Nihat Aydın’ın Kaleminden... Tebessüm Eden Devletin İzleri


Ağrı Valisi Önder Bozkurt, göreve başlamasının ardından bu şehirde uzun süredir özlenen bir geleneği yeniden hayata geçirdi: düzenli medya bilgilendirme toplantıları. Sayın Valinin de açıkça ifade ettiği üzere bu buluşmalar aylık periyotlarla devam edecek ve kamuoyu doğru, şeffaf ve tarafsız biçimde bilgilendirilecek.

Bu adım, basit bir idari rutin olarak görülmemeli. Zira Ağrı’da uzun zamandır devlet ile toplum, medya ile idare, sivil yapılar ile kamu arasında hissedilen belirgin bir mesafe vardı. Önceki dönemde medya ve sivil toplumla ilişkiler dar bir çerçeveye sıkışmış, iletişim kanalları zayıflamış; bu durum yalnızca basını değil, kamunun toplumla kurduğu bağı da olumsuz etkilemişti.

Sayın Vali Bozkurt ise daha ilk günlerinden itibaren bu kısır döngüyü kırma iradesini net biçimde ortaya koydu. Medyayı, sivil toplum kuruluşlarını ve en önemlisi halkın bizzat kendisini yönetim sürecinin doğal paydaşı olarak gören bir anlayışla hareket ediyor. Devleti yalnızca talimat veren bir yapı olmaktan çıkarıp; dinleyen, temas eden ve çözüm üreten bir konuma taşıma çabası, Ağrı adına son derece kıymetlidir.

Bu yaklaşımı en iyi özetleyen cümle ise kendisine ait:
“Tebessüm etmeyen devlet anlayışı, yönetmeliklere mahkûm kalır.”

Gerçekten de yönetmelikleri uygulamak için vali olmaya gerek yoktur. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi her memur bunu zaten yapar. Ancak vali olmak; devletin sadece kurallarını değil, vicdanını, merhametini ve güler yüzünü de temsil edebilmektir. Devleti tebessüm ettirebilmektir.

Basın toplantısında verilen mesajlar bu anlayışın sahaya nasıl yansıyacağını da açıkça ortaya koyuyordu. Sayın Vali, kamu kurumlarında vatandaşla birebir temas eden birimlerde iletişim dili zayıf, vatandaşı inciten personelin ön yüzlerde görev almayacağını net bir dille ifade etti. Güler yüzlü, çözüm odaklı ve iletişim becerisi yüksek personelin bu alanlarda görevlendirileceğini vurguladı. Bu yaklaşım, yıllardır kamu kurumlarında kronikleşen iletişim sorunlarına yönelik ciddi ve yapısal bir müdahale niteliği taşımaktadır.

Aynı doğrultuda, vatandaşların yaşadığı sorunları doğrudan iletebileceği özel bir iletişim hattının kurulacak olması da dikkat çekiciydi. Amaç yalnızca vatandaşın sesini duymak değil; duyduktan sonra çözüm üretmekti. Bu vurgu, yönetim anlayışının merkezine insanı koyan bir bakış açısını açıkça göstermektedir.

Elbette bir valinin basınla buluşmasını “Vali basın toplantısı yaptı” gibi kuru bir başlıkla geçmek doğru değildir. Asıl mesele, söylenenleri doğru aktarmak ve kamuoyuna taşımaktır. Bu da basının asli görevidir. Bu açıdan bakıldığında, Sayın Valinin basını önemseyen ve muhatap alan tutumu, bizler için ayrıca kıymetlidir.

Toplantıda paylaşılan bir diğer önemli başlık ise Ağrı’nın geleceğine dair vizyondu. 2026 yılı yatırım planları kapsamında araştırma hastanesi, 250 yataklı hastane, kadın doğum hastanesi ve yeni devlet hastanesine ilişkin değerlendirmelerde şehrin yalnızca tek eksende değil, doğu–batı yönünde çift eksenli büyümesinden söz edilmesi son derece önemlidir. Adalet Sarayı ve yeni Emniyet Müdürlüğü binasının doğru bir planlamayla şehrin doğu tarafında konumlandırılması hâlinde, bu bölgede ciddi bir sosyo-ekonomik hareketlilik oluşacağı açıktır. Bu üç kritik kamu kurumunun aynı bölgede yer alması, hem arsa değerlerini hem de belediye yatırımlarının yönünü doğrudan etkileyecek stratejik bir adımdır.

Toplantıda paylaşılan bir başka çarpıcı veri ise Ağrı’nın demografik yapısıydı. Üniversite hariç yaklaşık 125 bin öğrenciye sahip olan şehirde, nüfusun dörtte biri genç ve okul çağındadır. Sayın Valinin bu tabloyu yalnızca bir istatistik olarak değil, doğrudan bir sorumluluk alanı olarak gördüğü açıktır. Bu çocukların eğitimi, sosyal yaşamı, kültür ve sanatla temas edebilmesi, Ağrı’nın geleceği açısından hayati önemdedir. Toplantı boyunca basın mensupları da sürece aktif şekilde katıldı. Gazeteci arkadaşlarımız Faruk, Servet, Taner, Gürkan, Metin ve Ahmet başta olmak üzere birçok basın mensubu sorularını doğrudan yöneltirken, Sayın Valimiz de hiçbir soruyu geçiştirmeden, samimi ve içten bir üslupla tüm sorulara tek tek cevap verdi.

Henüz görevinin ilk haftasında yurtlarda yangın merdiveni denetiminden öğrenci yaşam koşullarına kadar pek çok başlıkta sahaya inmiş olması da bu hassasiyetin somut bir göstergesidir. Bunlar küçük gibi görünen ama bir şehrin geleceğini belirleyen kritik detaylardır.

Basının değerli olduğuna inanılması ve ciddiye alınması ise bu sürecin tamamlayıcı unsurudur. Toplantı sırasında basın mensuplarının sahaya erişimini kolaylaştıracak araç kartlarıyla ilgili dile getirdiğim önerilerin de bu anlayışla değerlendirileceğine inanıyorum. Zira medya sektörünün gelişmesi ve güçlenmesi, yerelde mülki idarenin yaklaşımıyla doğrudan ilişkilidir.

Sonuç olarak; Ağrı’da bugün, devleti yalnızca kural koyan değil, tebessüm eden yüzüyle temsil etmeye çalışan bir anlayışın filizlendiğini görmek mümkündür. Bu filiz tutar mı, büyür mü, meyve verir mi; bunu zaman gösterecek. Ancak başlangıcın umut verdiği açıktır.