2026 yılı Ramazan ayı, bolluğu ve bereketiyle geldi. Ağrı’da Ramazan’ın maneviyatı sokak sokak hissediliyor. Ağrı Valisi Dr. Önder Bozkurt neredeyse her gün sahada; bazen bir iftar sofrasında, bazen bir garibanın evinde, bazen de ihtiyaç sahiplerinin yanında. İlçelerde belediyeler Ramazan sofraları kuruyor, yardım kolileri dağıtılıyor, sıcak yemekler ulaştırılıyor. Kızılay kapı kapı dolaşıp pide dağıtıyor, köylere kadar sıcak yemek götürüyor. Beşir Derneği, İHH, TÜGVA gibi birçok sivil toplum kuruluşu Ramazan’ın ruhuna uygun şekilde yardımlaşmayı ve merhameti sahaya yansıtıyor.
Ama bu şehirde sahada göremediğimiz bir kurum var: Ağrı Belediyesi.
Oysa yerel yönetimler, halka en yakın olması gereken kurumlardır. Belediye başkanı seçimle gelir, meclis üyeleri seçimle gelir. Yani görevleri doğrudan halka dokunmaktır. Ramazan ayı ise bunun en görünür olması gereken zamanlardan biridir.
Daha önce de yazdık. “Belediye neden bir iftar çadırı kurmuyor?” diye sorduk. Allah razı olsun, Ağrı Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla Nadiriye Camii’nde bir iftar alanı oluşturdu. Yolda kalanın, garibanın, fakirin gelip sıcak yemek yiyebileceği bir ortam hazırlandı. İbrahim Çeçen Vakfı öğrenciler için ücretsiz yemek verdi. Peki soralım: Ağrı Belediyesi için bunu yapmak gerçekten çok mu zordu?
Valilik sosyal belediyecilik sorumluluğunu üstlenmiş durumda. Vakıflar, dernekler, gönüllüler Ramazan’da insanların yanında. Ama seçilmiş yerel yönetimin sahada görünmemesi insanın aklına şu soruyu getiriyor: Belediye bu şehirde Ramazan’ı görmüyor mu?
Sayın Hazal Aras ve belediye yönetimine sormak gerekiyor. Bir gün bir garibanın evinde iftar yaptınız mı? Bir gün elinize bir yardım kolisi alıp bir ihtiyaç sahibinin kapısını çaldınız mı? Belediyenin imkânlarıyla bir Ramazan sofrası kurmak bu kadar mı zor?
Bugün İstanbul’un en sosyete semtlerinde bile “Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan” mahyaları asılıyor. Caddeler ışıl ışıl oluyor. İnsanlar Ramazan’ı hissetsin diye şehirler hazırlanıyor. Peki Ağrı’da neden bu atmosfer yok? Neden bu şehir Ramazan’ın ruhunu belediyesinden göremiyor?
Fatih Mahallesi’ne gidin, Yüzüncü Yıl Mahallesi’ne gidin, kenar mahallelere gidin. Bu insanların kapısını çalan kim? Çoğu zaman bir STK gönüllüsü, bazen bir vakıf çalışanı, bazen bir devlet görevlisi… Ama belediye nerede?
Bir Doğubayazıtlı vatandaşın söylediği sözler hâlâ kulaklarımızda:
“On bine yakın ailemiz var, bir tanesine kucak açılmamışken nedir bu 8 Mart sevginiz?”
Belki sert bir söz ama içinde büyük bir sitem barındırıyor. Çünkü insanlar jest değil, samimiyet görmek istiyor.
Ramazan ayı fırsattır. Merhametin, paylaşmanın, dayanışmanın en güçlü zamanıdır. Bu şehir bunu yaşıyor. Ama belediye yönetiminin bu tabloya uzak kalması Ağrı’da ciddi bir kırgınlık oluşturuyor.
Bu yüzden tekrar soruyoruz:
Uyan Ağrı, görmüyor musun?
Bu şehir Ramazan’ı yaşıyor. İnsanlar yardımlaşıyor. Devlet kurumları, vakıflar, gönüllüler sahada. Ama belediyenin bu sessizliği, bu vurdumduymazlığı bu şehre yakışmıyor.
Unutulmamalıdır ki siyaset sandıkla gelir, sandıkla gider. Halk her şeyi görür, her şeyi hafızasına kaydeder. Ve günü geldiğinde kararını da yine kendisi verir.