Türkiye’de il sayısının 81’den 106’ya çıkarılmasına yönelik tartışmalar yeniden gündeme gelirken, Ağrı açısından en dikkat çekici başlıklardan biri Patnos’un geleceği oldu. Van’ın Erciş ilçesinin il yapılması ihtimali, Ağrı’nın en büyük ilçelerinden biri olan Patnos’un yeni kurulacak Erciş iline bağlanıp bağlanmayacağı sorusunu da beraberinde getirdi.
Ağrı’nın iki büyük ilçesi var. Biri Doğubayazıt, diğeri Patnos. Bu iki ilçe de uzun yıllardır il olma hasretiyle anılıyor. Doğubayazıt bu konuda daha tarihsel, daha duygusal ve daha güçlü bir hafızaya sahip. Çünkü Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde Bayazıt vilayet merkeziydi. 1927 yılında vilayet merkezinin Karaköse’ye taşınmasıyla birlikte Doğubayazıt’ta “vilayetimizi geri istiyoruz” duygusu kuşaktan kuşağa aktarılan bir talebe dönüştü.
Doğubayazıt’ın bu talebi yalnızca nostaljik bir söylemden ibaret kalmadı. Zaman zaman ciddi çıkışlar yapıldı, iş insanları ve kanaat önderleri Ankara nezdinde kulis yürüttü, siyasetçiler bu başlığı gündemde tuttu. Merhum milletvekili Dr. Yaşar Eryılmaz’ın da Doğubayazıt’ın il olma talebi konusunda önemli çalışmalar yaptığı biliniyor. Ancak Gürbulak Sınır Kapısı, ticaret potansiyeli, turizm zenginliği, İshak Paşa Sarayı, Ağrı Dağı, Nuh’un Gemisi inancı ve jeopolitik ağırlığına rağmen Doğubayazıt bugüne kadar il olma hedefine ulaşamadı.
Bu noktada Doğubayazıt’ın ekonomik ve stratejik potansiyeli kadar seçimlerde ortaya çıkan siyasal tercihlerin de Ankara’daki değerlendirmelerde etkili olduğunu düşünmek gerekir. Çünkü Türkiye’de il yapma kararları yalnızca nüfus, ekonomi ve coğrafya üzerinden alınmaz. Siyasi iklim, oy davranışı, bölgesel denge ve merkezi idarenin stratejik beklentileri de bu tür düzenlemelerde etkili olur.
DOĞUBAYAZIT’IN İL OLMASI AĞRI İÇİN BÜYÜK KAYIP OLURDU
Doğubayazıt’ın il olması, Ağrı açısından ciddi bir kayıp anlamına gelir. Çünkü Doğubayazıt yalnızca büyük bir ilçe değildir. Ağrı’nın dış dünyaya açılan kapısıdır. Gürbulak Sınır Kapısı üzerinden uluslararası ticaretin merkezlerinden biridir. Turizmde Ağrı’nın en güçlü markasıdır. İshak Paşa Sarayı, Ağrı Dağı, Ahmed-i Hani Türbesi, tarihi ve kültürel mirasıyla ilin tanıtım gücünü sırtlayan ilçelerin başında gelir.
Doğubayazıt’ın Ağrı’dan ayrılması, kentin turizm, ticaret, sınır ekonomisi, kültürel kimlik ve marka değeri açısından büyük bir boşluk oluşturur. Ağrı’nın Türkiye’de ve dünyada bilinirliğini sağlayan önemli unsurların büyük bölümü Doğubayazıt üzerinden okunmaktadır. Bu nedenle Doğubayazıt’ın il yapılması Ağrı için yalnızca nüfus kaybı değil, aynı zamanda prestij, ekonomi ve gelecek vizyonu kaybı olur.
Patnos meselesi ise daha farklı bir zeminde tartışılıyor. Patnos’un il olma hayali de uzun yıllardır var. Özellikle geçmiş dönemlerde ciddi kamu yatırımları alması, nüfus yapısı ve bölgesel hareketliliği nedeniyle “Patnos il olabilir” söylemi sık sık gündeme geldi. Ancak bugün gelinen noktada Patnos’un doğrudan il yapılma ihtimalinden çok, Erciş’in il olması halinde yeni kurulacak idari yapıya bağlanıp bağlanmayacağı tartışılıyor.
Bu tartışma Ağrı açısından ilk bakışta kayıp gibi görünse de, daha derin bakıldığında farklı sonuçlar ortaya çıkıyor.
PATNOS AĞRI’YA MI DAHA YAKIN, ERCİŞ’E Mİ?
Patnos, idari olarak Ağrı’ya bağlı olsa da günlük hayat pratikleri bakımından uzun süredir Erciş, Van, Ahlat ve Tatvan hattıyla güçlü ilişki kuran bir ilçedir. Alışveriş, sosyal yaşam, sağlık tercihi, ticari ilişkiler ve bölgesel hareketlilikte Patnos’un yönü çoğu zaman Ağrı merkezden çok Erciş ve Van hattına dönüktür.
Ağrı merkezle Patnos arasındaki ilişki büyük ölçüde bürokratik işlemler üzerinden yürümektedir. Valilik, adliye, bazı kamu kurumları ve resmi işlemler söz konusu olduğunda Patnos’un Ağrı ile bağı öne çıkar. Ancak gündelik hayat, ticaret, sosyal temas ve ulaşım alışkanlıkları açısından Patnos’un Erciş ve Van hattıyla daha bütünleşik bir yapısı vardır.
Bu nedenle Erciş’in il olması halinde Patnos’un bu yeni yapıya bağlanması, sosyolojik ve coğrafi açıdan tamamen yabancı bir ihtimal değildir. Fakat bu ihtimal yalnızca mesafe üzerinden değerlendirilmemelidir. Patnos’un Ağrı’dan ayrılması, Ağrı’nın nüfusunu, milletvekili sayısını, kaynak dağılımını ve siyasi dengelerini etkileyecek bir sonuç doğurur.
Patnos’un ayrılması halinde Ağrı’nın nüfusu 400 binin altına gerileyebilir. Bu durumda Ağrı’nın mevcut 4 milletvekili sayısının 3’e düşmesi kuvvetle muhtemel hale gelir. Milletvekili sayısındaki azalma ilk bakışta Ağrı açısından önemli bir kayıp gibi görünür. Ancak meseleyi yalnızca sayı üzerinden okumak eksik olur.
Çünkü Patnos’un Ağrı içindeki nüfus ve siyaset ağırlığı, yıllardır ilin genel siyasal dengesi üzerinde belirleyici bir etki oluşturdu. Ağrı siyasetinde Patnoslu siyasetçilerin etkisi güçlü oldu. Milletvekilliği, parti yönetimleri, il başkanlıkları ve yerel siyasal dengeler içinde Patnos önemli bir merkez haline geldi. Bugün de hem iktidar hem muhalefet cephesinde Patnos kökenli siyasi aktörlerin ağırlığı hissediliyor.
Patnos’un Erciş’e bağlanması halinde Ağrı’nın milletvekili sayısı azalabilir ancak Ağrı merkezli siyaset üzerindeki Patnos etkisi de önemli ölçüde sona erer. Bu durum bazı çevreler için kayıp, bazı çevreler için ise Ağrı merkez ve diğer ilçeler açısından yeni bir denge anlamına gelebilir.
YATIRIM DENGESİ YENİDEN ŞEKİLLENEBİLİR
Patnos, Ağrı’nın en büyük ilçelerinden biri olduğu için kamu yatırımlarından doğal olarak önemli pay aldı. Nüfus büyüklüğü, hizmet ihtiyacı, sağlık, eğitim, emniyet, altyapı ve sosyal hizmet alanlarındaki talep, Patnos’a düzenli kaynak ayrılmasını zorunlu kıldı. Bu durum normaldir. Büyük ilçenin ihtiyacı da büyük olur.
Ancak Ağrı açısından bakıldığında, Patnos’a yapılan her büyük yatırım ilin genel yatırım hanesine yazıldı. Böyle olunca Ağrı merkez, Doğubayazıt, Eleşkirt, Tutak, Taşlıçay, Diyadin ve Hamur gibi diğer ilçelerin yatırım beklentileri zaman zaman ikinci planda kaldı. Özellikle siyasi ağırlığın Patnos ekseninde oluşması, yatırım önceliklerinin de bu hatta yoğunlaşmasına yol açtı.
Patnos’un Erciş’e bağlanması halinde Ağrı’ya gelen yatırım ve kadro planlaması yeniden şekillenebilir. Örneğin sağlık alanında Ağrı’ya tahsis edilen doktor, uzman, personel ve hizmet kapasitesi planlanırken Patnos artık Ağrı’nın yükü içinde değerlendirilmeyecek, yeni kurulacak Erciş ilinin sağlık planlaması içinde ele alınacaktır. Aynı durum öğretmen, polis, kamu personeli, altyapı yatırımları ve diğer hizmet başlıkları için de geçerli olabilir.
Bu durum Ağrı açısından yeni bir fırsat alanı oluşturabilir. Çünkü Ağrı’nın nüfusu düşse de hizmet planlamasında diğer ilçelere daha fazla odaklanma imkânı doğabilir. Ağrı merkez ve kalan ilçeler, daha dar ama daha yönetilebilir bir idari yapı içinde yatırım taleplerini daha görünür hale getirebilir.
Elbette burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Patnos’un ayrılması halinde Ağrı’nın genel nüfus gücü zayıflar, milletvekili sayısı düşer ve şehir psikolojisinde bir küçülme hissi oluşabilir. Bu küçülme duygusu hafife alınmamalıdır. Bir ilin büyük ilçelerinden birini kaybetmesi kolay kabul edilecek bir durum değildir. Ancak Patnos’un Ağrı ile fiili bağının büyük ölçüde bürokratik düzeyde kaldığı, ekonomik ve sosyal yönünün Erciş-Van hattına daha yakın olduğu da görmezden gelinemez.
Bu nedenle Patnos meselesi duygusal tepkiyle değil, soğukkanlı bir idari ve siyasi analizle değerlendirilmelidir.
ERCİŞ’E BAĞLANMA PATNOS’A NE GETİRİR?
Patnos açısından en önemli soru şudur: Erciş’e bağlanmak Patnos’a daha fazla hizmet, daha yakın idare ve daha hızlı yatırım getirir mi?
Eğer Erciş il yapılırsa yeni bir il merkezi olarak kamu kurumları, altyapı, ulaşım, sağlık, eğitim, adliye, emniyet ve idari yatırımların merkezi haline gelecektir. Patnos, bu yeni ilin en büyük ve en önemli ilçelerinden biri olabilir. Erciş’e yakınlığı nedeniyle kamu hizmetlerine erişim bakımından bazı avantajlar elde edebilir.
Fakat bunun garantisi yoktur. Yeni kurulan illerde yatırımların önce il merkezine yoğunlaşması doğal bir sonuçtur. Erciş il olursa kamu binaları, yeni müdürlükler, valilik yapılanması, şehir altyapısı ve merkez yatırımları büyük ölçüde Erciş’e yönelecektir. Patnos, Ağrı içindeki güçlü ilçe konumundan çıkıp yeni Erciş ilinin önemli ama ikinci halkası haline gelebilir.
Bu nedenle Patnos halkı açısından mesele yalnızca “Erciş daha yakın” diye okunmamalıdır. Patnos, yeni idari yapıda hangi hakları, hangi yatırımları, hangi kamu kurumlarını ve hangi temsil gücünü elde edeceğini bilmek zorundadır. Aksi halde bu değişiklik, Patnos için beklenen faydayı üretmeyebilir.
AĞRI İÇİN ZOR AMA TARTIŞILMASI GEREKEN BİR BAŞLIK
Ağrı’da bu tür meseleler genellikle duygusal reflekslerle tartışılır. “İlçemiz gitmesin”, “Ağrı küçülmesin”, “Patnos bizimdir” gibi cümleler anlaşılabilir. Ancak idari değişiklikler yalnızca aidiyet cümleleriyle değerlendirilemez.
Doğubayazıt’ın il olması Ağrı için büyük bir kayıp olurdu. Çünkü Doğubayazıt, Ağrı’nın dışa açılan ekonomik, turistik ve tarihsel vitrini konumundadır. Patnos’un Erciş’e bağlanması ise farklı bir sonuç doğurur. Ağrı nüfus ve milletvekili sayısı bakımından kayıp yaşar ama yatırım, idari yük, siyasi denge ve hizmet planlaması bakımından yeni bir düzen kurma imkânı da elde edebilir.
Burada asıl belirleyici olan, çıkacak kanun teklifinin içeriği olacaktır. Türkiye’de seçim çevreleri, milletvekili sayıları ve idari bağlılıklar kanun ve YSK takvimiyle şekillenir. Seçim kanunlarında yapılan değişikliklerin seçimlerden önce uygulanabilmesi için zamanlama önemlidir. Bu nedenle il yapılacak ilçelerle ilgili teklifin ne zaman Meclis’e geleceği, hangi ilçeleri kapsayacağı, yeni illerin sınırlarının nasıl çizileceği ve Patnos’un durumunun bu metinde yer alıp almayacağı dikkatle takip edilmelidir.
Kulislerde Temmuz ayında taslak, sonrasında Meclis görüşmeleri ve yeni yılda idari düzenleme beklentisi konuşuluyor. Ancak resmi teklif ortaya çıkmadan kesin hüküm vermek doğru olmaz. Bugün yapılması gereken, Ağrı kamuoyunun bu ihtimali şimdiden tartışmasıdır.
Patnos Ağrı’da kalmalı mı? Erciş’e bağlanmalı mı? Ağrı bu değişiklikten ne kaybeder? Patnos ne kazanır? Doğubayazıt’ın il olma hasreti ile Patnos’un Erciş ihtimali aynı terazide mi değerlendirilmelidir?
Bu sorular kolay sorular değildir.
Ama şu gerçek ortadadır: Ağrı artık bu meseleleri hamasetle değil, veriyle, siyasetle, nüfusla, yatırım dengesiyle ve gelecek hesabıyla konuşmak zorundadır.