedenlerine aykırı.</p>

<p>O zatın Şeyh Said üzerinden bugüne kin ve nefret taşımanın aslında süreçle oluşturulmak istenen o büyük akidevî temeldeki kardeşleşme, ittifak ve barış iklimini sabote etme amacı taşıdığını dahi söylemek gereksiz.</p>

<p>Bir büyük barışı gerçekleştirmek istediğimiz bir dönemde Kürtlerin en haklı, en meşru demokratik ve kültürel taleplerine bile “bölücülük” nazarıyla bakan o zihnin Şeyh Said düşmanlığı üzerinden ne yapmaya çalıştığını anlamak hiç de zor değil.</p>

<p>Şeyh Said düşmanlığını yegâne sermaye edinen kimi zevatın gerçekte kimlere ve neye düşmanlık ettikleri de sır değil.</p>

<p>Geçmişte ATV’de yayınlanan bir dizide apaçık Kürt düşmanlığı yapıldı.</p>

<p>Kürtlerin “şeytan soyu”ndan geldiğini iddia edecek düzeyde alçalabilen bu zihin Kürtleri bütün kötülüklerin müsebbibi olarak gösterip düşmanlaştırmakta bir beis görmedi.</p>

<p>Şimdi aynı zihin barış sürecinde Şeyh Said düşmanlığını habire enjekte ediyor.</p>

<p>Bunu tesadüfle izah etmek mümkün değil.</p>

<p>İktidar kanallarında daimi konuklu olarak katıldıkları programlarda bile durup durup Şeyh Said düşmanlığını pervasızca sergilemekten geri durmayan bu zevata ne kadar öfkeliysek onlara bu imkanı sağlayanlara da, onları o kirli ve zararlı zihinlerine rağmen hâlâ baş tacı edenlere de bir o kadar kırgınız elbet.</p>

<p>Tarihi Türk-Kürt ittifakını suretimizden görünerek bozmaya ve barış sürecini sinsice baltalamaya çalışanlara gayrı kapıyı göstermeliyiz.</p>

<p>Aksi takdirde kendi iddialarımızla çelişmiş oluruz.</p>

<p>Dahası, güvensizliğin çoğalmasına sebebiyet vermiş oluruz.</p>

<p>Sürecin başarıyla hitamı için her iki tarafın da sureten destekler gibi görünüp sireten yani içerden sabote etmeye çalışan unsurları kenara çekmesi şart.</p>

<p>Aksi takdirde o suretinizden görünenlerin sözleri güvensizliği çoğaltır ve süreci sıkıntıya sokar.</p>

<p>Unutulmasın, barış evvela sözle inşa edilir.</p>

<p>Söz aynı zamanda barışın bozulmasına da sebebiyet verir.</p>

<p>Sözleri barışın inşasına katkı sağlamayan hiç kimseyi kendimizden bilmemeliyiz.</p>

<p>En önemlisi, sözleriyle kin, nefret ve düşmanlığı aşılayanları da acilen kendimizden uzaklaştırmalıyız.</p>

<p>Süreci enfekte eden en başat unsur, güvensizliktir.</p>

<p>O yüzden o birilerinin sözleriyle yapmaya çalıştıkları şey de güveni ortadan kaldırmaktır.</p>

<p>Hz. Ali Efendimizin bozguncu Harici taife için söylediği sözü tam da bu süreçte herkes kulağına küpe etmelidir.</p>

<p>“Kur’an tek hakemdir” diyen o Hariciler için Hz. Ali Efendimiz mealen şöyle diyordu:</p>

<p>“Sözleri hak ama niyetleri batıl.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Köşe Yazısı</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-surec-karsitligini-seyh-said-dusmanligi-uzerinden-surdurenler</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Jul 2025 13:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2025/07/screenshot-20250620-141804-commicrosoftofficeofficehubrow-edit-23383596763370-2.jpg" type="image/jpeg" length="44983"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nihat Aydın’ın Kaleminden... Bir Bilim Işığı Olarak AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin: Ağrı’dan Zirveye Yükselen Akademik Başarı]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-bir-bilim-isigi-olarak-aicu-rektoru-prof-dr-ilhami-gulcin-agridan-zirveye-yukselen-akademik-basari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-bir-bilim-isigi-olarak-aicu-rektoru-prof-dr-ilhami-gulcin-agridan-zirveye-yukselen-akademik-basari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin’in, Türkiye’deki 202 üniversite rektörü arasında bilimsel üretim performansına göre ikinci sırada yer alması, yalnızca üniversitemiz açısından değil, aynı zamanda tüm bölge açısından son derece kıymetli ve gurur verici bir gelişmedir. Bu başarı bilimin evrensel değerleri ile yerel kalkınmanın nasıl bütünleşebileceğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.</p>

<p>Söz konusu sıralama, akademik üretkenliği nesnel biçimde değerlendiren h-indeksi kriterlerine dayanmaktadır. H-indeksi bir akademisyenin hem yayın sayısını hem de bu yayınlara yapılan atıf miktarını esas alarak oluşturulan, dünya genelinde kabul görmüş saygın bir ölçüt olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda Prof. Dr. İlhami Gülçin’in kimya alanında Türkiye birincisi, genel akademik sıralamada ise ikinci sırada yer alması, uzun yıllara dayanan akademik çalışmalarının, bilimsel katkılarının ve uluslararası düzeydeki tanınırlığının somut bir göstergesidir.</p>

<p>Kalkınmada öncelikli bölgeler arasında yer alan Ağrı gibi sosyoekonomik bakımdan dezavantajlı bir ilde görev yapan bir rektörün, uluslararası ölçekte bilimsel tanınırlığa sahip olması, “bilim coğrafya tanımaz” ilkesinin en çarpıcı örneklerinden biridir. Ağrı’dan yükselen bu bilimsel başarı, yalnızca bir şahsın değil, aynı zamanda yerel potansiyelin doğru liderlik ve vizyonla nasıl harekete geçirilebileceğinin kanıtıdır.</p>

<p>Prof. Dr. Gülçin’in liderliğinde, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nin bilimsel vizyonu büyük bir ivme kazanmıştır. Son dönemde yapılan atamalar -rektör yardımcıları, fakülte dekanları ve daire başkanlıklarındaki yöneticilik pozisyonlarına getirilen isimler-üniversite kamuoyunda geniş kabul görmüş ve “yeni bir dönemin” başladığına dair güçlü bir kanaat oluşturmuştur. Akademik ortamda gözlemlenen bu olumlu değişim, yönetimsel şeffaflık ve liyakate dayalı yapılanmanın bir sonucu olduğunu görüyoruz.</p>

<p>Google Scholar, Scopus ve Sobiad gibi önde gelen bilimsel veri tabanlarından elde edilen analizler, Prof. Dr. İlhami Gülçin’in yalnızca rektörler sıralamasında değil, aynı zamanda kendi uzmanlık alanı olan kimya dalında Türkiye birincisi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yalnızca bireysel bir başarı olarak değerlendirilmemelidir; aynı zamanda Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nin kurumsal akademik yükselişinin de en güçlü göstergesidir.</p>

<p>Bu veriler üniversitemizin yakın gelecekte Türkiye genelinde ilk 50 üniversite arasına gireceğine işaret etmektedir. Böyle bir gelişme ile akademik başarı, Ağrı’nın sosyal, kültürel ve ekonomik dönüşümünde de değişim etkisi yaratacaktır. Gençlerimizin kendi şehirlerinde dünya standartlarında eğitim alma imkanına kavuşması, beyin göçünü azaltacak ve yerelde kalkınmayı teşvik edecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu noktada kamuoyunun dikkatini çekmek istediğimiz bir diğer önemli husus da, üniversitenin altyapı yatırımlarıdır. Sayın Rektörümüzden, Ağrı halkının da büyük bir heyecanla beklediği Tıp Fakültesi binasının inşaatının bir an önce tamamlanması yönünde beklentimiz bulunmaktadır. Nitelikli sağlık eğitiminin Ağrı’da hayata geçmesi, bölge halkının sağlık hizmetlerine erişimini artıracağı gibi, sağlık alanında akademik çalışmaların da önünü açacaktır.</p>

<p>Unutmamalıyız ki akademik başarı bir ekip işidir. Toplumun, öğrencilerin, akademisyenlerin ve yerel yönetimlerin katkısıyla sürdürülebilir hale gelir. Prof. Dr. İlhami Gülçin’in Ağrı’da başlattığı bu akademik dönüşüm sürecine destek olmak, yalnızca bir kişiye değil, bir şehre ve gelecek nesillere yapılan bir yatırımdır.</p>

<p>Sayın Rektörümüzü bu büyük başarısından dolayı gönülden tebrik ediyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyoruz. İnanıyoruz ki, Prof. Dr. Gülçin liderliğinde Ağrı, eğitim ve bilim alanında adından söz ettiren bir merkez haline gelecektir.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Köşe Yazısı</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-bir-bilim-isigi-olarak-aicu-rektoru-prof-dr-ilhami-gulcin-agridan-zirveye-yukselen-akademik-basari-1</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Jun 2025 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2025/06/Screenshot_20250610_130412_com.microsoft.office.officehubrow_edit_461232403705040.webp" type="image/jpeg" length="60805"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nihat Aydın’ın Kaleminden... Ağrı’da Betonun Altında Ne Var? Konut Sektöründe Gölge Aktörler ve Vergi Kaçakçılığı İddiaları]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrida-betonun-altinda-ne-var-konut-sektorunde-golge-aktorler-ve-vergi-kacakciligi-iddialari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrida-betonun-altinda-ne-var-konut-sektorunde-golge-aktorler-ve-vergi-kacakciligi-iddialari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Son zamanlarda Ağrı’da konut piyasasında dikkat çekici ve bir o kadar da düşündürücü gelişmeler yaşanıyor. Yerel halktan ve çeşitli kaynaklardan edinilen bilgilere göre şehirde bazı konutların satış fiyatlarının 5 milyon, 6 milyon hatta 7 milyon TL seviyelerinde olduğu konuşulmaktadır. Bu rakamlar Türkiye’nin gelişmiş ve turistik şehirlerinde dahi nadiren görülmekteyken, Ağrı gibi ekonomik olarak dezavantajlı bir şehirde böyle bir artışın yaşanması kamu vicdanında ciddi bir rahatsızlık yaratıyor.</p>

<p>En dikkat çekici hususlardan biri, bazı müteahhitlerin piyasada kendi aralarında organize olarak, uygun fiyata konut satan meslektaşlarını tehdit ettikleri ve fiyatların belirli bir düzeyin altına inmemesi için baskı uyguladıkları yönündeki iddialardır. Bu tür bir oluşumun, serbest piyasa koşullarını ihlal etmesinin ötesinde, toplumda ekonomik adalet duygusunu zedelediği açıktır.</p>

<p>Öte yandan aynı soyadını taşıyan kişilerin aynı binadan birden fazla daire satın aldıkları ve bu durumun organize bir şekilde gerçekleştiği yönünde şüpheler mevcuttur. Bu gibi vakalar, gayrimenkul sektörü üzerinden vergi kaçırma, kara para aklama veya gayriresmî rant mekanizmalarının devrede olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca satılan konutların gerçek satış bedelleri ile tapuda görünen bedellerin örtüşmemesi, kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin boyutunu gözler önüne sermektedir.</p>

<p>Bunlara ek olarak, memur tayin dönemlerinin yaklaşmasıyla birlikte bazı emlak çevrelerinin fırsatçılığa yönelerek özellikle asker, polis ve öğretmenlerin gelişini kira artışı bahanesiyle manipüle etmeye çalıştığı da duyumlar arasındadır. Bu durum yalnızca ekonomik etikle çelişmemekte, aynı zamanda kamu görevlilerinin istismar edilmesine neden olmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kentteki bu düzensizliğin sadece gayrimenkul sektörüyle sınırlı kalmadığı, altyapı hizmetlerine de sirayet ettiği görülmektedir. Yeni yapılan binaların çevresindeki asfaltların kısa sürede bozulması ve bu duruma karşı belediyenin herhangi bir denetim ya da yaptırım uygulamaması da vatandaşlar arasında tepkiye yol açmaktadır. Yüz milyonlarca liralık yatırımlarla yapılan asfaltların bu kadar çabuk tahrip olması, denetim mekanizmalarının yetersizliğini ve belki de bazı çıkar ilişkilerini düşündürmektedir.</p>

<p>Bu gelişmeler ışığında, Ağrı Valiliği, Ağrı İl Emniyet Müdürlüğü, Ticaret Bakanlığı ve Vergi Dairesi başta olmak üzere ilgili tüm kamu kurumlarını bu sürece müdahil olmaya davet ediyoruz. Herkesi sokağa çıkmaya halkın sorunlarını dinlemeye davet ediyoruz. Ruhsatsız çalışan emlak ofislerinin, kayıt dışı müteahhitlik faaliyetlerinin, tapu oyunlarının ve piyasa manipülasyonlarının üzerine kararlılıkla gidilmelidir. Aynı zamanda sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve siyasi parti temsilcilerinin bu konuya duyarlılık göstermesi, toplumsal denge ve adalet açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Bir şehir düşünün; denizi yok, büyük bir alışveriş merkezi bile yok, Türkiye’nin kalkınmada öncelikli bölgelerinden biri. Ancak bazı kişi ve grupların kontrolsüz ve organize faaliyetleri sonucu konut fiyatları olağanüstü seviyelere çekiliyor. Ağrı halkı artık bu yapay ekonomik dalgalanmaların yükünü taşıyamaz hale gelmiştir. Bu nedenle kamu denetiminin güçlendirilmesi, şeffaflığın sağlanması ve halkın korunması adına vakit kaybetmeden adım atılması gerekmektedir.</p>

<p>Orta Doğu Gazeteciler Cemiyeti olarak üzerimize düşeni yapıp yazımızı kaleme alıyoruz. Bakalım bu şehirde bir şeyler değişecek mi takipte kalın yeni yazılarımızda görüşmek üzere.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Köşe Yazısı</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrida-betonun-altinda-ne-var-konut-sektorunde-golge-aktorler-ve-vergi-kacakciligi-iddialari-1</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Jun 2025 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2025/06/Screenshot_20250604_100117_com.microsoft.office.officehubrow_edit_258075312995820.webp" type="image/jpeg" length="94040"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nihat Aydın’ın Kaleminden... Ağrı’nın Yeni Yüzü: Prof. Dr. İlhami Gülçin’in Gelmesiyle Üniversitenin Kalbinde Bir Bahar Esintisi Oluştu]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrinin-yeni-yuzu-prof-dr-ilhami-gulcinin-gelmesiyle-universitenin-kalbinde-bir-bahar-esintisi-olustu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrinin-yeni-yuzu-prof-dr-ilhami-gulcinin-gelmesiyle-universitenin-kalbinde-bir-bahar-esintisi-olustu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. İlhami Gülçin liderliğinde Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde umut verici bir değişim rüzgârı esiyor.</p>

<p>Yıllardır “Serhat Şehir” olarak anılan Ağrı’nın yükseköğretim kurumu, sonunda hemşeri bir rektöre kavuştu. Prof. Dr. İlhami Gülçin’in Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü olarak atanması, şehirde ve akademik camiada adeta yeni bir baharın habercisi oldu.</p>

<p>Göreve başlamasının üzerinden çok geçmeden, üniversite genelinde gerçekleşen pozitif değişimler ve samimi yaklaşımlar bizleri ziyadesiyle memnun etti. Rektör Prof. Dr. Gülçin, üniversiteyi sadece bir eğitim yuvası değil, aynı zamanda şehrin kalbi haline getirme vizyonuyla hareket ediyor. Göreve geldikten sonra ilk olarak çeşitli birim ziyaretleri gerçekleştirilerek akademik ve idari personelle doğrudan temas kurdu.</p>

<p>Üniversite bünyesinde adaletli, liyakate dayalı bir yönetim anlayışını hâkim kılmak adına atama kriterlerinde şeffaf ve bilimsel esaslara dayalı değişikliklere imza attı. Özellikle doçentlikten profesörlüğe geçişte beş yıllık bekleme süresi üzerine yeni yayın şartları belirleyerek, üniversitenin akademik çıtasını yükseltmeyi hedefledi.</p>

<p>Bir diğer dikkat çekici konu ise, rektörün halkla ve üniversite camiasıyla kurduğu sıcak ve samimi ilişkiler oldu. “Hayırlı olsun” ziyaretlerinde genç-yaşlı demeden herkese aynı ilgi ve nezaketi göstererek, yüce gönüllülüğünü ortaya koydu. Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti olarak bizler de bu süreçte kendisini ziyaret ettik, ancak bu yazıyı kaleme almak için değişimin izlerini daha net görmek istedik. Ve gördük ki hocamız sadece bir makamı devralmamış; üniversitenin röntgenini çekmiş, sorunları teşhis etmiş ve çözüm odaklı bir yaklaşımla çalışmaya başlamış. Yapılan atamalarda liyakat esas alınmış, alanında yetkin isimlerin üniversitenin yönetim kademelerine getirilmesi bizleri memnun etti.</p>

<p>Rektör Yardımcılığı görevlerine; akademik başarıları ve çalışkanlığıyla tanınan Prof. Dr. Erdal Yılmaz, Ağrı tarihi üzerine yaptığı nitelikli çalışmalarıyla öne çıkan Prof. Dr. Yakup Karataş ile üniversite yönetiminde görev alan ilk kadın bilim insanlarından biri olan Prof. Dr. Hülya Akıncıoğlu atandı.</p>

<p>Eğitim Fakültesi Dekanlığına, hem akademik duruşu hem de insanî yönüyle takdir toplayan Prof. Dr. Yusuf Çetin’in atanması, değişimin üniversitenin tüm damarlarına yayıldığını gösteriyor. Şehirle bütünleşme yolunda önemli bir adım da, Dr. Öğr. Üyesi Dilan Özmen Özgün’ün rektör danışmanlığı görevine getirilmesiyle atıldı. Böylece üniversite ile şehir arasında güçlü bir bağ kurulmuş oldu.</p>

<p>Bu süreçte akademik faaliyetlerin dışında, sosyal ve kültürel alanlarda da adeta bir devrim yaşandı. Sergiler, paneller, tiyatro gösterileri derken, üniversitenin yıllardır ihmal edilen sanatsal ruhu yeniden canlandırıldı. Özellikle Haluk Levent ve Semicenk gibi sanatçıların halka açık konserlerle Ağrı’da sahne alması, sadece öğrencileri değil, tüm şehir halkını sevindirdi. Üniversitenin 90’lar temalı konser organizasyonu, artık üniversitenin şehirde sadece bir bina topluluğu değil, yaşayan bir organizma olduğunu gösterdi.</p>

<p>İnancımız odur ki bu köklü değişimlerin meyvesi kısa sürede alınacak. Mühendislik Fakültesine öğrenci alımı ve Tıp Fakültesi binasının tamamlanmasıyla birlikte, uluslararası ikili anlaşmalar ve bilimsel iş birlikleri de hız kazanacaktır. Üniversitenin paydaşları ile kurduğu yakın ilişkiler Rektör Gülçin’in toplumsal ve bilimsel vizyonu güçlendirici unsurlar olarak umutlarımız yeşermiştir. Orta Doğu Gazeteciler Cemiyeti olarak, Prof. Dr. İlhami Gülçin hocamıza bu yeni ve kutsal görev yolculuğunda başarılar diliyor, serhat şehrimiz Ağrı’nın akademik yükselişini takdirle izliyoruz.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Köşe Yazısı</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrinin-yeni-yuzu-prof-dr-ilhami-gulcinin-gelmesiyle-universitenin-kalbinde-bir-bahar-esintisi-olustu-1</guid>
      <pubDate>Fri, 23 May 2025 14:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2025/05/Screenshot_20250523_111446_com.microsoft.office.officehubrow_edit_365847058003196.webp" type="image/jpeg" length="19486"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nihat Aydın’ın Kaleminden... Veda Edemediğimiz Bir Dost/Meslektaş/Abi: Nezir Çelik]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-veda-edemedigimiz-bir-dost-meslektas-abi-nezir-celik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-veda-edemedigimiz-bir-dost-meslektas-abi-nezir-celik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> </p>

<p>Günlerdir içimde bir boşluk, bir eksiklik var. Ne zaman yazmaya kalksam, kelimeler boğazımda düğümleniyor. Nezir abinin vefat haberini aldığım o günden beri içimde tarif edemediğim bir acı büyüyor. Onu anlatmaya çalıştım, yazdım yazdım sildim. Çünkü biliyorum ki, onu anlatmaya kelimeler yetmez. Çünkü o sadece bir gazeteci değil; bir dost, bir abi, bir yol arkadaşıydı.</p>

<p>Nezir Çelik, Doğubayazıt’ın sesi, vicdanı, kalemi olmuştu. Şehrin sokaklarında dolaşır, esnafla, halkla konuşur, onların derdini dinlerdi. Çocukla çocuk olur, yaşlının dizinin dibine otururdu. Herkesin dilini konuşan, her yüreğe dokunan bir adamdı. Kalemiyle konuşur, ama hiçbir zaman kelimelerin arkasına saklanmazdı. Cesurdu, amasız fakatsız yazardı. Gördüğünü çeker, düşündüğünü söylerdi. Onun yazılarını okurken sadece bir habere değil, bir vicdana tanıklık ederdiniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kayıp ona yabancı değildi. 2016 yılında vefat eden ikizi Asım Çelik’in yokluğu, Nezir abinin yüreğinde hiç kapanmayan bir yara olarak kalmıştı. Ne zaman sohbet etsek, ne zaman bir anıya dalsak, Asım’ı anardı. Sessizce bir özlem, gözlerinde derin bir hüzünle anlatırdı. Şimdi ise, bizleri ansızın terk ederek, o çok özlediği kardeşine kavuştu. Kırık bir yüreğin ardından, yılların yükünü taşıyan bir kalp artık dinlenmeye çekildi.</p>

<p>Nezir abiyi, İzmir’e doktor kontrole giderken beklenmedik bir kalp kriziyle kaybettik. Haberi aldığımız o an, hepimizin yüreğine bir bıçak gibi saplandı. İnanmak istemedik. Umutla bir yanlışlık olmasını bekledik. Ama ne yazık ki gerçekti. Tıpkı bütün Doğubayazıt gibi biz de derinden sarsıldık. Çünkü kaybettiğimiz yalnızca usta bir gazeteci değildi; bir ağabeydi, bir meslektaş, yol gösteren bir dost, cesur bir öncüydü.</p>

<p>Gazeteciliğe gönül vermişti. Bu işi bir meslekten öte, bir sorumluluk olarak görürdü. Halk için yazar, halk için sorar, halk için susmazdı. Doğubayazıt’ın en ücra köşesindeki bir sorun, onun gündeminin en tepesinde yer alırdı. Bir yanda belediyeye sorular sorar, diğer yanda çocukların okul yolundaki çamuru konu ederdi. Büyük küçük demeden, her derdi kendine dert edinirdi.</p>
<p>Nezir Çelik’in ardından yazmak, benim için bir mesleki görev değil. Bu satırlar, içten bir veda, ağır bir ayrılığın kalemle ifadesidir. Onunla son kez helalleşmek, onun değerini bir kez daha hatırlatmak istedim. Çünkü her şehir, kendine ait bir sesi, bir vicdanı hak eder. Doğubayazıt, ne yazık ki o sesini, o kalemini, o yol göstericisini kaybetti.</p>

<p>Ruhu şad, mekânı cennet olsun sevgili Nezir abi. Seni unutmayacağız.</p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Köşe Yazısı, Ağrı</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-veda-edemedigimiz-bir-dost-meslektas-abi-nezir-celik-1</guid>
      <pubDate>Thu, 15 May 2025 00:01:58 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2025/05/Screenshot_20250514_211032_com.microsoft.office.officehubrow.webp" type="image/jpeg" length="16005"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mehmet Metiner’in Kaleminden... İçimizdeki süreç karşıtlarına dikkat…]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-icimizdeki-surec-karsitlarina-dikkat-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-icimizdeki-surec-karsitlarina-dikkat-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> </p>

<p>Her şey bilge lider Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başladı. Cumhurbaşkanımızın bu çağrıyı sahiplenip bir devlet projesine dönüştürmesiyle devam etti. Öcalan’ın sayın Bahçeli’nin çağrısına uyarak yaptığı tarihi çağrıyla da nihayete erdi.</p>

<p>Şimdi PKK kalkıp kendini feshediyor ve silahları bırakacağını açıklıyor. Nedense o birileri fena halde rahatsızlık duyuyor.</p>

<p>Terörün ebediyen sonlandırılacak olmasının belirli kesimlerde oluşturduğu rahatsızlık kuşkusuz ibretle not edilmelidir.</p>

<p>Onların argümanlarının bir kıymeti harbiyesi yok.</p>

<p>Bence onların süreç başarıya ulaşırsa artık siyasal bir karşılıkları da olmayacak.</p>

<p>Çünkü siyaseten varlıkları PKK’nın varlığına borçlu malum çevrelerin süreç karşıtlığını anlamak ve anlamlandırmak hiç zor değil.</p>

<p>Sürece en başından itibaren açıkça karşı çıkan, sürecin geldiği bu son evrede de hiddetlerini en yüksek doza çıkaran süreç karşıtlarına kendi adıma kızmayı zaid addediyorum.</p>

<p>Zira varlık sebepleri bu.</p>

<p>Benim asıl itirazım ve kızgınlığım, suretimizden görünen o birilerinin ekranlarda süreci kurnazlıkla bozmaya yönelik söz ve davranışlarınadır.</p>

<p>xxxxx</p>

<p>İyi ki arşiv var.</p>

<p>Sayın Bahçeli “Öcalan gelsin Meclis’te DEM grubunda konuşsun!” dediğinde içimizden o birilerinin neler dediğini ve nasıl sinsilikle sarmalanmış sözlerle Bahçeli’nin bu cesur çıkışını itibarsızlaştırmaya çalıştıklarını unutmadık.</p>

<p>İşittikleri açık azardan sonra Bahçeli’yi övgü yarışına nasıl girdiklerini de.</p>

<p>İktidar medyasında çok önemli katkılarda bulunan isimleri saygıyla anıyorum.</p>

<p>Zihinleri AK Partili veya MHP’li olmayan, ama AK Parti’ye ve MHP’ye kendi zihinlerini giydirmeye çalışan, şu veya bu nedenle sadece gövdeleriyle bulundukları AK Parti-Cumhur ittifakı saflarında hak etmedikleri itibarlara sahip olmayı yanlış yorumlayıp kısa sürede kibre kapılan kimileri de kuruldukları ekranlarda sanki devlet ve iktidar adına konuşuyorlarmış algısı oluşturarak süreci berhava etmek için ellerinden geleni yapmaktan geri durmadılar.</p>

<p>Sürecin bu kritik evresinde dahi yapmaya devam ediyorlar.</p>

<p>Tabii konuştukları yer iktidar kanalları olunca ve kendileri de cumhur ittifakının savunucuları olarak bilindikleri için onların sözleri sanki cumhur ittifakının veya iktidarın gerçek niyetini ortaya koyuyormuş gibi algılanabiliyor.</p>

<p>“PKK silah bıraksa bile onları bekleyen akıbet bu” diye ekranlarda felaket tellallığı yapan ve adeta PKK’ya silah bıraksanız bile başınıza gelecek olana hazırlıklı olun, ya boynunuzu uzatırsınız ya da boynunuzu vururuz türünden sanki devlet adına konuşuyorlarmış gibi yapıp ateş püsküren o birileri sizce sürecin başarıyla tamamlanmasına katkıda mı bulunuyorlar, yoksa süreci bozmak isteyenlerin değirmenine mühimmat mı taşıyorlar?</p>

<p>xxxxx</p>

<p>Devletimiz süreci güven temelinde çok başarılı bir biçimde sonlandırma noktasına getirdi.</p>

<p>PKK beklenen fesih ve silah bırakma açıklamasını yaptı.</p>

<p>Çerçeve belli.</p>

<p>Silah yerine siyaset.</p>

<p>Bir büyük kucaklaşma.</p>

<p>Türk-Kürt ittifakını Malazgirt ruhuyla ete kemiğe büründürmek.</p>

<p>Geçmişin acılarını silahlarla birlikte toprağa gömmek.</p>

<p>Barışı inşa etmek.</p>

<p>Ortak bir geleceği barışla birlikte inşa etmek.</p>

<p>Hepimize kazandıracak demokratik bir “Türkiye Yüzyılı”nı hep birlikte inşa etmek.</p>

<p>Sorun üreten eski Türkiye aklını tarihe uğurlamak.</p>

<p>Malazgirt ruhunun şekillendirdiği o akidemize uygun anlayışla tarihsel tecrübemizi bugüne güçlü bir biçimde taşımak ve bu akılla yeni bir Türkiye inşa etmek.</p>

<p>Bunun için yapılması gereken neyse yapmak, atılması gereken adımları atmaktan kaçınmamak.</p>

<p>Bir büyük ittifakı sağlayarak Türkiye’yi bölmek isteyen o emperyalist güçlerin planlarını paramparça etmek.</p>

<p>Evet, çerçeve bu.</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanımızın da sayın Bahçeli’nin de süreçle alakalı dedikleri bunlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Türkiye Yüzyılı”nın inşasının önünde duran terör prangasından kurtulmak.</p>

<p>Bu sürecin önemli bir ayağı.</p>

<p>Bu engel kalktıktan sonra asıl inşa süreci başlayacak.</p>

<p>Bu sürecin hep birlikte beraberce yapılacağı da en fazla vurgulanan bir konu.</p>

<p>Zihni çerçeve bu.</p>

<p>Bunun içini dolduracak güven ve umut temelli sözler etmek yerine o sorunlu eski Türkiye aklının cezalandırıcı, korkutucu ve tahkir edici dilini kullanmak sorarım size hangi akla ve kime hizmettir?</p>

<p>xxxxx</p>

<p>Sürecin selameti güvene bağlı.</p>

<p>Süreci başarıyla yürütenler bu güven iklimini oluşturdular.</p>

<p>Bahçeli’nin sahiplenici ve kuşatıcı söylemi, güven iklimiyle beraber müthiş bir umut oluşturdu.</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanımızın sözleri güven ve umut iklimini taçlandırdı.</p>

<p>AK Parti sözcüsü Ömer Çelik’in fesih ve silah bırakma işlemi tamamlanırsa güçlü olumlu adımların da beraberinde geleceğine dair sözleri büyük bir umuda dönüştü.</p>

<p>Şimdi bütün kerametleri sadece gövdeleriyle iktidar katında bulunmaktan ibaret olan o birilerinin kalkıp sanki devlet kendilerine bilgi veriyormuş algısı oluşturarak devlet adına asan, kesen, biçen bir dil kullanmaları, yani binbir emekle ve çabayla oluşturulmuş güven iklimini zehirlemeye kalkışmaları asla kabul edilemez.</p>

<p>Yanlış anlaşılsın istemem.</p>

<p>Kimseye haksızlık etmek de istemem.</p>

<p>Herkesin kendi kişisel görüşlerini dile getirmesinden zinhar rahatsızlık duyanlardan değilim.</p>

<p>Bunları kendi şahsi görüşleri olarak sunsalar sorun yok.</p>

<p>Ama devlet ve iktidar adına konuşuyor veya devlet-iktidar katından aldıkları bilgiyi paylaşıyorlar algısı oluşturmaları büyük bir sorun.</p>

<p>İtirazım ve kızgınlığım buna.</p>

<p>“Gelirlerse şöyle olacak, böyle olacak” türünden adeta PKK’ya “Silah bıraksanız bile akıbetiniz bu olacak” türünden sanki devlet-iktidar kendileriymiş gibi, sanki sürecin nereye nasıl evrileceğine kendileri karar veriyormuş algısı oluşturup lafazanlık yapanlar hem kendilerini olduğundan farklı ve önemli göstermeye çalışıyorlar hem de düpedüz onca emeğe haksızlık ediyorlar.</p>

<p>Silah bırakma kararı alan PKK’lıları caydırmaya yönelik bu sözlerin süreç destekleyiciliği ile ne alakası olabilir?</p>

<p>Kendilerine sorulduğunda “Şöyle olmalı, böyle olmalı” demek yerine “Böyle olacak, şöyle olacak, devletin tavrı bu” biçiminde sözler edenler sureti haktan görünüp süreci sabote etmeye çalışanlardır.</p>

<p>Herkes gibi onlar da kişisel fikirlerini ve temennilerini dile getirmeye hakları var.</p>

<p>Bence bu gerekli.</p>

<p>Hiç değilse kimin gerçekte ne düşündüğünü öğrenmiş olacağız.</p>

<p>Bu önemli bir Türkiye belleği oluşturacak.</p>

<p>Nitekim biz de kendi kişisel görüşlerimizi ve temennilerimizi dile getirmekten öte bir şey yapmıyoruz.</p>

<p>Sürecin yürütücüsü konumunda olan Erdoğan-Bahçeli liderliğinin ortaya koyduğu yeni paradigmaya bakarak olması gerekenlere dair şahsi mülahazalarımızı ve temennilerimizi dile getiriyoruz.</p>

<p>Devletimizin ilgili ve yetkili birimleri fesih ve silah bırakma gerçekleştikten sonra sorunu kökten çözecek hangi adımlar atacağını henüz bilmiyoruz.</p>

<p>Kendi adıma ben bilmiyorum.</p>

<p>Ekranlarda biliyorum diye konuşanların tamamı da kendilerini önemli birileriymiş gibi göstermek isteyenlerden ibaret bence.</p>

<p>Devlet adına bu önemli süreci yürütenler şayet ekranlarda konuşan o birilerine o bilgileri veriyorlarsa -ki bence öyle bir şey yok- kendi konumlarına yazık ediyorlar.</p>

<p>Benim bildiğim güvenlik bürokrasimiz ve özellikle istihbarat birimimiz bu tür bilgilendirmeler yapmazlar.</p>

<p>Diyeceğim o ki, aleni süreç karşıtlarından daha fazla süreç yanlısı görünen o birilerinin sözleri ve üslubu bence sürece daha fazla zarar veriyor.</p>

<p>Çünkü güven iklimi zehirliyorlar.</p>

<p>Ve umudu örseliyorlar.</p>

<p>Unutulmasın ki bu tür süreçler güven ikliminde boy gösterir ve nihayete erer.</p>

<p> </p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Köşe Yazısı, Güncel</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-icimizdeki-surec-karsitlarina-dikkat-1</guid>
      <pubDate>Tue, 13 May 2025 14:34:54 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2024/06/IMG_6346-jpeg.webp" type="image/jpeg" length="96302"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nihat Aydın’ın Kaleminden... Geri Kalmış Bir Şehir: Ağrı]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-geri-kalmis-bir-sehir-agri-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-geri-kalmis-bir-sehir-agri-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğunun serhat şehirlerinden biri olan Ağrı, her daim yüreğimizde kanayan bir yara ve sızı olarak sol yanımızda kalmaya devam ediyor. Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana, 1927’de il statüsü kazanmasına rağmen, Ağrı ne yazık ki kamu yatırımları açısından hep geride bırakılmış, unutulmuş bir şehir olarak kaderine terk edilmiştir.</p>

<p>Yanı başımızda bulunan Van, Erzurum, Kars ve Iğdır; her biri bizden daha fazla gelişmiş, daha fazla destek görmüş şehirler. Peki neden Ağrı? Neden bu güzel şehir yıllardır ihmal ediliyor? Neden sağlıkta, eğitimde, ulaşımda, sosyal yaşamda hâlâ bu kadar gerideyiz? Bu sorular artık yalnızca şehir sakinlerinin değil, tüm ülkenin vicdanını rahatsız etmelidir.</p>

<p> </p>

<p>Kamu Yatırımları: Yıllardır Süren İhmal</p>

<p>Ağrı’da devlet yatırımları oldukça sınırlı. Ne büyük sanayi yatırımları var ne de kapsamlı kalkınma projeleri... Her seçim döneminde umutla beklenen projeler ya hayata geçirilmiyor ya da birkaç temel atma töreninden öteye gidemiyor. Diğer şehirlerde yükselen organize sanayi bölgeleri, teknolojik altyapılar, turizm merkezleri Ağrı’da ya hiç yok ya da çok yetersiz.</p>

<p> </p>

<p>Sağlıkta Durum Vahim</p>

<p>Şehrimizdeki hastaneler ihtiyaca cevap veremiyor. Uzman doktor eksikliği hâlâ en temel sorunlardan biri. Birçok branşta uzman doktor bulunmadığı için, vatandaş çevre illere gitmek zorunda kalıyor. Acil durumlar bile çoğu zaman başka şehirlerde çözüm buluyor. Bu da maddi ve manevi bir yıpranma demek. Sağlık, her insanın en temel hakkıdır. Ancak Ağrı’da bu hak tam anlamıyla sağlanamıyor.</p>

<p> </p>

<p>Eğitimin Geride Kaldığı Bir Şehir</p>

<p>Eğitim de ne yazık ki içler acısı durumda. Okulların fiziki koşulları yetersiz, materyal eksiklikleri had safhada. Öğretmen açığı, sınıf kalabalıkları, teknolojik imkânsızlıklar öğrencilerin kaliteli bir eğitim almasını zorlaştırıyor. Her yıl yüzlerce öğrenci üniversite hayaliyle çalışıyor ancak bu şartlarda başarıya ulaşmak ne yazık ki çok zor. Eğitimde fırsat eşitliği sadece kitaplarda kalıyor.</p>

<p> </p>

<p>Sosyal Yaşam Neredeyse Yok</p>

<p>Geçtiğimiz hafta sonu TRT Parkı’na gittik. Ne mi gördük? Her şeyden önce pislik içinde bir alan. Çöpler yerde, tuvaletlerin kapıları kırık, çeşmeler çalışmıyor, lavabolar kullanılamaz halde. Bu şehirde yaşayan insanlara bu kadar mı değer verilmiyor? Temiz bir park alanı çok mu zor? İnsanlar haftanın yorgunluğunu atacakları, çocuklarını eğlendirecekleri bir alan bile bulamıyor. Sosyalleşme sıfır. Gençler ya kahve köşelerine ya da işsizlikle mücadeleye mahkûm.</p>

<p> </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Altyapı ve Ulaşım: Yollar Çukurlarla Dolu</p>

<p>Şehir içi yolların durumu da içler acısı. Kaldırımlar parçalanmış, yollar çukurlarla dolu. Yağmur yağınca yollar göle dönüyor, kışın karla mücadele yetersiz kalıyor. Bu şehirde yaşamak, her gün ayrı bir mücadele demek. İnsan onuruna yakışır bir yaşam için en temel altyapı hizmetleri bile eksik. Belediyecilik anlayışı, sadece birkaç caddeyi süslemekle olmuyor. Mahalle araları, köy yolları unutulmamalı.</p>

<p> </p>

<p>Yapılaşma ve Kentleşme: Plansızlık Diz Boyu</p>

<p>Ağrı’da binalar iç içe geçmiş, kentleşme plansız ilerliyor. Çarpık yapılaşma şehir siluetini bozmakla kalmıyor, aynı zamanda yaşam kalitesini de düşürüyor. Deprem bölgesi olan bu şehirde hala depreme dayanıksız, riskli binalar bulunuyor. Kentsel dönüşüm projeleri ya başlamıyor ya da etkili yürütülmüyor. Modern bir şehirde yaşamanın hayalini kurarken, beton yığınlarının içinde sıkışıp kalıyoruz.</p>

<p> </p>

<p>Turizme Verilen Değer: Sıfıra Yakın</p>

<p>Ağrı Dağı gibi dünya çapında bilinen bir değere sahip bir şehir nasıl olur da turizmde bu kadar geride kalır? Nuh’un Gemisi efsanesi, İshak Paşa Sarayı, Buz Mağaraları, Ahmed-i Hani Türbesi gibi tarihi ve doğal zenginlikler ya tanıtılamıyor ya da korunamıyor. Turizmin geliştirilmesi için hiçbir ciddi adım atılmıyor. Oysa doğru tanıtım, altyapı ve yatırım ile Ağrı bir turizm merkezi haline gelebilir. Ama ilgisizlik, bilinçsizlik ve plansızlık yüzünden bu potansiyel yok olup gidiyor.</p>

<p> </p>

<p>Ağrı Halkı Umutla Bekliyor</p>

<p>Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Ağrı halkı umut etmeye devam ediyor. Çünkü bu toprakların çocukları her şeye rağmen mücadeleci, sabırlı ve dirençlidir. Ancak bu halkın sabrı sonsuz değil. Devletten, yerel yönetimlerden, sivil toplum kuruluşlarından beklentimiz; artık bu şehre hak ettiği değerin verilmesi. Göstermelik projeler değil, kalıcı yatırımlar istiyoruz.</p>

<p> </p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Köşe Yazısı, Ağrı</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-geri-kalmis-bir-sehir-agri-1</guid>
      <pubDate>Fri, 09 May 2025 17:11:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2025/05/Screenshot_20250509_140943_com.microsoft.office.officehubrow_edit_430864907698446.webp" type="image/jpeg" length="73026"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nihat Aydın’ın Kaleminden... Ağrı’nın Umudu Ruken Kilerci: Değişimin ve Hizmetin Adı]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrinin-umudu-ruken-kilerci-degisimin-ve-hizmetin-adi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrinin-umudu-ruken-kilerci-degisimin-ve-hizmetin-adi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>14 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleştirilen genel seçimlerde Ağrı halkının güvenini kazanarak AK Parti’den milletvekili seçilen Ruken Kilerci, aradan geçen kısa sürede adından sıkça söz ettirmeyi başardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AK Parti’den tek başına meclise girerek Ağrı’yı temsil eden Kilerci, hem sahadaki çalışkanlığı hem de Ankara’daki etkili duruşuyla Ağrı’nın kaderini değiştirme yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ruken Kilerci’nin öncelikli meselelerinden biri, Ağrı’daki eğitim kalitesinin artırılması oldu.</p>

<p>Kentteki okul eksikliğini hızlı bir şekilde tespit ederek yeni eğitim kurumlarının inşasına öncülük etti. Özellikle kırsal mahallelerdeki çocukların kaliteli eğitime erişimini sağlamak adına yapılan yeni okul projeleriyle birlikte, öğrenci ve öğretmenlerin fiziki imkânları iyileştirildi. Bununla kalmayan Kilerci, kız çocuklarının eğitimi konusunda da duyarlılığını gösterdi ve bölgedeki aileleri bilinçlendirmek için sosyal projeleri destekledi.</p>

<p>Sağlık ise Ruken Kilerci’nin hizmet alanlarından bir diğeri. Yıllardır çözüm bekleyen sağlık altyapı eksiklikleri Kilerci’nin girişimleriyle çözüme kavuşmaya başladı. Şehrin dört bir yanına yayılan sağlık ocakları, yeni doktor atamaları ve tıbbi cihaz destekleriyle Ağrı halkı, artık daha iyi sağlık hizmetlerine erişebiliyor. En dikkat çeken projelerden biri ise yeni kadın doğum hastanesinin inşasına başlanması. Modern bir sağlık kompleksine dönüşmesi hedeflenen bu hastane, sadece merkez ilçeye değil çevre ilçelere de hizmet verecek şekilde planlandı. Aynı zamanda kadın doğum, çocuk sağlığı ve diyaliz gibi özel birimler de barındıracak olan bu hastane, Ağrı’daki sağlık hizmetlerine yeni bir soluk getirecek.</p>

<p>Kırsal nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturduğu Ağrı’da tarım ve hayvancılık en önemli geçim kaynakları arasında yer alıyor. Bu gerçeğin farkında olan Kilerci, çiftçilerle ve besicilerle birebir temas kurarak onların ihtiyaçlarını dinledi. Devlet destekli tohum ve gübre yardımları, modern sulama sistemlerinin kurulumu ve kooperatifleşmeye verilen destekler sayesinde üreticilerin yükü hafifletildi. Ayrıca, hayvan pazarlarının modernize edilmesi, hayvan hastalıklarına karşı aşılama kampanyaları ve yem desteği gibi uygulamalarla hayvancılık da yeniden canlanmaya başladı.</p>

<p>Ağrı’nın çehresini değiştirmek sadece beton yatırımlarla değil, aynı zamanda doğa ile barışık projelerle de mümkün. Ruken Kilerci’nin öncülüğünde yürütülen yeşil alan projeleri kapsamında şehir merkezine ve ilçelere yeni parklar, yürüyüş yolları, çocuk oyun alanları kazandırılması için girişimde bulunmuştur. Bu çalışmalar hem kent estetiğini güzelleştirdi hem de vatandaşların sosyal yaşamına katkı sağladı.</p>

<p>Ağaçlandırma kampanyaları, çevre düzenlemeleri ve peyzaj projeleriyle Ağrı artık daha nefes alınabilir bir kent olma yolunda ilerliyor. Tüm bu hizmetlerin ötesinde Ruken Kilerci’yi özel kılan en önemli unsur, halkla kurduğu güçlü bağ. Bayramda halkın sofrasında, düğünde halayda, taziyede yanlarında olan Kilerci, adeta halkın içinden biri gibi yaşıyor. Hiçbir siyasi ayrım yapmaksızın herkesin derdine koşan, gece gündüz çalışan bu samimi tavır, Ağrı halkının gönlünde taht kurmasına vesile oldu. Her fırsatta sahada olan, telefonunu kapatmayan, sosyal medya üzerinden dahi vatandaşların sorularına cevap veren bu yaklaşım, siyasete yeni bir soluk getiriyor.</p>

<p>Kadınların siyasette daha çok yer alması gerektiğine inanan Ruken Kilerci, sadece bir milletvekili değil, aynı zamanda bir rol model. Kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımını artırmak adına kadın kooperatiflerini destekliyor, kadın girişimciliğini teşvik ediyor ve aile içi eğitim projelerine katkı sağlıyor. Ağrı gibi geleneksel yapının hâkim olduğu bir şehirde, kadınların sesi olmak kolay değil ama Kilerci bu zorlu görevi büyük bir cesaretle sürdürüyor.</p>

<p>Ruken Kilerci sadece bugünü değil, yarını da düşünen bir vizyona sahip. Gençlerle kurduğu diyalog, üniversite öğrencilerine verdiği destek, istihdam projeleri ve sosyal sorumluluk faaliyetleriyle geleceğin Ağrı’sını inşa etmeye kararlı. Şehri kalkındırma yolculuğunda sadece kamu yatırımlarına değil, aynı zamanda gönül köprülerine de yatırım yapıyor.</p>

<p> </p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Köşe Yazısı, Ağrı</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrinin-umudu-ruken-kilerci-degisimin-ve-hizmetin-adi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Apr 2025 13:47:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2025/04/Screenshot_20250418_104533_com.microsoft.office.officehubrow_edit_7362482842606.webp" type="image/jpeg" length="89374"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nihat Aydın’ın Kaleminden... Ağrı Belediye Başkanı Hazal Aras, Belediye Başkanlığı Koltuğunda Sınıfta Kaldı: Bir Yılın Ardından Hayal Kırıklığı]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agri-belediye-baskani-hazal-aras-belediye-baskanligi-koltugunda-sinifta-kaldi-bir-yilin-ardindan-hayal-kirikligi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agri-belediye-baskani-hazal-aras-belediye-baskanligi-koltugunda-sinifta-kaldi-bir-yilin-ardindan-hayal-kirikligi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> </p>

<p>Ağrı Belediye Başkanı Hazal Aras, bir yıl önce yapılan yerel seçimlerde halkın desteğiyle başkanlık koltuğuna oturdu. Seçim sürecinde verdiği vaatlerle halkın güvenini kazanan Aras, göreve başladıktan sonra yaptığı açıklamalar, projeler ve uygulamalarla adından söz ettirmeyi amaçladı. Ancak bir yılın sonunda geldiğimiz noktada, Hazal Aras’ın verdiği sözlerin pek çoğunun yerine getirilmediği ve vaatlerinin gerisinde kaldığı açık bir şekilde ortada.</p>

<p>Hazal Aras, seçim öncesinde verdiği vaatlerde oldukça iddialıydı. “Ağrı'yı modern bir şehre dönüştüreceğim” şeklinde büyük sözler veren Aras, şehirdeki altyapı sorunlarına, çarpık imar planlarına, yeşil alan eksikliğine ve ulaşım sorunlarına çözüm getireceğini iddia etmişti. Ancak bir yıl boyunca yapılanlar, bu vaatlerin çok uzağında kaldı.</p>

<p>Özellikle, Aras’ın seçim sürecinde sıkça kullandığı “Sarı Bot” görüntüsü ve “mahallelerde sular yükseldiğinde halkın yanında olacağım” söylemi, o dönemde oldukça dikkat çekmişti. Ancak dün şehri etkileyen yağmur ve sel felaketi, Aras’ın bu vaadini ne kadar boş bir hayal olarak bıraktığını gözler önüne serdi. Belediye başkanı, geçtiğimiz yıl başkanlık koltuğuna oturduğunda halkına daha modern ve yaşanabilir bir şehir vaat ederken, şimdi vatandaşlar su baskınları, altyapı eksiklikleri ve trafik sorunları ile baş başa kalmış durumda.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hazal Aras’ın başkanlık dönemi boyunca yaptığı çalışmaların büyük kısmı, halkı etkilemek amacıyla sosyal medya üzerinden paylaşılan videolardan ibaret oldu. Videolarında şehri gezip, altına popüler müzikler ekleyerek gösterişli bir şekilde kendisini tanıtmaya çalışan Aras, halkın temel ihtiyaçlarını karşılamakta ise oldukça yetersiz kaldı.</p>

<p>Ağrı halkı, sadece görsel şovlarla değil, somut işler ve çözümlerle ilgileniyor. Ancak ne yazık ki, bir yıl boyunca altyapı sorunları, su baskınları, trafik çukurları gibi temel problemler çözülmediği gibi, bu problemler daha da büyüdü. Başkan Aras’ın, “Modern bir şehir yaratacağız” vaadi, asfalt dökme ve süslü video çekimlerinin ötesine geçemedi. Bu durum, özellikle şehri daha yaşanabilir bir hale getirecek altyapı çalışmalarının eksikliğini derinden hissettirdi.</p>

<p>Başkan Hazal Aras, bir yıl içinde şehirde ciddi bir dönüşüm gerçekleştireceğini vaat etmişti. Ancak dökülen asfaltlar, daha ilk yağmurda adeta köstebek yuvasına dönüştü. Hızla yapılan asfaltlama çalışmaları, maalesef kalitesiz ve kısa ömürlü oldu. Vatandaşlar, çukur içinde yürümekten, arabalarını çukurlara sürüklemekten şikâyetçi. Asfaltın kalitesizliği, işçiliğin yetersizliği ve kısa sürede bozulması, şehri modernleştirme vaadinin ne kadar boş olduğunu gözler önüne seriyor.</p>

<p>Üstelik bu çukurlar sadece estetik bir sorun yaratmakla kalmıyor; trafikte ciddi aksamalara, araçların bozulmasına ve zaman kaybına neden oluyor. Özellikle Ağrı'nın sanayiye yakın mahallelerinde ve ana arterlerinde yaşanan bu altyapı eksiklikleri, şehri modernleştirmek isteyen bir belediye başkanının başarısızlığını net bir şekilde gözler önüne seriyor.</p>

<p>Hazal Aras’ın göreve geldiğinden beri şehri modernleştirmek adına birçok projeye imza atacağı iddia edilmişti. Ancak altyapı sorunları, şehirdeki en büyük sorun olmaya devam ediyor. Göletler, şehri güzelleştirmek bir yana, vatandaşlar için adeta bir eziyete dönüşmüş durumda. Yağmur yağdığında, bu göletler su doluyor ve birer su birikintisine dönüşüyor. “Hazal ARAS GÖLETLERİ” olarak tarihe geçecek su çukurları oluştu. Çamur içinde yürümek zorunda kalan halk, günlük yaşamını zorlaştıran bu durumlardan şikayetçi.</p>

<p>Aras, altyapı ve su baskınlarına yönelik herhangi bir ciddi adım atmamışken, halkın bu sorunlarla baş başa kalması, belediye başkanının vaatleriyle ne kadar sınıfta kaldığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle öğrenciler, kirli yollar ve çamurlu alanlar nedeniyle okula geç kalıyor, giysileri kirleniyor. Bu da halkın güvenini kaybetmesine neden olan bir başka önemli sorun.</p>

<p>Ağrı halkı, seçimlerde farklı etnik kimliklerden gelen bireylerin birlikte yaşadığı bir şehirde, belediye başkanının halkın ihtiyaçlarına duyarlı olmasını bekliyor. Ancak Hazal Aras’ın başkanlık sürecinde, büyük bir çoğunluk etnik kimlik üzerinden oy vermiş olsa da, verilen oyların karşılığını alamamış durumda. Şehirdeki hizmetlerin eksikliği, altyapı problemleri ve özellikle büyük projelerin hayata geçirilmemesi, seçmen kitlesini hayal kırıklığına uğratıyor.</p>

<p>Seçimlerde vaat edilen “gelişmiş ve modern bir şehir” söylemi, etnik temele dayalı oyları kazanmak için kullanılan bir strateji haline gelmiş gibi görünüyor. Ancak bu tür politikalar, sadece kısa vadeli bir başarı sağlayabilir ve halkın gerçek ihtiyaçlarını göz ardı etmek, uzun vadede büyük bir kayba yol açar. Şu an görünen o ki, Hazal Aras, etnik kimlik temelli oyların arkasına sığınarak halkın gerçek sorunlarına çözüm bulmak yerine sadece gösteriş yapmaya devam ediyor.</p>

<p>Orta Doğu Gazeteciler Cemiyeti olarak diyoruz ki; Ağrı halkı, Hazal Aras’tan büyük beklentilerle seçimlere gitmişti. Ancak bir yıl sonra ortaya çıkan tablo, verilen vaatlerin sadece sözde kaldığını ve gerçek anlamda somut bir değişim yaşanmadığını gösteriyor. Alt yapı eksiklikleri, asfalt sorunları, göletler ve çamurlar, şehirdeki en büyük problemler olmaya devam ediyor. Başkan Aras’ın büyük projeler yerine sadece şov yapması, halkın beklentilerini karşılayamaması, onu Ağrı Belediye Başkanlığı koltuğunda sınıfta kalan bir başkan yapıyor. Hazal Aras, artık halka sadece video çekmek yerine, şehrin gerçek sorunlarına odaklanarak somut adımlar atmalıdır. Çünkü halkın beklentisi, şov ve görüntüden değil, çözüm ve hizmetten yanadır.</p>

<p> </p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Köşe Yazısı, Ağrı</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agri-belediye-baskani-hazal-aras-belediye-baskanligi-koltugunda-sinifta-kaldi-bir-yilin-ardindan-hayal-kirikligi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Mar 2025 13:40:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2025/03/Screenshot_20250320_103834_com.microsoft.office.officehubrow_edit_4238386021767.webp" type="image/jpeg" length="89601"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nihat Aydın’ın Kaleminden... Ağrı Belediyesi ve Hazal Aras Sınıfta Kaldı]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agri-belediyesi-ve-hazal-aras-sinifta-kaldi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agri-belediyesi-ve-hazal-aras-sinifta-kaldi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> </p>

<p>Ağrı Belediye Başkanı Hazal Aras, yaklaşık bir yıl önce göreve geldiğinde, şehre dair büyük vaatlerle halkın karşısına çıkmıştı. Seçim sürecinde, yaptığı konuşmalar ve verdiği vaatler, eleştirinin yanı sıra umut da barındırıyordu bir kesim için. Fakat Hazal Aras’ın göreve gelmesinin ardından ortaya çıkan tablo, beklentilerin çok gerisinde kaldı. Şehirdeki altyapı sorunları, ulaşım problemleri ve artan yaşam maliyetleri gibi meseleler, gün geçtikçe daha da büyüdü.</p>

<p>Başkan Hazal Aras’ın seçim sürecindeki en belirgin özelliği, sürekli eleştiri yaparak yerel yönetimi eleştiren bir strateji izlemesiydi. Göreve geldiğinde, yaptığı açıklamalarda sıkça "Ağrı'da altyapı yok, yollar bozuk, hizmetler yetersiz" gibi söylemlerle gündemdeydi. Ancak, kendi döneminde alt yapı ve yol çalışmaları yapılmadı veya eksik kalındı. Yapılan yollar ise beklenen kalitede olmadı. Kar yağışlarının ardından birçok mahallede gölcükler oluştu, yollar ise adeta bozulmaya devam etti. Kendisinin eleştirdiği yol çalışmaları bile, kendi döneminde bir süre sonra kabusa dönüştü.</p>

<p>Başkan Aras, göreve geldikten sonra halkı mutlu edeceğine ve şehri geliştireceğine dair sözler vermişti. Ancak bu vaatlerin gerçekleşmesi bir yana, yaşanan aksaklıklar nedeniyle halk arasında büyük bir hayal kırıklığı oluştu. Özellikle ulaşım, altyapı ve servis hizmetleri konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor.</p>

<p>Ulaşım konusunda büyük bir sıkıntı var. Yolların kötü durumu, trafikteki karmaşa ve özellikle kış aylarında buzlanma nedeniyle yaşanan kazalar, halkın günlük yaşamını zorluyor. Belediye başkanının “Yolları yapacağız, ulaşımı kolaylaştıracağız” şeklindeki vaatleri ise henüz somut bir adım atılmadan havada kaldı. Belediyenin yaptığı bazı yol çalışmaları da sadece kısa süreli çözümler sundu; kısa bir süre sonra bu yollar bozuldu ve çözümsüz bir şekilde kaldı.</p>

<p>Bunun yanında, şehirdeki kanalizasyon sistemindeki patlamalar, oldukça tehlikeli bir durum arz ediyor. Ancak Başkan Aras, bu soruna gereken önemi gösterip çözüm üretmek bir yana, durumu ciddiyetle ele almak yerine bunu küçümseyerek sosyal medyada esprili paylaşımlar yapmayı tercih ediyor. Bu tavır ise halkın gözünde bir yetkiliye duyulması gereken güvenin sarsılmasına yol açtı.</p>

<p>Başkan Aras’ın yönetim tarzı, büyük eleştirilere neden oldu. Kendisine muhalefet eden ve fikirlerine karşı çıkan birçok kişi işten çıkarıldı. Kendini bir “hanımağa” olarak görüp, halkla arasındaki mesafeyi artırdı. Bu tutum halkın tepkisini çekmekle kalmayıp, şehri yöneten bir kişinin halkla ilişkilerdeki başarısızlığını gözler önüne serdi.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde, yeni bir mağaza açılışı sırasında yaptığı açıklamalar da büyük tepkilere neden oldu. Mağaza açılışında hakkında kısa sürede Ağrı’da büyük projeler gerçekleştirdik açıklamasını yaptı. Fakat halkın beklediği hizmetin ne kadar uzak olduğunun farkında değil “Sanıyor ki Asfalt dökmek Medeniyet”…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Halkın en büyük sıkıntılarından birisi de artan yaşam maliyetleri. Gıda fiyatlarındaki artış, ulaşımın pahalı hale gelmesi ve servis hizmetlerinin yetersizliği, halkın cebini zorluyor. Ulaşımda yaşanan aksaklıklar ve geç gelen dolmuşlar, özellikle işine gidenlerin sabırlarını tüketiyor. Ayrıca, şoförlerin araç kullanırken telefonla konuşması, yolcu güvenliğini tehdit ediyor ve halkın güvenini sarsıyor.</p>

<p>Orta Doğu Gazeteciler Cemiyeti olarak diyoruz ki; Belediye başkanının halkla iletişimsizliği ve sorunlara yaklaşımı, halkın ona olan güvenini zedelemiştir. Eğer bu şekilde devam edilirse, halkın tepkisi çok daha büyük boyutlara ulaşacak …</p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Köşe Yazısı, Ağrı</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agri-belediyesi-ve-hazal-aras-sinifta-kaldi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 20:15:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_171233_com.microsoft.office.officehubrow_edit_931383060906307.webp" type="image/jpeg" length="82157"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nihat Aydın’ın Kaleminden... Ağrı’nın Sızısı Hiç Bitmiyor: Çelişkilerle Dolu Bir Şehir]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrinin-sizisi-hic-bitmiyor-celiskilerle-dolu-bir-sehir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrinin-sizisi-hic-bitmiyor-celiskilerle-dolu-bir-sehir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ağrı, yıllardır içinde bulunduğu derin ekonomik ve sosyal çelişkilerle tanınan, maalesef gelişim konusunda oldukça geri kalmış bir şehir olarak öne çıkıyor. İleriye doğru atılacak her adım, neredeyse bir kaplumbağanın hareketi kadar yavaş ve dikkatli.</p>

<p> </p>

<p>Ancak, bu yavaşlık, sadece altyapı ya da ekonomik büyüme ile sınırlı kalmıyor; sosyal hizmetlerin, sağlık ve eğitim sistemlerinin de bu yavaşlığın etkisi altında olduğu bir gerçek. Şehre baktığınızda, karşınıza çıkan manzara her açıdan bir çelişkiyle dolu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p> </p>

<p>Ağrı, aynı zamanda Türkiye'nin en pahalı doğalgazını kullanan ve en yüksek konut fiyatlarına sahip şehirlerinden biri olarak biliniyor. Bu durum, halkın yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiliyor. Özellikle kış aylarında, soğuk hava koşulları ve yüksek enerji maliyetleri bir araya geldiğinde, bu çelişkilerin etkisi daha da hissediliyor.</p>

<p> </p>

<p>Bir yanda yüksek ev fiyatları, diğer yanda yaşamı sürdürebilmek için artan doğalgaz faturaları, halkı bıkkınlığa ve çaresizliğe sürüklüyor. İnsanlar, bazen ısınmak için bile yeterli kaynağa sahip olamayacak kadar zor durumdayken, şehirdeki inşaat sektörünün büyümesi ve konut fiyatlarındaki artış, bu çelişkilerin somut örneklerinden sadece biri.</p>

<p> </p>

<p>Hava o kadar soğuk ki, bazen dışarı çıkmaya üşeniyoruz. Gözlemlerime göre, insanlar kışın soğuklarından ve yüksek doğalgaz faturalarından dolayı evlerinde daha fazla vakit geçiriyor. Yakıt fiyatlarının giderek yükselmesiyle birlikte, bu soğuk havada dışarı çıkmak bile bir lüks haline geliyor. Şehirdeki halk, gıda, barınma ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlarını karşılarken, bir yandan da enerji ve ısınma masraflarıyla mücadele ediyor.</p>

<p> </p>

<p>Ağrı'nın toplumsal dönüşüm noktasında ciddi bir gerilik yaşadığı bir başka önemli nokta. Türkiye'nin diğer şehirlerinde olduğu gibi, Ağrı'da da büyük bir demografik değişim yaşanıyor. Ancak, bu değişim yerini pozitif bir dönüşüme bırakmak yerine, şehri adeta bir çıkmaz sokağa sokuyor. Eğitimde ve sağlıkta büyük eksiklikler var. Şehre yapılan yatırımlar, yetersiz ve dağınık. Her gelen yönetim, kısıtlı imkanlarla şehirde birkaç yüz metre yol yapmaya, birkaç okulu tadilat yapmaya çalışıyor. Ama bu, şehri gerçek anlamda dönüştürmeye yetmiyor. Her yeni gelen yönetim, ne yazık ki kaçan fırsatları telafi etmek yerine, sadece günü kurtarmaya çalışıyor.</p>

<p> </p>

<p>Eğitimde, çocukların geleceği adına yapabileceğimiz pek bir şey yok gibi görünüyor. Okullar, modern eğitim yöntemlerinden yoksun, sınıflar kalabalık ve öğretmen sayısı yetersiz. Eğitimde fırsat eşitsizliği, her geçen gün daha da büyüyor. Eğitimdeki bu gerilik, şehre gelen gençlerin çoğunun başka şehirlere göç etmesine neden oluyor. Bu durum, gençlerin şehri terk etmesine ve bölgedeki beyin göçünün artmasına yol açıyor. Sonuç olarak, şehirde eğitimli iş gücü sayısı giderek azalıyor ve bu da ekonominin daralmasına neden oluyor.</p>

<p> </p>

<p>Sağlık sektöründe de benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Hastaneler, yeterli personel ve altyapıya sahip değil. Gelen doktorlar kısa süre sonra başka illere tayin oluyor, çünkü burada çalışma koşulları oldukça zor. Hijyen, sağlık hizmeti kalitesi ve çalışanların motivasyonu gibi sorunlar, hastaların tedavi süreçlerini olumsuz yönde etkiliyor. Şehirdeki sağlık hizmetlerine duyulan güven oldukça düşük. Birçok kişi, tedavi için daha büyük şehirleri tercih ediyor. Bu da, Ağrı'nın sağlık sektöründeki geri kalmışlık düzeyini gözler önüne seriyor.</p>

<p> </p>

<p>Altyapı problemleri, Ağrı'nın en önemli sorunlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Yollar, ulaşım ağları ve park sorunları, şehrin her köşesinde hissedilen problemler. Özellikle kış aylarında, kar ve buzlanma nedeniyle yollar daha da tehlikeli hale geliyor. Bu, şehirdeki trafik kazalarını artırıyor ve ulaşımda ciddi aksamalara neden oluyor. Yolların ve kaldırımların yetersizliği, halkın güvenliğini tehdit ediyor. Park yeri sorunu da başka bir büyük dert. Şehirde yeterli otopark alanı olmadığı için insanlar araçlarını park etmekte zorlanıyorlar. Bu sorun, hem şehrin estetik görüntüsünü bozuyor hem de araç sahiplerine büyük bir zahmet oluşturuyor.</p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Köşe Yazısı, Ağrı</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrinin-sizisi-hic-bitmiyor-celiskilerle-dolu-bir-sehir-1</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Feb 2025 20:00:17 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2025/02/Screenshot_20250204_165522_com.microsoft.office.officehubrow_edit_824325750576054.webp" type="image/jpeg" length="14575"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nihat Aydın’ın Kaleminden... 1948’den Günümüze İsrail ve Araplar Arasındaki Çatışmaların İzleri]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-1948den-gunumuze-israil-ve-araplar-arasindaki-catismalarin-izleri-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-1948den-gunumuze-israil-ve-araplar-arasindaki-catismalarin-izleri-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1948 yılının sonunda, Arap komşuları yeni kurulan İsrail’i yok etmek için bir harekât başlatmış, ancak bu harekâtın sonunda İsrail savaşı kazanmıştır. Bu savaş, Orta Doğu'daki gerginliğin sadece başlangıcını simgeliyor, çünkü 1967'de Araplarla İsrail arasında patlak veren savaş, yıllarca süren gerilimlerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. 1967 Savaşı, özellikle sınır çatışmaları ve toprak anlaşmazlıkları yüzünden alevlenmişti.</p>

<p> </p>

<p>Mısır-İsrail sınırı, diğer sınır bölgelerine göre görece daha sakin olsa da, İsrail'in kuzeyindeki Suriye sınırında durum farklıydı. Bu sınırda sürekli toprak anlaşmazlıkları yaşanıyordu ve Suriye, Ürdün Nehri'nin yatağını değiştirerek İsrail'in su şebekesine girmesini engellemeye çalışıyordu. Sonunda, 1967 yılında patlak veren Altı Gün Savaşı, sadece 6 gün sürdü ama etkileri hâlâ hissediliyor. Bu savaşın sonucunda İsrail, Golan Tepeleri’ni Suriye'den ele geçirmiş ve bölgeyi işgal etmiştir.</p>

<p> </p>
<h5>Golan Tepeleri’nin Stratejik Önemi ve Geleceği</h5>
<p> </p>

<p>Golan Tepeleri, Batı Asya'nın Levant bölgesinde yer alan kayalık bir platodur. Bu bölge, coğrafi ve stratejik olarak büyük bir öneme sahiptir. Sosyo-politik anlamda, Golan Tepeleri, Suriye'nin güneybatısında, İsrail'in ise kuzeydoğu ucunda yer alır ve Lübnan ile Ürdün sınırlarına da yakın bir konumda bulunur. Golan Tepeleri'nin bir kısmı Suriye'nin Kuneytire Valiliği ve Dera Valiliği sınırları içinde yer alırken, diğer kısmı İsrail'in kontrolündedir.</p>

<p> </p>

<p>İsrail’in bu bölgeyi ele geçirmesi ve kontrolü altında tutması, sadece askeri değil, aynı zamanda su kaynakları ve bölgesel stratejiler açısından da önemlidir. Suriye’nin bu bölgedeki topraklarını geri almak için gösterdiği çabalar, 2011 yılında başlayan iç savaşla daha da karmaşık bir hal almıştır. Savaş, sadece Suriye'yi değil, bölgedeki tüm güç dengelerini değiştirmiştir. İsrail, bu kaotik ortamı fırsat bilerek Golan Tepeleri'ni daha fazla işgal etmeye başlamıştır.</p>

<p> </p>
<h5>Türkiye’nin Suriye’ye Yardımları ve Dönüş Süreci</h5>
<p> </p>

<p>Diğer yandan, Türkiye'nin 13 yıllık savaş sürecinde Suriye’ye yaptığı yardımlar, bölgedeki en dikkat çeken gelişmelerden biri olmuştur. Türkiye, milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yaparak, onlara yaşam koşulları sağlamak için önemli adımlar atmıştır. Suriyeli mülteciler için eğitim, sağlık hizmetleri ve barınma gibi temel ihtiyaçların karşılanması adına büyük bir çaba sarf edilmiştir.</p>

<p> </p>

<p>Ancak son günlerde, Suriyeli vatandaşların yavaş yavaş Türkiye’den geri dönmeye başladığı gözlemlenmektedir. Bu geri dönüşler, Türkiye için bir kazanım mı yoksa bazı alanlarda kayıp mı olacak? Bunu zamanla göreceğiz. Türkiye’nin, Suriyeli mültecilere sağladığı misafirlik, 13 yıl boyunca dünya tarihine geçecek nitelikte bir olay olarak kayıtlara geçecektir.</p>

<p> </p>

<p>Orta Doğu’daki siyasi ve askeri dengeler sürekli değişiyor. Golan Tepeleri ve Suriye iç savaşı, bu bölgedeki dinamikleri derinden etkilemeye devam edecek gibi görünüyor. Türkiye’nin Suriye’ye verdiği destek, bölgedeki diğer güçlerle olan ilişkilerini de şekillendirecek. Bu süreçte, uluslararası toplumun ve bölgesel aktörlerin nasıl bir yaklaşım sergileyeceği, gelecekteki olayları belirleyecektir.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Köşe Yazısı, Ağrı</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-1948den-gunumuze-israil-ve-araplar-arasindaki-catismalarin-izleri-1</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Dec 2024 14:44:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2024/12/Screenshot_20241220_114316_com.microsoft.office.officehubrow_edit_158404903154726.webp" type="image/jpeg" length="65253"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mehmet Metiner’in Kaleminden... Herkesin ölümü farklıdır…]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-herkesin-olumu-farklidir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-herkesin-olumu-farklidir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> </p>

<p>Ölümden kaçış yok.</p>

<p>Ne kadar yaşarsanız yaşayınız o an geldiğinde siz gitmiş olursunuz.</p>

<p>Ölüme ferman yok.</p>

<p>Padişah olsanız bile hükmünüz biter.</p>

<p>Gelen gider çünkü.</p>

<p>Nasıl yaşadığınız kadar nasıl öldüğünüz de önemli.</p>

<p>Hangi hal üzre öldüğünüz de…</p>

<p>Ölüm kutsanmaz elbet.</p>

<p>Hayatın kendisi kutsaldır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ölüm o kutsanmış ebedî hayata geçişin adıdır.</p>

<p>O yüzden ölüm olmadan olmaz.</p>

<p>Hep yaşamak üzere, daha fazla yaşamak uğruna kurgulanmış bir hayat, ölüm sonrasına inanmayan bir hayat felsefesini içerir.</p>

<p>Ölümden sonra asıl hayatın olduğuna inananlar hayatlarını ona göre tanzim ederler.</p>

<p>Öteye odaklanırlar asıl burayı ihmal etmeden.</p>

<p>Burayı ötenin tarlası olarak görürler.</p>

<p>Buradaki hayatı gelip geçici bir oyun olarak görürler.</p>

<p>Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar ama hemen öleceklerini de hiç unutmadan.</p>

<p>Ölümü unutanların hayatı ölümden beterdir.</p>

<p>Ölüm ötesi hayata inanmayanın hayatı da…</p>

<p>Ölümü ölümsüzlük bilenlerin ölümü ne güzeldir.</p>

<p>İnancı için, onuru için, ülkesi için vuruşarak ölenin asaleti bir başkadır.</p>

<p>Yahya es-Sinvar’ın ölümü gibi.</p>

<p>Şehadet dediğimiz olay bu.</p>

<p>Onlara ölüm yoktur aslında.</p>

<p>Ölüm sadece bedenleriyle yaşayanlar içindir.</p>

<p>Sadece bedenleriyle hayata tutunanlar, yaşayan ölülerdirler.</p>

<p>Biraz daha fazla yaşamak veya daha konforlu yaşamak için inançlarından ve onurlarından taviz verenler, gerçekte yaşayan ölülerden farksızdırlar.</p>

<p>Onlar Yahya es-Sinvar gibi şehitlere acırlar biliyorum.</p>

<p>Hatta onları “akılsızlık”la suçlarlar utanmadan.</p>

<p>Onlar onursuzca bir hayatı onurluca bir ölüme tercih ederler.</p>

<p>Sanki hiç ölmeyeceklermiş gibi yaşarlar.</p>

<p>Sonra da yitip giderler.</p>

<p>Yahya es-Sinvar cesaretiyle, imanıyla ve asaletiyle hep yaşar.</p>

<p>Şehitler ölmez.</p>

<p>Şehadet makamı gıpta edilecek bir makamdır, herkese nasip olmaz.</p>

<p>Onlara ölü gözüyle bakanlara asıl üzülmek gerek.</p>

<p>Yahya es-Sinvar hepimize örneklik teşkil edecek bir ölümle Rabbiyle buluşmaya gitti.</p>

<p>O Allah’a verdiği sözünde duran bir yiğit olduğunu gösterdi.</p>

<p>Ölümsüzler katına yükseldi.</p>

<p>O harabeye dönmüş Gazze’nin orta yerinde gururla oturduğu o kırık dökük koltuktaki Sinvar’ımız bir numune-i imtisal gayrı.</p>

<p>O aslanlar gibi vuruşan, sağ kolu kopmuşken bile diğer eline geçirdiği son tahta parçasını düşmanın üzerine cesaretle fırlatan, tank ve top mermileriyle lime lime edilmiş o pak vücuduna rağmen boynunu dimdik tutan Yahya es-Sinvar için kim öldü diyebilir ki?</p>

<p>Görecek-siniz bu ümmetin binlerce Yahya’sı gelecek.</p>

<p>Henüz doğmamış olanlar dâhil.</p>

<p>Henüz annelerinin göğüslerinden emen binlerce erkek bebek yarın Yahya es-Sinvar olup düşmanın üstüne akacak.</p>

<p>Yahya’mız istediği ölüme kavuştu.</p>

<p>O masa başı liderlerden değildi.</p>

<p>Siyasetin ve diplomasinin ayak oyunlarını bilenlerden de değildi.</p>

<p>O başkalarını ölüme yollayıp kenarda köşede bekleyen bir lider bir komutan değildi.</p>

<p>Hep cephenin en ön saflarında oldu.</p>

<p>Düşmanla vuruşanların başında oldu.</p>

<p>Elindeki silahıyla, kalbindeki imanıyla…</p>

<p>Onursuzca bir hayatı onurlu bir ölüme tercih ederek bedenen aramızdan ayrıldı.</p>

<p>Biz onu kalbimize gömdük.</p>

<p>Üzülmüyoruz Yahya es-Sinvar öldüğü için.</p>

<p>İftihar ediyoruz kendisiyle.</p>

<p>Hayatıyla da ölümüyle de…</p>

<p>Görecek o zalimler, Yahya’nın ölümüyle nice Yahyaların yetişmesine sebebiyet verdiklerini.</p>

<p>Yahya’nın o pak kanının nasıl yeni bir hayata dönüştüğünü görecekler.</p>

<p>Onlar sanıyorlar ki Yahya’larımız öldüğünde davamız bitecek.</p>

<p>Kendileri gibi sanıyorlar.</p>

<p>Görecekler elbet öyle olmadığını.</p>

<p>Yahya’larımızın asil ve korkusuz kanlarıyla sulanan o kutsal beldenin tekrar bağımsızlığına ve özgürlüğüne kavuştuğunu günün birinde görecekler.</p>

<p>Sen ne güzel yaşadın ve sen ne güzel öldün ey Yahya!</p>

<p>Çağımızın o yiğitler yiğidi Hz. Hamza’sı oldun.</p>

<p>Allah’ın aslanı olarak anılan Hz. Ali’si oldun.</p>

<p>Seyyid-i şüheda Hz. Hüseyin’in halkasına dâhil oldun.</p>

<p>Sen onlarla birlikte anılacak bir serdar oldun, güzide bir şehit oldun.</p>

<p>Mekânın cennettir, makamın âlidir senin.</p>

<p>Ve o ne güzel bir mekân ve ne güzel bir makamdır.</p>

<p>Bizi utancımızla yüz yüze bırakıp Rabbinle buluşmaya gittin.</p>

<p>Biz hangi yüzle geleceğiz huzura ey şehid!</p>

<p>SEN DE ÖLDÜN</p>

<p>İŞTE EY İBLİS!</p>

<p>Adını anmayacağım İblis de öldü.</p>

<p>Bir Yahya’mızın ölümüne bakın, bir de o İblis’in.</p>

<p>Herkes yaşadığı hal üzre ölür ve yaşattıklarından ötürü hesaba çekilir.</p>

<p>İblis’in ölümünden kendilerine iktidar alanı açmaya şimdiden başlayanlar bilsinler ki onlar için de ölüm var.</p>

<p>Ölüm anlayan ve bilen için ibretli bir derstir.</p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Köşe Yazısı, Güncel</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-herkesin-olumu-farklidir-1</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Oct 2024 15:03:18 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2024/06/IMG_6346-jpeg.webp" type="image/jpeg" length="41166"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nihat Aydın’ın Kaleminden… Kadın Cinayetleri ve Ataerkil Toplumun Yansıması]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-kadin-cinayetleri-ve-ataerkil-toplumun-yansimasi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-kadin-cinayetleri-ve-ataerkil-toplumun-yansimasi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> </p>

<p>Kadın cinayetleri, toplumun acımasız gerçeklerinden biri olarak ortaya çıkıyor ve her geçen gün artan bir ivme gösteriyor. Bu cinayetler sadece bireysel bir yolculuk değil; aynı zamanda ataerkillik, cinsiyet eşitsizliğinin ve toplumsal normların bir devamı olarak algılanıyor.</p>

<p>Kadınlar, çoğu zaman ayrımcılık ve şiddet dolu bir eylemin kurbanı haline gelirken, bu durum toplumun genelinde bir korku ve güvensizlik ortamı yaratıyor. Son yıllarda artan kadın ve çocuk cinayetleri, toplumsal huzurumuzu derinden sarsmaktadır. Her gün yeni bir kadın cinayeti haberi, yüreğimizi ağzımıza getiriyor. Bu gelişmelerin ardı arkası kesilmiyor ve her geçen gün daha karamsar durum haline geliyor.</p>

<p>Kadın cinayetlerinin önlenmesi için güçlü kararlar alınmalı ve eğitim programları düzenlenmelidir. Zira kadının yaşam hakkı, bilimin ortak değerleri ile devamlı hale gelebilir. Yoksa daha fazla kadın ölüm haberleri ile karşılaşmak zorunda kalacağız. Burada hükümete ve muhalefet partilerine büyük işler düşmekte taciz vb. olaylar için daha büyük yaptırımlar uygulanmalı ve çocuklara karşı yapılan eylemlerde ise kesinlikle idam cezası getirilmelidir.</p>

<p>Özellikle çocuk cinayetlerinin arttığı ve çocukların ortadan yok edilmeye çalışıldığı, ayrıca bu cinayetlerin çoğunluğunun 18. günde bulunması da toplum tarafından garip bir şekilde karşılanmakta. Bu durum, cinayetlerin işleyişinin şekline dair kaygı verici ve profesyonel cinayetler olarak karşımıza çıktığını gösteriyor. Belki de olay sonrası delilleri yok etmek veya mevcut otopsi de delillerin çıkmasını engellemek olarak görüle bilinir.</p>

<p>Bu tür olayların önüne geçilmesi için herkese büyük görevler düşmekte özelikle daha ahlaklı, merhametli ve sağlıklı bireylerin yetiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları ve çocuklar konusunda daha etkin eğitim programlarının düzenlenmesi ve caydırıcı cezalar uygulanması gerektiğini her zaman dile getiriyorum.</p>

<p>Bir diğer önemli sorun ise ataerkil toplumlarda erkeklerin kutsal bir varlık olarak algılanıp kızların yok sayılması olayıdır. Erkeklerin sünnet törenleri büyük bir coşkuyla kutlanırken, erkek çocukları genellikle toplumların önüne çıkarılıp kutsallık atfedilmesi, ilerleyen yıllarda büyük sorunların patlak vermesine sebep oluyor. Sonra da bazıları "Erkeksin, her şeyi yapabilirsin" anlayışı ile çocukları hayatın içine salıyorlar ve bunlar zamanla Türkiye’nin temel sorunları haline geliyor.</p>

<p>Bir diğer sıkıntı ise geri kalmış toplumlarda erkek çocuk dünyaya gelince kutlamalar yapılırken, kız çocukları için "Yeniden çocuk yaparsınız, sorun değil" gibi bir anlayışın olması bizleri ziyadesiyle üzüyor.</p>

<p>Aynı zamanda bazı toplumlardaki ataerkil yapı kadınları ve çocukları susturuyor ve onlara yönelik suskun kalmalarını istiyor. Kadınlar evlendiklerinde "Artık sen o aileye aitsin, biz karışmıyoruz" anlayışıyla karşılaşıyorlar. Bu durum kadınların hissiyat kaybına ve toplumsal hayatın dışında kalmalarının ve dışlanmalarına neden oluyor. Kadınların haklarına sahip çıkmaları ve toplumsal hayatta kalmaları için yeterli eğitimin verilmesi ve ağır düzenlemeler yapılması gerekiyor.</p>

<p>Bakıldığı zaman, Ağrı ilimiz gibi bölgelerde kadınlara miras payı verilmemesi durumu son derece üzücü. Aileler, "Elin evindesin" diyerek kadınları dışlıyor. Evlendikleri erkeğin ailesi tarafından dışlandıkları için kadınlar ekonomik bağımsızlıklarını kaybediyorlar. Bu durum, kadınların toplumsal hayatta daha da yalnızlaşmasına yol açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p> </p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Köşe Yazısı, Ağrı</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-kadin-cinayetleri-ve-ataerkil-toplumun-yansimasi-1</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Oct 2024 12:34:03 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2024/10/Screenshot_20241016_093140_com.microsoft.office.officehubrow_edit_406942617188664-jpg.webp" type="image/jpeg" length="54198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yavuz Donat’ın Kaleminden… ALANYA]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/yavuz-donatin-kaleminden-alanya-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/yavuz-donatin-kaleminden-alanya-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> </p>

<p>Lara... Belek... Side... Manavgat... Türkler... Ve Alanya'dayız.</p>
<p>Sarı yaz... Turizm sezonu devam ediyor... Oteller de boş oda yok. Lonicera Hotels... 5 bin yatak... Doluluk... "Patron" söyledi... Uğur Sipahioğlu:</p>

<p> </p>

<p>"Yüzde 100." Turistler... Denizde... Yüzme havuzlarında.</p>
<p>Otelin lobisi... "Bavul mağazası" gibi... Gelen turistlerin, memleketine dönen turistlerin bavulları.</p>

<p> </p>

<p>Hulusi Şahin... Antalya Valisi... Dedi ki:</p>
<p>"Rekorlar kırıyoruz."</p>
<p>Turizmin başkenti, bütün zamanların rekorunu kırıyor. ***</p>

<p> </p>

<p>"Birleşmiş Milletler gibi"</p>

<p>Siyaset... Erken seçim... CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı kim olacak?.. Süper lig... Geçiniz... Gündemde bu konular yok.</p>
<p>Sıcak gündem... Varsa, yoksa turizm.</p>
<p>Alanya... Türkiye'nin Riviera'sı.</p>

<p> </p>

<p>Nüfus... 350 binin üzerinde.</p>
<p>5 yıldızlı otel... 70'ten fazla.</p>
<p>Yatak kapasitesi... 200 bine yaklaşıyor.</p>
<p>140 ülkeden 50 bin kişi... Alanya'da yaşıyor... 27 bini mülk sahibi.</p>
<p>Tabelalar... Çok dilli.</p>
<p>Alanya... Birleşmiş Milletler gibi. ***</p>
<p>Özal... Rahmet istedi</p>

<p>Turgut Özal... 1983'te Başbakan oldu... Türkiye'yi dışa açan siyaset ve devlet adamı.</p>
<p>Turizm atağını o başlattı.</p>
<p>1983... Türk turizmi... 60 bin yatak.</p>

<p> </p>

<p>Aynı tarihte... Rodos adasının yatak sayısı da bu kadar... 60 bin.</p>
<p>Bugün... Sadece Antalya 650 bin yatak.</p>
<p>Bunun 450 bini 4 yıldızlı... 5 yıldızlı.</p>
<p>Antalya... Manavgat... Alanya... Başka bir dünya. ***</p>

<p>Konut piyasası</p>

<p>Türkiye'de... Nüfusa göre en çok inşaat ruhsatı verilen yerlerden biri... Alanya.</p>
<p>İlçenin sahil bandı... 70 kilometre.</p>
<p>Bölge... Şantiye gibi.</p>
<p>Abdullah Tuncer... Alanya Emlak Komisyoncuları Dernek Başkanı.</p>
<p>Sohbet ettik... Birkaç satırbaşı:</p>

<p> </p>

<p>● Türkiye genelinde son 10 Yılda yabancılara satılan konut... 380 bin.</p>
<p>● İlk sırada İstanbul... İkinci sırada ise Antalya.</p>
<p>● Alanya'da... Konut sahibi olan yabancılarda... "Birincilik Ruslar da."</p>
<p>● Sahil bandında... 2+1 konut... "3 milyona da var, 10-15 milyona da."</p>
<p>● Abdullah Tuncer "Gazipaşa- Kargıcak'ta" ev satmış... 3+1... Denize sıfır... 150 metrekare... Site içinde... "1milyon 125 bin Euro." ***</p>
<p>Büyük sorun</p>

<p>Uğur Sipahioğlu'nun turistik tesislerinde 2 bine yakın insan çalışıyor... Yerli ağırlıklı.</p>
<p>Yabancı çalışanlar da var.</p>
<p>Örneğin... Kırgızistan'dan... 222 kişi... Kadın, erkek.</p>
<p>Uğur Bey, "Personel bulamıyoruz ki" dedi.</p>
<p>Sorun... Sadece Uğur Sipahioğlu'nun değil... Sektörün sorunu.</p>
<p>Sorduk... "Neden?"</p>
<p>Sipahioğlu'nun yanıtı uzun... Özeti:</p>
<p>- Yeni nesil... Z kuşağı... Masa başı iş istiyor... Devlette, belediyede çalışmak arzusunda.</p>
<p>"Uğur Sipahioğlu/ Lonicera Grubu" akademi kurmuş. ***</p>

<p>İsrail'e tepki</p>

<p>Sokak tepkili... Sahillerde de tepki var, iç kesimlerde de.</p>
<p>Alanya da tepkili, Akseki de.</p>
<p>Yabancılar... Evet, onlar da tepkili.</p>
<p>Savaşı kimse istemiyor.</p>
<p>Ama geldik... Geziyoruz... Ve görüyoruz ki Ortadoğu'daki yangın bölge turizmini etkilemiyor. ***</p>
<p>Küresel medya buluşması</p>

<p>Küresel Gazeteciler Konseyi'nin toplantısı... Yerli, yabancı gazetecilerin buluşması.</p>
<p>Dünyanın 30 ülkesinden, Türkiye'nin 60 ilinden... Yazılı ve görsel medyadan... 150 kişi.</p>

<p> </p>

<p>Etkinlik kapsamında bir de "medya paneli" vardı.</p>
<p>Moderatörü... Meclis Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Hüseyin Yayman.</p>
<p>Yayman... Açılış konuşmasında dedi ki:</p>

<p>● Dijital bir çağ başlamıştır.</p>

<p> </p>

<p>● Dijital bilgiye sahip olan geleceğe sahip olur.</p>
<p>● Dijitalleşme artık ulusal güvenlik ulusal güvenlik sorunu haline gelmiştir.</p>
<p>● Türkiye dijitalleşme konusunda dünyanın ilk 10 ülkesi arasındadır.</p>
<p>● Faydasını daha çok konuşmak lazımdır. ***</p>

<p>Anadolu gündemi</p>

<p>Küresel medya buluşması vesile oldu... Türkiye'nin dört bir yanından gelen meslektaşlarla sohbet ettik.</p>
<p>Savaş Çokduygulu (Adana), Şerife Türkeş (Niğde), Halit Yılmaz (Kocaeli), Lütfi Karakuş (Edirne), Abdullah Biçer (Mersin), Mehmet Emin Güzbey (Afyonkarahisar), Aydın Tatar (Artvin), Nihat Aydın (Ağrı), İsmail Topal (Trabzon), Ahmet Oktay (Bartın), İsrafil Avcı Osmaniye), Hakan Yaman (Isparta), İkram Kali (Van), Cenap Kürümoğlu (Tekirdağ), Orhan Doğan (Edirne), Ercan Aslan (Batman) Celal Çiftçi (Şanlıurfa), Tarık Yılmaz (Yozgat), Muammer Başer (Nevşehir),Celil Acar (Aksaray),Hacı Odabaş (Çorum)... Ve daha pek çok isim.</p>
<p>Anket yaptık... Anadolu'da gündem.</p>
<p>Arkadaşlar... Değişik gündem maddeleri sıraladılar.</p>
<p>Fakat... Gördük ki... Ortak gündem...</p>
<p>Hepsinin seslendirdiği gündem aynı: Ekonomi. ***</p>
<p>Onur ödülü</p>

<p>Toplantıların ve panelin sonu...</p>
<p>Akşam yemeği... Ardından... Küresel Başarı Ödülleri.</p>

<p> </p>

<p>Ödül alanlar... Yerli, yabancı gazeteciler... Devlet adamları.</p>
<p>Ve... Alanya, Alaaddin Keykubat Üniversitesi Rektörü Profesör Kenan Ahmet Türkdoğan'ın elinden Onur ödülü bana verildi... Büyük onur.</p>
<p>Teşekkürler Küresel Gazeteciler Konseyi.</p>
<p>Teşekkürler... Konseyin Başkanı Mehmet Ali Dim.</p>

<p> </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p> </p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Köşe Yazısı, Güncel</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/yavuz-donatin-kaleminden-alanya-1</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 01:22:44 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2024/10/Screenshot_20241007_221752_com.microsoft.office.officehubrow_edit_124630780685059-jpg.webp" type="image/jpeg" length="85819"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mehmet Metiner’in Kaleminden… Siyaset-dava-nefis işleri]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-siyaset-dava-nefis-isleri-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-siyaset-dava-nefis-isleri-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> </p>

<p>Bazı sözlerin tekrarında yarar vardır. O yüzden izninizle aşağıdaki sözleri aynen aktarıyorum.</p>

<p>“Davalarını nefislerinin üstünde tutanlar, nefislerine ağır gelen imtihanlar karşısında susmayı tercih ederler. Uğradıkları haksızlıklar ne kadar ağır ve onur kırıcı olursa, davalarının selameti açısından susmasını bilirler.</p>

<p>Bazen bir çığlık atarlar, nefislerini davalarının üstünde tutanlara karşı. Birileri gerçeği görsün diye. Bir bakarlar ki o çığlık bile birileri tarafından davasına zarar verecek şekilde kullanılıyordur… Bu, onları daha da üzer…</p>

<p>Bir yandan “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır”, nebevî buyruğunu düşünürler, öbür yandan da bir haksızlığı dile getirirken birilerinin o bildirimi suistimal etmesinden korkarlar.</p>

<p>“Ya sabır!” çekerler, “Sabır, bismillah!” derler.</p>

<p>Elbette her şeyin bir vakti vardır, bilirler. Hesap sormanın da.</p>

<p>Bir yandan davalarının hukukunu korumaya çalışırlar, öbür yandan şahıslarının hukukunu.</p>

<p>O nefislerini her şeyin üstünde tutan insanlar, davalarını nefislerinden aziz tutan insanların alçak gönüllüğü karşısında onları zayıf zannedip hadsizlikte bulunurlar.</p>

<p>Dava adına hiçbir emekleri olmayan kibir abidelerinin siyasette baş tacı edildiği yerde dava adamlarının suskun kalmayacakları an geldiğinde, her şey değişir.</p>

<p>Siyaset bir dava adına yapılıyorsa, dava adamlarıyla heva adamları arasında fark gözetilmelidir. Heva adamlarını dava adamlarının başına geçirirseniz, davayı heba edersiniz.</p>

<p>Dava adamları evin oğlu gibidirler. Evlerine bir şey olmasın diye her fedakârlığı yaparlar. Heva adamları ise elin oğlu gibidirler. Bu gün buradalar, yarın oradalar. Nerede ne zaman olacaklarına hevalarıyla karar verirler.</p>

<p>Dava adamları göreve talip olmazlar. Göreve talip olanları veya yalnızca kendini her göreve layık görenleri dava adamı olarak görmezler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Görevi isteyene veren siyaset adamları kaybetmeye mahkûmdur.</p>

<p>Hangi göreve kimin layık olup olmadığına lider karar vermelidir. Önemli görevlere heva ve heves adamları atandığında Hak darılır, halk küser.</p>

<p>Hak nedir bilmeyen, dava nedir bilmeyen, tek amacı kârına kâr, şöhretine şöhret katmak olan heva adamları, sözüm ona liyakatlerinden dolayı dava adamlarının önüne ve üstüne geçirildiğinde erdem ve ahlak küser göçer o diyardan.</p>

<p>Hasbilik yerini hesabiliğe, harbilik yerini dalkavukluğa bırakır.</p>

<p>(Mehmet Metiner, Siyasi Erdemler Risalesi, s.146-148)</p>

<p> </p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Köşe Yazısı, Güncel</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-siyaset-dava-nefis-isleri-1</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Sep 2024 14:13:54 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2024/06/IMG_6346-jpeg.webp" type="image/jpeg" length="61831"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mehmet Metiner’in Kaleminden… Milletin iradesi” mi en üst iradedir yoksa “kurucu irade” mi?]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-milletin-iradesi-mi-en-ust-iradedir-yoksa-kurucu-irade-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-milletin-iradesi-mi-en-ust-iradedir-yoksa-kurucu-irade-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> </p>

<p>Evvela belirtmek isterim ki “kurucu irade” uydurulmuş bir tanımdır.</p>

<p>İktidarı elinde tutanların kendi ideolojik iktidarlarına hukukî kılıf oluşturmak için uydurdukları bir irade türüdür.</p>

<p>Bir tür hâkimiyet tesisi ve dayatma aracıdır.</p>

<p>Cumhuriyete ve cumhuriyet üzerinden millete kendi ideolojilerini giydirmek isteyenlerin uydurdukları bir palavradır.</p>

<p>“Halk için halka rağmen!” zihniyetinin öteki adıdır.</p>

<p>Cumhuriyetin sahibi millettir.</p>

<p>En üst irade de milletin iradesidir.</p>

<p>Hakimiyet de bilâ kaydü şart, yani kayıtsız şartsız milletindir.</p>

<p>Milleti değil kendilerini cumhuriyetin sahibi olarak gören azınlıkçı bir iktidar elitinin söylediklerine veya yapıp ettiklerine “kurucu nesil” veya “kurucu irade” kavramsallaştırmaları üzerinden kutsiyet veya dokunulmazlık atfetmek ne cumhuriyetin ne de demokrasinin ruhuyla bağdaşır.</p>

<p>Milletin hâkimiyetini kayıtlara ve şartlara bağlamak isteyenlerin cumhuriyetçilik ve demokratlık iddiaları hükümsüzdür.</p>

<p>Kim ki teorik olarak milletin iradesini değil kurucu irade diye tanımladıkları şeyi en üst irade olarak kabul ediyorsa bilesiniz ki onların kafasındaki cumhuriyet ideolojik ve baskıcı bir cumhuriyettir. Başka bir deyişle millete rağmen bir cumhuriyetçiliktir.</p>

<p>Cumhuriyet demek, cumhurun, yani milletin yönetimi demektir.</p>

<p>Millet kendisi için neyin gerekli olup olmadığını bilir.</p>

<p>Kendini kiminle hangi anlayış temelinde yönetmesi gerektiğini de bilir.</p>

<p>Milleti bu anlamda reşit olarak görmeyen siyasal elitistler milleti millete rağmen yönetmeyi hatta milleti kendi ideolojileri doğrultusunda değiştirip dönüştürmeyi vazife olarak görürler.</p>

<p>İktidar gücüyle gerekirse yeni bir millet oluşturma yoluna giderler.</p>

<p>Mevcut milleti beğenmiyorlarsa kendi beğenilerine uygun yeni bir millet inşa etmeye kalkışırlar.</p>

<p>“Kurucu nesil” veya “kurucu irade” işte bu noktada gereksinim duyulan bir meşrulaştırma aracıdır.</p>

<p>Bunun böyle olması gerektiğine CHP’nin inanmasına bir diyeceğimiz yok. Ama bu anlayışın “Milletin iradesi üstünde başka bir irade tanımıyorum. Söz de karar da milletindir. Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Millete dayatılan ideolojik ve kurumsal vesayete izin vermeyeceğiz!” diyenlere bugün “kurucu nesil” veya “kurucu irade” gibi kavramlar üzerinden giydirilmek istenmesi elbette manidardır. Asıl üzücü olan ise ömrünü “millet iradesinin hakimiyeti” için mücadele etmiş olanların bizi biz olmaktan çıkartacak bu ideolojik operasyon karşısında suskun kalmayı tercih etmeleridir.</p>

<p>Bilesiniz ki iddiası olmayanın kendisi zaten olamaz.</p>

<p>Başkalarının iddialarını bizim iddialarımıza dönüştürmek isteyen “ev zencileri”nin bizden duydukları rahatsızlık ise manidardır.</p>

<p> </p>
<h5>DEĞİŞTİRİLMEZLİK İLKESİ NEYİ KAPSIYOR?</h5>
<p>Biz darbeci Kenan Evren anayasasıyla ideolojik kapsamı 6 okla biçimlenmiş maddelerin ilk defa “değiştirilmesi teklif edilemez” ibaresiyle cumhuriyetin nitelikleri denilerek dokunulmazlık kisvesine büründürüldüğünü söylerken içimizden birileri “değiştirilmezlik ilkesi”nin 24 ve 61 anayasalarında da var olduğunu söyleyerek nedense bizi yalanlama yolunu seçebiliyor. İşin üzücü yanı, bunu tıpkı o Erdoğan düşmanı cephenin “kurucu irade” kavramı üzerinden yapma yoluna gitmesi. Yani o cephenin ideolojik mühimmatıyla bizi vururken kendinin de zihnen onlardan farklı olduğunu göstermeye çalışması. Bizi kendince “okumadan-anlamadan iddialı çıkışlar” yapmakla suçlayıp kendince itibarsızlaştırmaya çalışırken kendi itibarının onay mercii olarak da o birilerini görmesi. Bilsin isterim ki biz itibarımızı kendi duruşumuzdan ve 15 Temmuz ruhunun sahibi olan aziz milletimizden alanlardanız. İtibar peşinde koşanlardan da değiliz.</p>

<p>Okumadan-anlamadan konuşanlardan değiliz elbette. Ama varsa bir bilgi eksiğimiz onu hatırlatanlara da teşekkürü bir borç biliriz.</p>

<p>Madem gündeme taşındı bu “değişmezlik ilkesi”, o vakit bize hatırlattığı geçmişteki ilgili anayasa maddelerini biz de kendisine hatırlatalım. Okuyanlar da bilsinler ki anlamlı bir tartışmaya kapı aralamış olalım.</p>

<p>1924 ve 1961 anayasalarındaki “değiştirilmezlik ilkesi” sadece ve yalnızca Cumhuriyetle ilgilidir, nitelikleriyle ilgili değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte ilgili maddeler…</p>

<p>1924 anayasası 102. madde:</p>

<p>“İşbu kanunun şekli Devletin Cumhuriyet olduğuna dair olan birinci maddesinin tadil ve tagyiri hiçbir surette teklif dahi edilemez.”</p>

<p>1961 anayasası 9. madde:</p>

<p>“Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki Anayasa hükmü değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.”</p>

<p>Bu kadar açık ve net.</p>

<p>Bizim ilk defa 82 anayasasıyla dercedildi dediğimiz ise kapsamı genişletilmiş cumhuriyetin nitelikleridir. Tanımları dahi olmadığı için 6 ok zihniyetiyle yorumlanıp AK Parti gibi bir partinin dahi laiklik karşıtı olduğu iddiasıyla kapatılmak istenmesi gibi durumlar. 28 Şubat zulmünün gerekçesi olan yorumlar… Bütün bunlar mevcut anayasada olan o tanımı dahi olmayan ama iktidarda kim varsa onun anlayışına göre yorumlanan laiklik maddesi dolayısıyla oldu.</p>

<p>Bunları görmezlikten mi geleceğiz?</p>

<p>Yarın iktidara laikçi bir parti geldiğinde bu laiklik umdesi üzerinden tekrar o eski Türkiye’nin uygulamalarına, hatta 28 Şubat günlerine geri dönüşmeyeceğini garantisini kim verebilir.</p>

<p>O yüzden diyoruz ki, Cumhuriyetin değiştirilmezlik ilkesi yerindedir. Ama Cumhuriyetin nitelikleri yeniden milletin iradesi doğrultusunda özgürlükçü bir anlayışla yeniden yazılmalıdır.</p>

<p>Bu kadarını söylemeyi dahi Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığı olarak görüp suçlayanların cumhuriyetçilik anlayışları da, demokrasi anlayışları da sorunludur.</p>

<p>Kişisel fikrim bellidir: Bir idare şekli olarak Cumhuriyetin bizatihi kendisi, milli marş, resmi dil, bayrak ve ülkenin bölünmez bütünlüğü saklı kalmak şartıyla öteki maddeler demokratik-özgürlükçü bir anlayışla yeniden yazılmalıdır.</p>

<p>Başkentimizin Ankara olmasına elbette bir itirazım yok. Ama yarın şartlar değiştiğinde, savaş vb durumlar söz konusu olduğunda, millet iradesine göre pekâlâ başka bir başkentimiz olabilir. Başkentin değiştirilmesi teklif edilemez maddeler arasında zikredilmesi zaruret gereği doğru değil. Ama başkentin Ankara olduğu belirtilir. Tıpkı 1924 ve 61 anayasalarımızda belirtildiği gibi.</p>

<p> </p>
<h5>SORU ŞU</h5>
<p>Varsayalım ki millet iradesinin temsil organı olan TBMM’de milletvekillerinin kahir ekseriyeti Cumhuriyet yönetimimizin mevcut anayasadaki niteliklerinden bir kaçının değiştirilmesi ve bunun yerine milletin istediği yeni umdelerin anayasaya konulması teklifinde bulunsalar ve milletin meclisi de bunu kabul etse ne olur? Hatta daha ilerisini diyeyim: Mecliste kabul edilen bu anayasal değişiklikler referanduma götürüldüğünde millet tarafından onaylanırsa ne olur?</p>

<p>“Millet iradesi” bu yönde ortaya çıktığında “kurucu irade” adına darbe yapmayı meşru gören bir anlayış mı benimsenecek?</p>

<p>Merak ettiğim için soruyorum sadece.</p>

<p>Umarım soru sormayı da bu ülkede o birileri yasak kapsamına almaz.</p>
<h5>EZCÜMLE</h5>
<p>15 Temmuz gecesi “Milletin iradesi üstünde bir irade tanımıyorum” diyen Cumhurbaşkanımızın bu bahiste yaptığı iki uyarı önemlidir:</p>

<p>Ne sürece zarar verecek maksimalist taleplerde bulunmak ne de farklı fikirlerin önünü kesmek.</p>

<p>Millet iradesinin üstüne başka bir kurucu irade koyup CHP’nin 6 ok amentüsünü kurucu devlet ideolojisi gibi tartışma dışı tutmak, demokratlık ve muhafazakârlık iddiamızın inkârı olur.</p>

<p>İtirazımız, millet iradesini vesayet altında tutmaya çalışan yanlış Cumhuriyetçilik ve Atatürkçülük anlayışınadır. Bizatihi Cumhuriyet’e ve Atatürk’e değil!</p>

<p> </p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Köşe Yazısı, Güncel</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/mehmet-metinerin-kaleminden-milletin-iradesi-mi-en-ust-iradedir-yoksa-kurucu-irade-mi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Sep 2024 18:25:18 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2024/06/IMG_6346-jpeg.webp" type="image/jpeg" length="94596"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nihat Aydın’ın Kaleminden… Ağrı’nın Saklı Güzellikleri: Tanıtımda Bir Boş Vermişlik]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrinin-sakli-guzellikleri-tanitimda-bir-bos-vermislik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrinin-sakli-guzellikleri-tanitimda-bir-bos-vermislik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarihi ve doğal güzellikleriyle dolu bir şehir olan Ağrı, maalesef yeterince tanıtılmıyor. Şehirde hissedilen boş vermişlik ve kokuşmuşluk bu potansiyelin ortaya çıkmasını engelliyor. Herkes sus pus olmuş, ne yazık ki doğal ve tarihi alanlarımızın güzellikleri göz ardı ediliyor.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde izlediğim “Atiye” ve “Şahmaran” dizileri, şehirlerin nasıl etkileyici bir şekilde tanıtılabileceğini gözler önüne serdi. Peki neden Ağrı’nın güzellikleri de benzer bir şekilde öne çıkarılmıyor? Ağrılı iş insanları neden bu fırsatı değerlendirmiyor? Örneğin, İshak Paşa Sarayı hakkında kısa bir dizi çekmek için film platformlarıyla iş birliği yapılamaz mı? Ağrı Valiliği ile Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, şehir tarihini ve doğal güzelliklerini tanıtmak için özel etkinlikler düzenleyemez mi? Ağrı Turizm İl Müdürlüğü ile protokoller yaparak, şehir turizmini canlandırmak mümkün değil mi?</p>

<p>Doğal ve şifa kaynağımız olan Diyadin Kaplıcaları da yeterince tanıtılmıyor. Yol durumları içler acısı. Bu alanı, Denizli’nin Karahayıt kaplıcaları gibi modern bir hale getirmek için kimsenin sesi çıkmıyor. Diğer taraftan, dini açıdan büyük öneme sahip olan Ahmed-i Hani Türbesi’nin etrafı da son zamanlarda oldukça kirlenmiş durumda. Bu alanın yeniden düzenlenmesi için neden bir adım atılmıyor?</p>

<p>Ağrı Dağı, doğal güzelliklerin en göz alıcı örneklerinden biri. Ancak neden yeterince tanıtılmadığını sorgulamadan edemiyorum. Türkiye’nin en yüksek göllerinden biri olan Ağrı Balık Gölü’ne neden doğa kampları düzenlenmiyor? Geçenlerde Taşlıçay üzerinden geçerken yolların berbat olduğunu gördüm; turist bu yoldan neden göle gitsin ki…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ağrı’nın tanıtımı için daha fazla çalışma yapılmalı. İshak Paşa Sarayı’nın daha çok ön plana çıkarılması için diğer şehirlerin yaptığı gibi bir yemek programı düzenlenemez mi? Eraslan ailesinin gerçekleştirdiği etkinlikler sayesinde şehir tanıtımına bir nebze katkı sağlanmaya başlandı, ancak bu yeterli değil. Şehrimizin potansiyeli, milyonlarca turisti ağırlayabilecek kadar büyük.</p>

<p>Önerilerimiz çok; şimdi sıra iş insanlarımızda. Acaba bu şehir için bir şeyler yapmaya kim el atacak?</p>

<p>Bekleyip göreceğiz…</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Köşe Yazısı, Ağrı</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-agrinin-sakli-guzellikleri-tanitimda-bir-bos-vermislik-1</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Sep 2024 14:40:03 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2024/09/Screenshot_20240919_113243_com.microsoft.office.officehubrow-jpg.webp" type="image/jpeg" length="15566"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zeki Canşi’nin Kaleminden… “Genç subaylar rahatsızmış”]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/zeki-cansinin-kaleminden-genc-subaylar-rahatsizmis-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/zeki-cansinin-kaleminden-genc-subaylar-rahatsizmis-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hatırlarsanız, 23 Mayıs 2003 tarihli Cumhuriyet'in manşetinde yer alan, "Genç Subaylar Rahatsız" kışkırtıcı haberi üzerine o zaman da Sayın Recep Tayyip Erdoğan "Gerginlik yaratmaya çalışanlar var" şeklinde yorumlamıştı ve tepki göstermişti.</p>

<p>Zamanın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün 26 Mayıs 2003 günü yapacağı toplantıda yorumlanması beklenen genç subayların Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarından ve bu iktidarın icraatlarından rahatsız oldukları yolunda haber ve bu haberin yarattığı gergin durum, uzun süre ülkenin gündemini meşgul etmişti.</p>

<p>Şimdi buna benzer operasyonel provalar kılıçlar çekilerek "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" naralarıyla yine nüksetti.</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanının huzurunda okunan yemin metni neydi?</p>

<p>İşte size o metin:</p>

<p>“Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada her zaman ve her yerde milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle, hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve amirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu Türk Sancağı'nın şanını canımdan aziz bilip icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatımı feda eyleyeceğime namusum üzerine and içerim.”</p>

<p>Evet, Kara Harp Okulu’nun olaylı mezuniyet töreninin resmi kısmında dönem birincisi Ebru Eroğlu, mezun 970 teğmene Cumhurbaşkanı’nın önünde bu andı okutmuştu.</p>

<p>Bir saat sonra yine aynı dönem birincisi, Cumhurbaşkanı’nın ve resmi protokolün tören alanından ayrılmasından sonra, törenin yapıldığı sahanın ortasında toplanan, kılıçlarını birbirine çatan ve “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye slogan atan 300-400 teğmene şu andı okuttu:</p>

<p>“Ant içeriz ki laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, yüce Türk ulusunun namus ve şerefine, aziz vatanın bir karış toprağına uzanacak eller karşısında bizi bulacak ve kılıçlarımız daima keskin ve hazır olacaktır. Bizler Türk istikbalinin evlatlarıyız. Şerefimizle doğduk, şerefimizle yaşayacağız, şerefimizle öleceğiz. Ne mutlu Türküm diyene!”</p>

<p>Bu son ant resmi bir metin değil. İddialara göre yazarı eski bir Özel Kuvvetler Komutanı.</p>

<p>1990’larda, belki de 80’lerde bu ant Harp Okulları’nın mezuniyet törenlerinin resmi tören kısmında dönem birincisi tarafından mezun teğmenlere okutuluyordu.</p>

<p>İlk ne zaman okunmaya başlandı o da muamma.</p>

<p>2000’li yılların ortalarında asker-AK Parti krizi yükselirken her harp okulu mezuniyet töreninde, genç teğmenlerin Erdoğan, Gül gibi AK Partili isimlerin de katıldığı törenlerde bu andı okuması “mesaj”, “laikliğe bağlılık” yemini olarak haber olurdu.</p>

<p>Bu gayri resmi andın, resmi anda göre fazlasıyla siyasi, saldırgan ve kışkırtıcı olduğu açık.</p>

<p>Değerli dostlar, ordu bizim ordumuz. Asker bizim askerimiz ve görev ve yetkileri yasalarla belirlenmiştir.</p>

<p>Peki askerin görevi nedir?</p>

<p>Asker; orduda görevli, erden mareşale kadar rütbeye sahip kişi.</p>

<p>Askerlik yükümlülüğü altına giren şahıslar (erbaş ve er) ile özel yasalarla silahlı kuvvetlere katılan ve resmî bir kıyafet taşıyan kişilerdir.</p>

<p>Askerlerin aslî görevi ülkelerinin topraklarını iç ve dış tehditlere karşı savunmaktır.</p>

<p>Neymiş?</p>

<p>Demek ki askerin asli görevi: ülkenin topraklarını iç ve dış tehditlere karşı savunmakmış; durumdan vazife çıkararak idarecilere, siyasilere ve hele ki başkomutana gözdağı ve yanaşık düzen eğitimi vermek ya da format atmak değilmiş.</p>

<p>Bu millet, gerek 28 Şubat sürecinde ve gerekse 15 Temmuz'da balans ayarcılarına ve "yurtta sulh" nutuklarıyla fitne tohumu ekenlere gereken cevabı vermiştir.</p>

<p>Ordu milletin göz bebeğidir ve erinden mareşaline kadar gelmiş-geçmiş topyekün olarak ayırımsız hepsi Türkiye cumhuriyeti hudutları dahilinde yaşayan aziz milletimizin askeridir.</p>

<p>Zira, Mustafa Kemal de öyle idi.</p>

<p>Asker, hiç bir şahsın askeri değildir, olamaz ve olmamalıdır!</p>

<p>O korsan bildiriyi okutma emrini veren ve okutan her kimse, CHP'nin sahiplenmesine rağmen görevden el çektirilmelidir!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Neden CHP'nin sahiplenmesine rağmen diyorum?</p>

<p>Çünkü CHP, her zamanki CHP ve herhalükârda darbe heveslilerin yanında yer alıyor. Bu da kendileri açısından bir demokrasi ayıbıdır.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Köşe Yazısı, Güncel</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/zeki-cansinin-kaleminden-genc-subaylar-rahatsizmis-1</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Sep 2024 16:24:44 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2024/05/Screenshot_20240820_225259_com.microsoft.office.officehubrow_edit_184807887767778-jpg.webp" type="image/jpeg" length="17562"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nihat Aydın’ın Kaleminden… Şehirlerin Soğuyan Kalbi: Toplumdan Bireye Dönüşüm]]></title>
      <link>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-sehirlerin-soguyan-kalbi-toplumdan-bireye-donusum-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-sehirlerin-soguyan-kalbi-toplumdan-bireye-donusum-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şehirler gibi insanlar da değişmeye başladı. Bir zamanlar toplumsal bağların güçlü olduğu, komşuluk ilişkilerinin sıcak ve samimi olduğu şehirler, modernleşmenin getirdiği değişimlerle farklı bir boyuta evrildi. Belki de yaşam alışkanlıklarımızı, yaşadığımız şehirler belirlemeye başladı. Toplum psikolojisinin yerini birey psikolojisinin aldığı, şehirlerin sosyal yapılarının değiştiği bir dönemde yaşıyoruz.</p>

<p>Günümüzde şehirler büyüdükçe, insanlar daha küçük evlerde, geniş aile yapılarından ziyade çekirdek ailelerle yaşamaya başladı. Eskiden aynı binayı paylaşan komşular birbirlerine selam verirken, şimdi bu tür basit sosyal etkileşimler neredeyse yok oldu. Şehirler ve ülkeler büyüdükçe, teknolojinin etkisiyle büyük köyler haline gelmeye başladı. İnsanlar teknolojinin getirdiği kolaylıklar ve sosyal medya platformları aracılığıyla birbirlerine daha uzak bir hale geldiler. Duygular yerini mantığa bıraktı; saygı ve sevgi, aklın ve çıkarların ön planda olduğu bir dünyada yavaşça unutulmaya başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tahammülsüzlük ve hoşgörüsüzlük, modern şehirlerin karakteristik özellikleri haline geldi. Artık şehirlerin, politik görüşlerin ve farklı insan tiplerinin tartışıldığı arenalar haline geldiğini görmekteyiz. Ne zaman bu hale geldik? Bir zamanlar kardeşçe, samimi ve saygılı ilişkilerin olduğu şehirlerde, bugün birbirimize tahammül edemeyen bireyler olduk.</p>

<p>Şehirler insan hayatının ayrılmaz bir parçası ve bir bütün olarak kabul edilmelidir. Ancak günümüzde şehirler, duygudan yoksun bir hale getirilmiş durumda. Şehirler, insanın duygularına ve duygusallığına hitap etmeyi unutmamalı; zira şehirler de bir bütün olarak insan gibi duyguların ve sosyal etkileşimlerin önemini kavramalıdır. Modern yaşamın getirdiği bu duygusal boşluk, hem şehirleri hem de bireyleri etkileyen bir paradoks yaratmaktadır. Belki de şehirler, duygusal bağlantıların yeniden inşa edilmesine ve toplumsal bağların güçlendirilmesine ihtiyacımız olduğunu anlamalıdır.</p>

<p>Bir toplumun ruhunu ve karakterini en belirgin şekilde ortaya koyan mekânlar olarak karşımıza çıkar şehirler. Dolayısıyla, şehirlerin yapısı ve atmosferi, onu şekillendiren insanların sosyal dinamiklerini, kültürel değerlerini ve toplumsal davranış biçimlerini yansıtmalıdır. Ancak şehirler, sadece bireylerin yansıması değil, aynı zamanda toplumsal ilişkileri destekleyen ve geliştiren mekanlar olmalıdır. Şehirler, bireylerin dengesiz, düzensiz veya saldırgan davranışlarını teşvik eden bir ortam sunmamalı; aksine, huzuru, uyumu ve yardımlaşmayı teşvik eden bir yapıya sahip olmalıdır.</p>

<p>O yüzden lütfen Ağrı’yı yeniden şekillendirirken acilen yeni bir imar planı hazırlanmalı ve yatay mimariye geçilmeli. Yoksa betondan duygusuz ve mimari acıdan sınıfta kalan yapılar ile daha da ucube bir şehir haline geleceğiz. Başka bir AĞRIMIZ yok sahip çıkalım.</p>

<p> </p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Köşe Yazısı, Ağrı</category>
      <guid>https://www.agrihurses.net/nihat-aydinin-kaleminden-sehirlerin-soguyan-kalbi-toplumdan-bireye-donusum-1</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Sep 2024 22:30:32 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrihursesnet.teimg.com/crop/1280x720/agrihurses-net/uploads/2024/09/Screenshot_20240904_192708_com.microsoft.office.officehubrow_edit_32535968504409-jpg.webp" type="image/jpeg" length="41267"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
